ANIL YILMAZ İLE KOLEKSİYONLARI VE KOLEKSİYONCULUK ÜZERİNE…

Anıl Yılmaz genç bir koleksiyoner. Yılmaz kendini ‘toplayıcı’ olarak tanımlasa da Osmanlı Cihan Devleti yıllarına, 2. Cihan Harbi’ne tarihlenen eserleri, Osmanlı efemera ürünleri, 16’ıncı Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar’ın madalya ve özel eşyalarıyla birlikte Kıbrıs Barış Harekâtı’na ilişkin yüzlerce obje ve belgeleri koleksiyon hacmine ulaşmış durumda.

Anıl Yılmaz ile koleksiyonları ve koleksiyonculuk üzerine bir e-mülakat gerçekleştirdik.

Anıl Bey sizi tanıyabilir miyiz?

Öncellikle böyle güzel bir platformda bana yer verildiği için herkese bütün kalbimle teşekkür ederim. 1995 yılında Ankara’da doğdum ve evliyim. İlkokuldan liseye kadar hayvanlarla sürekli ilgilendiğim ve sevdiğim için Veteriner Hekim oldum. Daha sonra Mikrobiyoloji alanına ilgi duyduğumdan dolayı Yüksek Lisansımı bu alanda yapıyorum. Hâlihazırda bir kedi köpek maması fabrikasında üretim ve kalite müdürü olarak çalışmaktayım. Çocukluğumdan beri eski eşyaları toplamayı ve biriktirmeyi seviyorum. Babamdan kaynaklı bakıra ve gümüşe karşı hep bir ilgi duyuyorum.

Antika ve koleksiyon merakınız nasıl başladı?

Antikacılık serüvenim aslında iki nedene bağlı… Birincisi babamın çocukken Ankara Ulus pazarında Osmanlı bir tablo beğenip dedemin almaması ve yıllar sonra babamın hatırladığı kadarıyla ve analizlerimiz sonucunda Şeker Ahmet Paşa’ya ait olduğunu düşündüğümüz tabloya, duyduğumuz özlem… İkincisi ise babamın ailesinin çerçilik ve hurdacılıkla uğraşmasıyla gördükleri, dokundukları ürünleri anlatmaları ve değer bilmeyerek satmalarından kaynaklı oluşan bir nevi hırs...

Koleksiyon merakım ise eski bir Alman subayının topladığı eşyaları görünce başladı. Bulduğum her nadir ürünü satmamam gerektiğini o zaman anladım.

Antikacıyı ve koleksiyonu, koleksiyoncuyu nasıl tanımlıyorsunuz?

Koleksiyonculuğun ilk adımı antikacılıktan geçer. Antikacı; nadir eski eşyaları alan satan biridir ve hemen her türlü ürün hakkında az çok bilgi sahibidir. Antikacı edindiği bir ürün hakkında bilgi sahibi olmasa bile eskiliği, yapılış tarzı, o ürün hakkında kendisini doğrulara götürür.

YILMAZ: KOLEKSİYONCULUK BİR ÖĞRETMEN GİBİDİR.

Koleksiyonculuk ise tamamen bilgi, tecrübe ve araştırmaya dayalıdır. Koleksiyoncu koleksiyonu için topladığı ürünler hakkında detaylı bilgiye sahiptir. Koleksiyonculuk benim gözümde yılların birikimidir. Bir öğretmen gibidir. Donanımlı, tecrübeli ve öğreticidir. Gerçek bir koleksiyoncu olmak uzun zaman ve sabır gerektirir.

Koleksiyonlarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Koleksiyonlarım Kıbrıs Barış Harekatıyla ilgili o dönemin Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’ın askeri ve kişisel ürünleri, bir diğer koleksiyonum ise 2. Dünya Savaşı ait madalya, miğfer, fotoğraflar, kılıçlar, dürbün, tabelalar, heykeller ve ütün tabakalarından müteşekkildir.

