İRFAN ALTIKARDEŞ İLE KOLEKSİYONLARI ÜZERİNE…

İRFAN ALTIKARDEŞ İLE KOLEKSİYONLARI ÜZERİNE…

Gazeteci İrfan Altıkardeş medeniyetimizden kaybolup giden güzellikleri koruyup muhafaza etme, güzelleştirme uğraşında olan bir koleksiyoner. Hatırı sayılır bir hat sanatı eseri ve saat koleksiyonu bulunan İrfan Altıkardeş ile koleksiyonları üzerine sohbet ettik.

İrfan Bey sizi tanıyabilir miyiz?

Bursa’da esnaf çocuğu olarak 1971 de doğdum. Çocukluk yıllarım tarihi hanlar bölgesinde, Kozahan’da ticaretin merkezinde geçti. 1990’lı yıllara kadar Bursa’nın çevre köy ve şehirlerinden (Bilecik-Balıkesir-Eskişehir) ipek kozaları Haziran ayında at arabaları, kamyonetler ile Kozahan’a getirilir ve açık arttırma ile tüccar tarafından ip yapılmak üzere satın alınırdı. Tekstilin merkezi Bursa idi. Babam hem havlu, hem de imalatçılara pamuk ipliği satıyordu. Ben gazete dağıtımı ile başladığım profesyonel meslek hayatımda, lisede muhasebe stajını yaparken Türkiye Gazetesi’nde muhabirliğe geçtim. O zaman lise çağında gençler aktif olarak çalışma hayatına katılıyordu. Yüksek lisansımı işletme branşında yaptım. İhlas Haber Ajansı 1994’te kurulurken Bursa Bölge Müdürlüğü’ne getirildim. Şimdi İstanbul’da aynı ajansta İHA Haber Genel Koordinatörü olarak görevime devam ediyorum.

Koleksiyonculuğa nasıl başladınız 

Hat koleksiyonuna ilginç bir tevafuk ile başladım.  Babam Nihat Altıkardeş’e İstanbul’da hocası Hüseyin Hilmi Bey’in hediye ettiği eski bir İsmail Zühdi yazısını fark etmekle heyecanım arttı. Yazı eski olduğu için İsmail imzası bulunan bu eserin tam olarak kime ait olduğunu merak ettim. Murakkaa şeklindeki hattı inceleyen Hattat Mahmut Şahin, İsmail imzasının İsmail Zuhtî’ye ait olduğunu, diğer eserlerindeki harf hareketleri ile ortaya çıkardı. İsmail Zuhtî’nin eseri ile karşılaşınca eski yazılara daha fazla merak saldım.

Muhabirlik mesleği gereğince sanatçılarla da çok kez bir araya gelme fırsatım oluyordu. Hattatlar, müzehhibeler, neyzenler, oymacı, antikacı mesleklerinde olanlar ile özel röportajlar yapıyordum. Çünkü gelenekli Osmanlı sanatlarının günümüzde yeniden neşvü neva bulması bizi çok mutlu ediyordu.

Bursa’da bu sanatlar zengin bir geçmişe sahipti. Askeri darbe döneminde, 1980 yılında çalması yasaklanan, ilk sivil mehter takımı olan Bursa Mehteri’nin belediye deposunda çürüyen enstrümanları ile kıyafetlerinin yeniden ortaya çıkartılarak derneğin tekrar açılmasına haberlerimle öncülük ettim.  

Birçok eski eserin hayırseverler tarafından restorasyonu için yaptığım haberler yüzünden eskiye özel ilgim var. Bugün Bursa’da sanatçıların kullandığı dünyanın ilk çarşılı köprülerinden olan Irgandı Köprüsü, Bursa’nın Yunan işgali sırasında yakılmıştı. Bu özel yapının orijinaline uygun ihyası için Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu’nun merhum Başkanı Kazım Baykal ile temellerinde incelemeler yapıp, seri haberler yazdım.


30 ÜLKEDE VE 100’LERCE ŞEHİRDE SANATLI İŞLERİ TOPLAMA İMKÂNIM OLDU

Eskiye olan bu ilgim, eskinin eserlerine de yakından bakmamı sağladı. Muhabir olarak Özbekistan’dan Amerika’ya kadar 30 ülke ve yüzlerce şehir gezme fırsatım oldu. Gittiğim ülkelerdeki sanatlı işleri de toplamaya başladım.


KOLEKSİYON, HAYATTAKİ İLGİ ALANAMIZIN TESCİLİDİR

Koleksiyonlarda neler arıyorsunuz?

