İŞ ADAMI RECEP ALİ TOPÇU İLE İŞ DÜNYASI, EKONOMİ VE KÜLTÜR SANAT DÜNYASI ÜZERİNE

İŞ ADAMI RECEP ALİ TOPÇU İLE İŞ DÜNYASI, EKONOMİ VE KÜLTÜR SANAT DÜNYASI ÜZERİNE...

İş adamı, koleksiyoner Recep Ali Topçu ile gerçekleştirdiğimiz mülakat dizimizin üçüncü ve son bölümünün öznesinde iş dünyası, ekonomi ve kültür sanat dünyası var.

 

 

Recep Ali Bey iş dünyası, ekonomi ve kültür sanat etkileşimi üzerine neler söylemek istersiniz? Kültür ve sanatın ekonomiyle, sanayiyle ilişiği ve işbirliği nedir? Toplumun gelişimindeki rolleri nedir?

MEDENİYETSİZ KÜLTÜR SANAT OLMAZ

Dünyada kültür ve sanatsız medeniyet, medeniyetsiz kültür sanat olmaz. Dünyada kültür ve sanatsız ekonomi, ekonomisiz kültür sanat da olmaz. Kültür sanat ekonomiyi, ekonomi kültür sanatı zenginleştirir. Ekonominin ve kültür sanatın el ele vermesiyle başarılı sonuçların inşa edilmesi daha kolay görülmektedir.

Kültür dünyasına yatırım yapmayanlar, ekonomi dünyasındaki yatırımların verimliliklerini artıramıyorlar. Nasıl ağaçlar büyümek ve gelişmek için, verimli topraklar ve uygun iklimler isterlerse, kurumlar ve kuruluşlar da gelişmek için, derin, kültürel, zengin ekonomik ortam isterler.

Kültür sanatın, ekonominin gelişmesine olan katkısı kadar turizmin ve turizm içinde gelişen ekonominin gelişmesine de çok büyük katkısından söz edebiliriz. Kültür sanat bir toplumun genel itibariyle kopyalanamayacak öz ve özgün değerleridir.

Japon bir kültür sanat uzmanının şu ifadesi ne yazık ki kültürel zenginliğimizin yeterince farkında olmadığımızı göstermektedir. “Bu tarihi eserler bizde olsa, onları cam fanusa koyar, izlemeye doyamazdık.”

Prof. Dr. Nazif Gürdoğan hocamız kültür sanat ile ekonomi arasındaki ilişkiyi şöyle izah etmektedir:

”Kültürü güzel olanın, ekonomisi güzel olur. Kültür ve sanatın sofrasından beslenmeyen ekonomi gelişemez. Medeniyet değerleri kültür ve sanatla, edebiyatla geleceğe taşınır.

Kültür ve sanatla bağlarını koparmış bir ekonomi ve politikanın krizlerden kurtulması mümkün değildir. Ülkelerin ve şehirlerin değişmesinde, kültürel alan yıkılarak, ekonomik alan inşa edilemez.

 

KÜLTÜR SANAT VE EKONOMİ ARASINDA ÖNEMLİ BAĞLAR VARDIR.

Kültür ve sanat ile ekonomi arasında önemli bir bağlantı vardır. Kültürel işbirliğinin olduğu ülkelerde, ekonomik işbirliği, ekonomik işbirliğinin olduğu ülkelerde kültürel işbirliği vardır. Ülkeler arasındaki ekonomik ve kültürel ilişkilerde kültür ekonomiye, ekonomi kültüre kılavuzluk yapar. Nasıl ayçiçeği yüzünü hep güneşe çevirirse, ekonomi de yüzünü hep kültüre çevirir. Ekonominin gözü sürekli kültürün üzerindedir. Kültür, ekonominin olduğu kadar, insanın da vicdanıdır. Vicdan ekonomide adaletin terazisidir.”

F. Braudel’e göre “Ekonomiyi kültür, politika ve değerlerden soyutlamak mümkün değildir.” Prof. Dr. İskender Pala hocamız ise “Kültür ve sanat endüstrisine katabileceğimiz çok malzememiz var iken pazardan pay alamayışımız hazindir. İslâm medeniyetinin bunca zengin düşüncesi, eseri, anlayışı var iken sanat alanında bunlardan yeterli çıkarım ve üretim yapamayışımız büyük eksikliktir. Batı dünyası insani değerleri kültür ve sanat penceresinden görmeye başlamış, gelişmişlik ölçütlerini kültür ve sanat ile değerlendirir olmuştur. Yani ki bu çağın uluslararası mücadele alanlarının başında sanat ve kültür gelir ve bu ikisi, zengin insanlar ve zengin ülkeler nezdinde neredeyse siyasetin, politikanın, teknoloji ve yatırımların önüne geçmek üzeredir. Dünyanın ihracat ürünleri arasında kültür ve sanat ihracı da zaten birinci sıraya oturma yolundadır. Yoksa dünyanın en büyük zenginleri ve holdingleri, müzeler, kültür merkezleri açmakta, paralarını sanat eserlerine yatırmakta yarışırlar mıydı dersiniz?” ifadeleriyle konuya farklı bir bakış açısı getirmektedir.

İş insanının işini kurduğu, geliştiği, büyüdüğü topraklardaki kültür ve sanat eğitime, toplumlar olaylara dokunma, fertlerin hayatlarına zenginlik katma gibi sorumlulukları da vardır.

 

İş âleminde kültür ve sanatla uğraşmanın önemine değinir misiniz?