“NADİR OLAN HER ŞEYİ KOLEKSİYONUMA KATIYORUM.”

Osmanlı efemera ürünleri topluyorsunuz. Bu meyanda koleksiyonunuzda neler bulunuyor?

Osmanlı efemera ürünlerinde ise daha çok İttihat ve Terakki’ye ait ürünler, askeri diplomalar, afişler, askeri karneler, nüfus cüzdanı ve beratlar var. Aslında nadir olan her şeyi koleksiyonuma katıyorum demek daha doğru olur.

Eser ve ürünleri nasıl temin ediyorsunuz?

Bizim camiamıza en çok sorulan soru. Nereden buluyorsunuz? Açıkçası her yerden buluyoruz. Depolardan, eski kömürlüklerden, evlerden, hurdacılardan, antikacı dükkânlarından, mezatlardan, antika pazarlarından ya da müzayedelerinden hatta çöpten bile diyebilirim.

Enver Paşa’yla ilgili efemera topluyorsunuz. Bu bağlamda elinizde Paşa’ya ve İttihat ve Terakkî yıllarına tarihlenen neler var?

Enver Paşa’yla ilgili en meşhur olan ve askerleri için yaptırdığı Enveriye kaması, yine Çanakkale savaşlarında Enver Paşa tarafından askerlere dağıtılan küçük Boy Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte merhumun kartpostalları ve fotoğrafları mevcut. Ama en önemlisi Edirne’yle ilgili bir afişi bendeydi fakat Edirne Kent Müzesi’ne gönderdim. İttihatçılara ait ürünlerim ise daha çok kartpostal ve o dönem yapılmış afiş ve mendillerden oluşuyor.

Genel Kurmay eski başkanlarından Semih Sancar’ın takriben sayıları bine yakın madalya, bröve, belge ve özel eşyalarını bitpazarındaki tezgâhlardan satın aldınız. Merhum Genel Kurmay Başkanı’nın terekesi hakkında bilgi verir misiniz?

Eski Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar ile ilgili koleksiyonum oldukça geniş. Aile albümlerinden askerlik hizmetleri dönemindeki bütün evrak ve belgeler. Ayrıca 16’ıncı Genel Kurmay Başkanımıza hediye edilen eşyalar, tablolar, Kıbrıs Barış Harekâtı’yla ilgili önemli belgeler, diğer devletlerden gelen farklı eşyalarla birlikte yazmakla bitiremeyeceğim büyük bir arşiv mevut.

Kıbrıs Barış Harekâtı koleksiyonunuz için de bir paragraf açalım...

Kıbrıs Barış Harekâtı’yla ilgili olarak büyük ölçüde fotoğraflar ve muhtelif eşyalar var. Bir de ilk defa burada dile getireceğim savaş haritaları mevcut. En gözdesi ve en önemlisi de iki tarafa ait savaş haritalarının olması koleksiyonuma ayrı bir değer de katıyor. Çünkü bu zamana kadar hiçbir yer de görülmemiş olmaları kıymetini ziyadeleştiriyor.

Bu eserler bitpazarlarına nasıl düşüyor?

Bitpazarlarına nasıl düştüğünü merak edenler için söyleyebileceğim tek şey çöpe atılarak geliyor.

ANIL YILMAZ: BİZ NEDENSE EKMEĞİMİZİ DE TARİHİMİZİ DE ÇÖPE ATIYORUZ!

Aldığımız zaman soruyoruz nasıl buldunuz diye, cevap hep aynı: “Çöpün kenarına konulmuş“ diyorlar. Biz ekmeğimizi de tarihimizi de nedense hep çöpe atıyoruz. Toplum olarak en büyük yanlışlarımızdan bir tanesi bu.

Bitpazarları toplum için ne/neler ifade ediyor?

Bitpazarı denilince aklıma sürpriz ürünler ve heyecanlı bir arayış geliyor.

“BİTPAZARI AYRI BİR KÜLTÜRDÜR.”