Koleksiyonum hat ve mekanik kol saatleri üzerinedir. Koleksiyonlarda klasik olanları, farklı duranları, içimin ısındığı eserleri alıyorum. Bazen hediye edilen eserler de oluyor, onları da ayrı bir hikâyesi olduğu için mutlaka muhafaza ediyorum. Koleksiyon, hayattaki ilgi alanınızın da tescilidir.

Koleksiyon ne için yapılır?


KOLEKSİYON, İNSANIN GEÇMİŞİNİ MUHAFAZA ETMESİ DEMEKTİR

Koleksiyon insanın geçmişini muhafaza etmesi demektir. Bugünlerde Topkapı’dan Bursa Arkeoloji Müzesi’ne gönderilerek orada kaybolan tarihi bir Kur’an-ı Kerim ile alakalı konu gündemde. Bu eseri alan koleksiyoner rahmetli oldu. Ancak yetiştirdiği 2 güzel evladı, eserin Topkapı Sarayı’na ait olduğunu öğrenince, babalarından miras kalan koleksiyondaki bu mushaf-ı şerifi hiç tereddüt etmeden getirip teslim ettiler.


KOLEKSİYONER, MUHAFAZA EDİCİDİR

Eğer iyi bir koleksiyoner, İstanbul Kapalıçarşı’daki bir sahaftan o eseri alıp muhafaza etmeseydi, o sanatlı mushaf bugün bulunamayacaktı. Bana göre koleksiyoner, muhafaza edici demektir. Eseri yaşatmak, çalışır ve fonksiyonel tutmak mecburiyetiniz de var. Saatlerimden bazen arızalananlar oluyor. Çünkü bunların her birini kullanıyorum. Arızalanınca bakımını yaptırıyorum. Sıkıntısını öğreniyorum. Bulunmayan bir parçayı tornada belki yeniden imal ettiriyorum. Bu durum bazen birkaç ay, birkaç sene bile sürebiliyor. Ancak şanslıyım ki günümüzde her işin bir erbabı ve çözüm üretme imkânı var.

Saat koleksiyonunuz var. Hangi saatler ilginizi çekiyor?

Saatlerim öncelikle mekanik. Yani kurmalı ve otomatik kol saatlerini topluyorum. Sadece pille çalışan 1  saatim var. O da bir haberden dolayı patronum merhum Enver Ören hediye ettiği için, koleksiyonumda yerini muhafaza ediyor. 10 civarında cep saatim de var. Bunları da yelek giydiğim günlerde kullanıyorum. Aile içerisinde dedemden, babamdan kalan cep saatlerini muhafaza ediyorum.

Saatte zaman tutma kalitesi, eski olması, kadranının temiz olması, estetik durması gibi kriterlerim var. Bunları yakaladığım zaman, uygun da bir fiyat ile karşılaştıysam hemen hiç düşünmeden saati koleksiyonuma dâhil ediyorum.


SAATİN TALİBİ ÇOK OLUYOR!

Ancak saatin talibi çok oluyor.

Saatlerinizi nasıl muhafaza ediyorsunuz?

Saatlerimi 18’li kutular içerisinde iş yerimde, evimde sergiliyorum. Ancak kıramayacağım arkadaşlarım geliyor. Kutuyu istiyorlar. Ben de bazen kıramayacağım arkadaşıma saatleri 18’li olarak hediye ediyorum. Bazen saat konusunda benden daha kıdemli koleksiyoner bir arkadaşım elimde farklı bir saat görüyor. Bu markanın Türkiye distribütörü arkadaşım diyor, bu model onda yok, ona hediye edeceğim diyor. Özel bir gerekçe olunca, saati kaça aldıysam kendisi fiyatını biliyor zaten saati benden alıp arkadaşına hediye ediyor. Bazen saatleri isteyenler, kendi eserleri ile takas teklif ediyor. Normalde o eserin karşınıza çıkması çok zaman alacak belki ama, bir bakıyorsun bir kutu saat ile güzel bir hilye yer değiştiriyor.  Koleksiyon kısaca bir nasip işi.

KOLEKSİYON ÖĞRENMEK İÇİN YAPILIR

Saat koleksiyonculuğunda hedefleriniz neler?

Koleksiyon öğrenmek için yapılır. Ben saatlerle ilgili çok farklı bilgileri, biriktirmeye başlayınca öğrendim. Farklı insanlarla tanışıyorsunuz. Bazen ilgi, alakadar olanları da çekebiliyor. Bursa’da saat koleksiyonerleri fazla. Bugünlerde Belçika’dan, kule saatlerinin tamiri dâhil, kendisi el işçiliği ile saat yapabilen bir arkadaşım Türkiye’ye döndü, Bursa’ya yerleşti. Yani insanları tanıma fırsatı veriyor. Birçok meraklı bir araya gelip konuşuyoruz. Çok farklı güzellikleri var. Birbirlerinin dilinden anlayan insanların muhabbeti lezzetli oluyor.