Bitpazarı ayrı bir kültürdür. Bitpazarları toplumumuzun bazı kesimleri için pahalı ürünleri çok daha uyguna alabilmek ya da kullanmayacağı ürünlerin satıldığı yer, diğer farklı bir kesim için ise kötü kokan, temiz olmayan bir yer olarak görülmektedir. Bu noktada kısa bir bilgi ve olay anlatmadan da geçmek istemiyorum.

 

Lütfen, buyurunuz Anıl Bey…

Ünlü Fransız Ressam Reunion’a ait tablo ABD’de bitpazarında 7 dolara satılmıştı. Yine milli geliri oldukça yüksek olan Finlandiya’da bitpazarlarında dolaşmak, bitpazarlarında alışveriş yapmak bir kültürdür. Avrupa bitpazarların da alışveriş yapmak veya satış yapmak alçakgönüllülük ve entelektüel seviye olarak değerlendiriliyor. Yine kendimle ilgili bir anımı söylemeden geçmek istemiyorum.

Dinliyorum…

Bitpazarından aldığım eşyalarla ilgili olarak ulusal medyaya çıkmıştım. Eğer, bitpazarların da ne aradığınızı bilirseniz muhakkak bir gün aradığınızı bulursunuz. Bizim bitpazarlarımızın da bir gün saygınlığa ulaşmasını umuyorum. Ne olursa olsun, insanlarımızın hiç olmazsa bir kere olsun bitpazarına gidip gezmesini temenni ediyorum.

“2. Dünya Savaşı eser ve ürün grupları” dediğimiz zaman bu tanıma neler dâhil olur?

2. Dünya savaşı eser ve ürünleri denildiğinde pek çok kişinin aklına hemen savaş aletleri top, tüfek geliyor. Bu keyfiyet hadiseye sadece dar bir gözlemle bakmaktan başka bir şey değildir. O dönemin sembollerini taşıyan kıyafetle, ayakkabılar, tablolar, heykeller, takılar, arabalar, bisikletler, oyuncaklar, gözlükler ve o dönemin eşyaları her zaman ve herkes için ayrı bir nostalji atmosferi oluşturmaktadır. O savaş dönemine ait yapılan her eser o dönemi yansıttığı için her zaman farklı bir değere sahip olacaktır.

2. Dünya Savaşı yıllarına tarihlenen eserler ve antika ürünleri toplamaya hangi nedenlerle yöneldiniz?

Yurtdışına eğitim ve antika fuarlarını ziyaret etmek için gittiğimde 2. Dünya Savaş’ı eserlerine yönelik bende bir ilgi oluştu. Ürün ve eşya grupları hakkında bilgi sahibi oldukça merakım artmaya başladı ve daha sonraları o dönemi yaşamış askerleri, insanları tanıdıkça o dönemi araştırmaya ve incelemeye başladım. 2. Dünya Savaşı dönem ürünlerini incelemeye ve araştırmaya başladıkça ufak ufak toplamaya başladım. Daha sonra bulduğum ürünlerin yaşattığı heyecandan ve mutluluktan dolayı böyle bir koleksiyon yapmaya karar verdim.

Bu bağlamda elinizde neler var?

Alman ve Amerikan menşeli üzerlerinde semboller taşıyan madalyaları, rozetleri, kılıçları, tank dürbünlerini, kemer tokalarını, kartpostallarını ve siyah beyaz fotoğraflarını toplamaya çalıştım.

Öne çıkan bir ürünün hikâyesini anlatır mısınız?

Her ürünüm kendine göre ayrı bir önem taşıyor benim için. Ama en farklısı ve en duygulu olanı ise Amerikalı bir müşterimin bana hediye olarak gönderdiği bir Alman dürbünü. Kendisine yıllarca çok farklı Osmanlı ve Cumhuriyet ürünleri topladım. Her zaman bir Alman askeri dürbünü istediğimi biliyordu ve yıllar sonra bana bir hediye şeklinde gönderdi. Daha sonra aslında bu hediyeyi bizzat kendisinin getirmek istediğini ve akabinde Covid’den dolayı vefât ettiğini ailesinden öğrendiğim zaman çok üzülmüştüm. Antika ve koleksiyonculuğun en sevdiğim yanı bu. Yıllarca hiç yüz yüze görüşmedik ama birbirimize karşı hep güven ve iyi niyet içinde bulunduk.

2. Dünya Savaşı’na ait nesneleri nasıl temin ediyorsunuz? Türkiye’de bulmak mümkün mü? Yahut ülkemize nasıl getiriliyor?

2. Dünya Savaşı’na ait ürünleri genellikle Avrupa’dan ya da Amerika’dan online müzayedelerden ya da savaş fuarlarından gidip alıyorum. Türkiye’de bulmak zor ama kendi ülkemizdeki yabancı koleksiyonculardan da temin ediyorum. Onlar da genellikle zaten yurtdışından getiriyor. 

Müslüman Nazilere de değinelim…

2. Dünya Savaş’ı gerçekten her yönüyle bambaşka bir savaştır. Bu savaşa katılan Müslüman Naziler her zaman ilgimi ve dikkatimi çekmiştir. Hem Müslüman olup hem de Nazi olmak bana her zaman farklı iki kutup gibi gelmiştir. Müslüman Naziler, Kudüs Baş Müftüsü Emin el-Hüseyni'nin girişimi ile kurulmuştur. 13. SS Waffen Dağ Tümeni "Handschar", Waffen SS'e bağlı 38 tümenden biridir. Tümenin ismi olan Handschar, tümenin amblemiydi. Adı, Hançer Birliği olmasına rağmen birliğin sembolü aynı zamanda Bosna-Hersek'in sembolü olan paladır. Ülkede yaşayan Müslüman Boşnaklar tarafından kurulmuştur. Hitler birlikteki düzeni bozmak istemediği için birliğe özel fes bile yaptırmış. Bu yüzden Almanlar onlara “fesli Naziler” de diyordu. Hitler, Bosnalıların Slav kökenli değil Germen kökenli olduklarını, sonradan Slavlaştırıldıklarını savunuyor ve ait oldukları saf ırkı onlara geri kazandıracağını vaad ediyor! Bu vaat üzerine özüne dönüp Osmanlı zamanındaki gibi dinini de rahatça yaşamak isteyen Müslüman Bosnalılar Nazilerin yanında saf tutup savaşa katılmışlar Tabi daha sonra 20.000 kişiyi bulan Hançer Birliği’nin sayısı savaş zamanında 10.000'e düşmüş. Sağ kalan 10.000 asker ise savaş sonunda İngilizlere teslim olmuş. 

2. Dünya Savaşı’na sahne olan Fransa, Almanya ve Polonya’da antika pazarlarını ziyaret ederek eser/ürün topluyorsunuz. Bu ülkelerdeki antika pazarlarını ve ürünleri de konuşalım…

Avrupa antika pazarlarında ürün çeşitliliği oldukça fazla. Hatta Osmanlı ürünlerini de görmek mümkün. Özellikle Almanya Berlin ve Münih antika pazarlarında oldukça fazla Osmanlı madalya, kılıç, efemera ürünlerini bulmak mümkün. Buralarda yine 2. Dünya Savaşı’na ait eserleri de görmek benim için heyecan vericiydi. Fransa pazarlarından Marché Saint Ouen özellikle o kadar büyük ki gezmekle bitmeyecek gibi geliyor insana. Muhteşem bir havası olduğunu söyleyebilirim. Ve yine Braderie de Lille pazarı oldukça eski bir pazar olma özelliğiyle biliniyor, kaldırımlarda boylu boyunca uzanan tezgâhlar arasında kendinizi kaybetmemeniz mümkün değil. Osmanlı pazarı için yapılmış köstekli saatler, muhteşem bronz heykeller, çalışma masaları, porselenlere ilgi duymama rağmen o kadar farklı güzel çeşitler vardı ki hoşuma gitmemesi imkânsızdı. Polonya’da ise hem eski Alman hem de Rusya dönemine ait ürünleri sıkça görebilirsiniz. Polonya antika pazarları 2. Dünya savaşının yaşanmışlıklarını kesinlikle herkese hissedecektir. Ama en çok çeşit Fransa’nın antika ve bitpazarlarında mevcut.