Malum, güzellikler paylaşıldıkça çoğalıyor. Saatlerinizi sergileme imkânınız oluyor mu?

Bursa’da Araba Müzesi’nde mekanik saat sergisi vardı. Orada farklı saatler sergileniyordu. Benim kol saatlerimden de haberleri olmuş. Kendi koleksiyonumu orada sergileme fırsatım oldu. Ben biriktirdiklerimi sergilemeyi ve kullanmayı seviyorum. Bazıları bunun aksini yaparlar. Bilgileri paylaşıyorum. Benzer eserler olunca değiştiriyorum arkadaşlarımla.


MÜZE KURMAK HER KOLEKSİYONERİN HAYALİDİR

Çok farklı bir dünya. Ancak bir müze kurmak tabii ki her koleksiyonerin hayalidir. Ancak benden çok daha kıdemli arkadaşlarım var müze kurabilecek. Onlara yardım etmeyi tercih ediyorum.

İyi bir saat bulduğunuzda neler düşünüyorsunuz, nasıl koleksiyonunuza dâhil ediyorsunuz?

İlk olarak heyecanlanıyorsunuz. Çünkü özellikli bir eser, her zaman koleksiyonerde heyecan uyandırır. Çalışıp çalışmadığına bakıyorsunuz. Sonra kondisyonunu kontrol ediyorsunuz. Eksiklikleri var ise bunları nasıl telefi edebileceğinizi düşünüyorsunuz. Bir sürü soru işareti ve muhakemeden sonra, talip olduğunuzun işareti olan soruyu soruyorsunuz, fiyatı nedir.

Satıcı uygun bir kişi ise anlaşmak kolay oluyor. Ancak almak istediğiniz saat, anlayış konusunda zor bir kişide ise, eser de güzel ise biraz sabredip ya sahip oluyorsunuz ya da fazla uzatmadan o eserden vazgeçiyorsunuz. Tabii zamanla tanınınca insanlar sizin ilgi alanınızı biliyorlar. Buldukları eserleri, saatleri size teklif ediyorlar. Uygun fiyat söyleyenler oluyor, hayâl kuranlar çıkıyor. Orta dengeyi bulursanız alış-veriş oluyor,  koleksiyon gelişiyor. Bazı dönemlerde moraliniz iyi olmuyor, koleksiyona eser girmiyor. Hayat akıp gidiyor.

Koleksiyon değeri haiz saatler hangi hususiyetlere haiz olmalı?

Az bulunmalı, el işçiliği yüksek oranda olmalı. Mekanik olmalı. Menşei ülke ve markası bilinir olmalı.  Dünyada halen faaliyetini sürdüren markaların saatleri daha kıymetlidir. Çünkü onlar aradan geçen yıllara rağmen ayakta ise, iyi ürün yapıyorlar demektir. Bir aidiyeti olmalı. Mesela Longines’in 1970 Berlin Olimpiyatları için yaptığı özel saatler var, limitli sayıda. Böyle özellikleri olmalıdır. Limitli olması da bir ayrıcalık tabii ki. Sade ve klasik olmalı. Farklı özellikleri bulunmalıdır.

Hat koleksiyonunuzun olduğunu biliyoruz. Kimler var? Hatları nasıl temin ediyorsunuz?

Eski ve yeni hatlar olmak üzere karışık koleksiyon yapıyorum. Daha çok eserleri saklamak yerine evlerimde, yaşadığım mekânlarda teşhir etmeyi seviyorum.  İsmail Zühdî, İsmail Hakkı Burduri, Mehmet Bahrî, Cemil Bilgiç, Abdülkadir Sür, Yeni dönem Bursa ve İstanbul’dan değerli hocalarımızdan icazet alan 30 civarında farklı günümüz hattatının eserlerini saklıyorum.

Koleksiyonunuzu nasıl yönetiyorsunuz?

Ben eserleri, gezdiğim şehirlerde geçirdiğim vakitler arasında buluyorum.


NEYİN NE ZAMAN KARŞINIZA ÇIKACAĞI BELLİ OLMUYOR

Farklı coğrafyalardan eserler alıyorum. Neyin ne zaman karşınıza çıkacağı belli olmuyor.