Polonya’da antika pazarında tezgâh açtınız. Orada neler aldınız, sattınız?

Polonya’da antika pazarına ilk gittiğimde oldukça heyecanlanmıştım. Hem Sovyet dönemi ürünleri hem de Alman ürünleri bulmam beni sevindirmişti, orada açtığımız tezgâhta saatler, bronz heykeller, madalyalar, Osmanlı kılıç ve kamalar, kale tüfekleri, plaklar ve oyuncak ürünler sergilemiştik.

Polonya’daki antika pazarında kendim için 2. Dünya savaşıyla ilgili dürbün ve efemeralar toplamıştım. Polonyalılar Nazi ürünlerine karşı oldukça tepkililer, bazı satıcılar tezgâh altında ürünleri gösterirken bazıları ise tezgâhlarına koymayı tercih ediyordu. Ama halkın büyük çoğunluğu bu ürünlerin alınıp satılmasından memnun değildi.

Avrupa’daki antika pazarlarıyla ülkemizdeki antika ve bitpazarlarını karşılaştırdığınızda ortaya nasıl bir gözlem çıkıyor?

Daha önceden yapılan ülkelerarası sanat ve antika araştırmasında Türkiye’nin son 30 yıldır antika ürünlerine ilgi gösterdiği, Avrupa ülkelerinin ise bu alanda en az 100 yıllık bir ili geçmişine sahip olduğu tespit edilmişti. Hal böyle olunca ürün çeşitliliği anlamında da biz biraz daha dar yapıya sahibiz. Ürünler konusunda da bilgilerimiz oldukça kısıtlı.  Bazı ürünleri yeni yeni keşfediyoruz ve öğreniyoruz.

YILMAZ: AVRUPA PAZARLARINDA ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ OLDUKÇA FAZLA.

Avrupa pazarlarında ürün çeşitliliği oldukça fazla. Tabi bunun tarihsel, kültürel, ekonomik ve sosyal planda birçok nedeni mevut. Bizde “nadir” diyebileceğimiz ürünler orda “sıradan” bir ürün olabiliyor. Avrupa’dan ürün getirenler için “biz Avrupa’nın hurdasını getiriyoruz” sözünü hep duyuyoruz. Bizim antika pazarlarımız ile Avrupa’nın bitpazarları hemen hemen aynı kıvamda diyebiliriz. Avrupa’nın antikası gerçekten hem nadir hem de pahalı. Bizim antika tezgâhlarımızda retro, vintage gibi ürünlere de yer veriliyor.

Ülkemizde maalesef bu durum oldukça zayıf. Genellikle müzeler bağış sistemiyle alıyor ya da uzman bir ekspertiz kadroları olmadığı için ürün almaktan çekiniyorlar. Müzelerimizin Koleksiyoncuya maddi bir yönden yardım da bulunmuyor. Ama koleksiyoncu bu ürünleri almak için ciddi paralar veriyor. Bir de müzelerimiz her ürüne koleksiyon gözüyle bakmıyor, bu konuda oldukça bilgileri zayıf. Bir şeyin müze de olabilmesi için illa toprağın altından çıkması gerekmiyor. Hâlbuki ki müzeler koleksiyoncuları maddi ve manevi yanında olsa bugün Türkiye’nin her mahalle köy kasabasına müze açılır. Koleksiyoncular kendi alanların da müzelere bilgi konusun da bile yardımcı olurlar. Böylelikle bu topraklara ait eserlerimiz yurtdışına çıkmamış olur. Koleksiyoncumuza ne kadar değer katarsak müzelerimiz, tarihimiz o kadar değerli olur. Bu zincir gibidir beraber olmadan olmaz. Bu konu da eskiye göre bence oldukça iyi yol aldık ama benim için yetmez daha iyi olmak için çalışmalıyız.

Avrupa devletleri müzeler marifetiyle yaklaşık 200 yıldır koleksiyonerleri destekliyor. Koleksiyonerlerin ellerinde bulunan ülke tarihlerine ışık tutan efemera, obje ve ürün gruplarını satın alarak müzelerin envanterine kaydediyor. Sorumuzun ikinci cümlesinin muhatabı olarak ülkemizdeki durumu nasıl özetlersiniz?

Ülkemizde maalesef bu durum oldukça zayıf. Genellikle müzeler bağış sistemiyle eser/ürün alıyor ya da uzman bir ekspertiz kadroları olmadığı için ürün almaktan çekiniyorlar. Müzelerimiz Koleksiyoncuya maddi yönden bir yardımda bulunmuyor. Ama koleksiyoncu bu ürünleri almak için ciddi paralar veriyor. Bir de müzelerimiz her ürüne koleksiyon gözüyle bakmıyor, bu konuda kendimizi geliştirmeliyiz. Bir şeyin müzede olabilmesi için illa toprağın altından çıkması gerekmiyor. Hâlbuki müzeler koleksiyoncuların maddi ve manevi yönden yanında olsa bugün Türkiye’nin kasabasına birer müze açılır. Koleksiyoncular kendi alanlarında müzelere bilgi konusunda da yardımcı olurlar. Böylelikle bu topraklara ait eserlerimiz yurtdışına çıkmamış olur. Koleksiyoncumuza ne kadar değer katarsak müzelerimiz, tarihimiz o kadar değerli olur. Bu zincir gibidir, beraber olmadan olmaz. Bu konuda eskiye göre bence oldukça iyi yol aldık ama yetmez daha iyi olmak için çalışmalıyız.

Eser ve ürün gruplarınızı nasıl muhafaza ediyorsunuz?

Eserlerimi muhafaza etmekte oldukça zorlanıyorum. Yer konusun da oldukça sorunlar yaşıyorum. Her ürünüm tek tek görmek için alan oluşturmaya çalışıyorum. Çerçeveye alınması gereken ürünlerim almaya çalışıyorum ama o bile bazen maddi yönden beni etkiliyor. Evimde boş bulduğum her yere koleksiyonumla ilgili ürünleri koymaya çalışıyorum.

Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?

Bundan sonraki tek bir hedefim var aslında: Belgesel. Tek istediğim düşündüğüm olay bu. Toplumuma bu işi sevdirmek ve aşılamak istiyorum. Bazı konularda eksiklerimi tamamlamak için yardım istiyorum ama maalesef her seferinde olumsuz cevaplar alıyorum. Ama ne olursa olsun bir gün kesinlikle bu işi yapacağım.

Son olarak okuyucularımıza nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Öncellikle şahsınız adına ve Kuveyt Türk Katılım Bankası’na böyle bir platform oluşturarak ülkemizde yeni yetişecek koleksiyonculara ve antikacılara ışık ve önderlik ettiğiniz için çok teşekkür ederim.

Koleksiyonculuğun veya antikacılığın aileden gelen bir kültür mirası olduğunu unutmamalıyız. Bu alanda yetişecek olan gençlerimize her zaman tam destek vermeliyiz. Bu işe gönül vermiş ya da verecek olan tüm antika ve koleksiyoncu arkadaşlara başarılar dilerim.

Ben de ilginiz için teşekkür ediyorum.

 

İbrahim Ethem Gören/10.01.2022-Yazı No: 278

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

SİTE HARİTASI

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.