Ben koleksiyon yaparken, etrafımdaki bazı kurumların da müzeler kurması için teşvik edecek gücü kendimde buluyorum. Bursa’da mesela bir hat ve Kur’an-ı Kerim müzesi kurulması için Muradiye’deki tarihi medreseyi Vakıflar’dan Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis ettirdik. Bazı eserler buraya gelmeye başladı. Emirsultan Camii’nde bulunan Mustafa İzzet, Bakkal Arif Efendi gibi ünlü hattatların eserleri de burada sergilenecek. El yazma mushaflar toplanmaya başlandı. Hattat Mahmud Şahin’in yazdığı dünyanın en büyük hilyesi bu müzeye yerleştirildi.
Hattın nasıl yazıldığına, malzemelerin nasıl yapıldığından son haline kadar olan bütün safhalar burada gösterilecek. Yeni nesile eski sanatları anlatmak için her türlü kulvarı kullanmaya çalışıyoruz.


BURSA’DA ARADIĞINIZ HER ŞEYİ KOLAYCA BULABİLİRSİNİZ

Bursa koleksiyoncular için münbit bir şehir mi?

Evet Bursa, ticaret, sanayi, tarım, tabiat için münbit olduğu gibi Osmanlı’nın ilk payitaht şehri olarak sanat için de, koleksiyon için de çok verimli bir şehirdir. Aradığınız her şeyi, çok kolayca bulabilirsiniz. Tarihi mahalleleri, tarihi sokakları, evleri ile kadim bir hayat var Bursa’da. Böyle bir şehirde koleksiyoner aradığını rahat bulur.

Pazar günleri Nilüfer’de antika pazarı kuruluyor. Pazarda nelere rastlıyorsunuz?

Bursa coğrafi olarak avantajlı bir şehirdir. Bursa’da faaliyet gösteren güçlü antikacı esnafının yanı sıra, İstanbul, Ankara, İzmir, Balıkesir, Kütahya, Afyon, Antalya, Konya, Kayseri ve Manisa gibi şehirlerden arkadaşlarımız geliyorlar pazara. Yani bütün bu önemli antikacı esnafların buluşma, kavşak noktasında yer alıyor şehrimiz. Her ayın 3. Pazar günü açılan antika tezgâhlarında aradığınız birçok malzemeye rastlamak mümkün oluyor. İlgi duyduğunuz alanlara ait çok eser var diyebilirim. Bursa Nilüfer Antika Pazarı ülke çapında şimdiye kadar kurulan pazarların arasında yerini aldı. Koleksiyonerler ilgi gösteriyor. Ben de bu pazarda ayda bir gün tezgâh açıyorum.

Bu mekân, koleksiyonerlerin buluşma mekânı oldu diyebilirim. Arkadaşlarım geliyor, hoşça vakit geçiriyoruz. Eserleri, organizasyonları konuşuyoruz. Bir kültür takası olan güzel bir mekân haline geldi Bursa Antika Pazarı.

Sizin ilave etmek istediğiniz hususlar neler?

Ben bu tip antika pazarlarının düzenli organize edilmesini destekliyorum. Hem eserler değerini bilenlere gidiyor. Hem de değerli insanlar, güzel, nezih bir ortamda bir araya geliyorlar. Kültür alış-verişi olan bir pazar yeri olarak görüyorum. Antika severleri ve koleksiyonerleri İstanbul Feriköy, Beyazıt Çınaraltı, Ankara Ayrancı, İzmir ve Bursa’da açılan bu önemli pazarları ihmal etmeden takip etmeye davet ediyorum.


KOLEKSİYONLARIN DEVAMINI SAĞLAMAK İÇİN KIYMET BİLEN NESİLLERİN YETİŞMESİ GEREKİYOR

Okuyucularımıza nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Koleksiyon ve antika merakı, insanı geliştiriyor. Her hususta farklı bilgilere eser peşinde koşarken kavuşuyorsunuz. Koleksiyonerin zengin olması gerekmiyor. İnsanlara öyle bir eserler geliyor ki, ben geriye dönüp baktığımda maaşlı bir kişi olarak bunlara parayı nasıl bulduğumu düşünüyorum. Ancak bir şekilde maaşım ile koleksiyon oluşturabilmişim. Şuna inanıyorum; bugün bulunan eseri, ne yapın edin, kendinizi zorlayın alın. Gelecekte bunları hem bulamayacağız, hem de alabilecek gücümüz ve isteğimiz olmayabilir.

Bu bakımdan koleksiyonların devamlılığını sağlamak için de, ellerindeki eserlerin kıymetini bilen nesil yetiştirmesi gerekiyor. 

 

 

İbrahim Ethem Gören

 

 

 

 

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • Kuveyt Türk müşterisiyim
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • Kuveyt Türk müşterisiyim
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.