Kültür ve sanattan uzak kalanlar gördüğümüz kadarıyla güzelliklere, insanlara, sevgiye, doğaya, estetiğe, inceliğe ve medeniyet değerlerimize yabancılaşabiliyor. Yabancılaşma, insanı kendinden, hakikatten, güzelliklerden, medeniyet değerlerinden, incelik ve zarafetten de koparabiliyor.

İş âleminde bir taraftan işinizi en iyi şekilde yapma çabasındayken diğer taraftan da kültür ve sanatın içinde bulunmanız ayrı güzellik, ayrı bir zenginlik katıyor; hem kişilere, hem de kurumlara...

 

İŞ ÂLEMİNDE KÜLTÜR SANAT LOTUS ÇİÇEĞİNE BENZER…

İş âleminde kültür ve sanatı lotus çiçeğine benzetebiliriz. Bilindiği üzere Lotus çiçeği çıkardığı harikulade güzel kokuları ile bataklıktaki iğrenç kokuları bastırıp nefis bir kokuya dönüştürebiliyor.

Anlayabildiğimiz kadarıyla kültür sanat bir ölçüde lotus çiçeği gibi maddileşen, bireyselleşen, yalnızlaşan, değerler sisteminin paraya indirgenmeye çalışıldığı iş dünyamızda ayrı bir fonksiyon icra ediyor. Sevginin, inceliğin, zarafetin çoğalmasına katkı sunuyor. Teneffüs gibi ayrı bir nefes, ayrı bir lezzet sunuyor.

Bir bütün olarak kültür, milletlerarası ve kültürlerarası iletişimin niteliği ve devamlılığı açısından stratejik önemi haizdir. Kültür sanat, bütün ilişkiler ağını dolaylı veya doğrudan etkileyen bir konumdadır. Sorumluluk hisseden her bir iş insanının ekonomi vizyonu olduğu kadar, kültür ve sanat vizyonu da olmalıdır.

 

Bu anlamda sizler neler yapıyorsunuz?

Kişisel ve kurumsal hayatımızda kültür ve sanatın arz ettiğim önemine binaen bizler de Adell şirketimizde, ekonomik operasyonlarımızda olabildiği kadar tatlı bir kıvamda kültür ve sanatı, iş modelimizin içine dâhil etmekten mutluluk duyuyoruz, tüm sanayicilerimize, iş insanlarımıza da benzer çalışmaları gönülden öneriyoruz.

 

Bahsettiğiniz üzere iş insanının, bir liderin, yöneticinin kültür ve sanat vizyonu sizce nasıl olmalıdır?

Kültür ve sanat sadece bu işle meşgul insanlara bırakılamayacak kadar önemlidir. Dolayısıyla iş insanları olarak hayatımızın içine kültür ve sanatı dâhil etmemiz, ülkemizin, dünyamızın kültür sanat hayatına katkılar sağlamamız önem kazanmaktadır.

Toplumsal gelişimi, dönüşümü bazen büyük komutanlar, bazen büyük âlimler, bazen de özellikle modern zamanlarda ise öncülük rolünü girişimciler almıştır. Bir toplumda girişimcilerin sayısı ne kadar fazlaysa, bir toplum girişimcilere ne kadar çok önem veriyorsa, o toplumlar daha yüksek hayat standartlarına sahip olmuş, karşılaştıkları sorunları daha kolay çözmüştür.

Yeni dünyada asker savaşçı toplumlar yerine girişimci toplumlar ön plana çıkmaktadır. Uluslararası arenada girişimcileri daha güçlü olan toplumlar, siyasi ve askeri alada daha etkin olmaktadır.

Girişimcileri motive eden kâr güdüsü kültür sanatla, ahlâkla dengelenmediğinde girişimci kendinden bekleneni ifa edememektedir. Bu nedenle ideal girişimci, ahlâkı kuşanmış, toplumsal sorumluluğunun farkında olan, ahlâkî olmayan kazancı reddeden, değerleriyle mücehhez, kültür ve sanatla bütünleşmiş, güvenilir ve dürüst girişimcilerdir.

 

İŞ İNSANLARI KÜLTÜR VE SANAT VİZYONLARINA DA SAHİP OLMALIDIR.

İş insanının nasıl ki bir ekonomi, bir insan kaynakları vizyonu ve misyonu vardır, aynı şekilde kültürel, sanatsal bir vizyona da sahip olmalıdır. Bir taraftan işini en güzel şekilde, en başarılı şekilde yürütürken, şirketinin hisse senetlerinin değerini arttırırken, diğer taraftan da kültür ve sanata destek vererek, toplumun, insanlığın geleceğinin evrensel değerler üzerinde yükselmesine katkı sağlamalıdır. İş dünyasının mensupları parasal değerler yanında ayrı bir kültür sanat misyonunu da üstlenerek işine, yaptıklarına ayrı bir anlam katabilir.

Kültür sanat ile meşgul olmak topluma değer sağladığı gibi, kurumlara ve liderlere de kişisel ve kurumsal olarak pek çok faydalar sağlayacaktır. Kültür sanat herkese kazandırmaktadır. 

Hayat sadece maddeden ibaret değildir. Hayat iki yönlüdür. Hem maddi ve hem de manevi ihtiyaçlarımız söz konusudur. Kendimizi para makinesi olarak görüp, sadece paraya, işe, ekonomiye yönelmeyelim. Bedenimiz, ruhumuz, beynimiz sadece iş yapmak üzere tasarlanmamıştır. İnsan çok boyutlu bir yaratılışa sahiptir.

İçinde kültür ve sanatın olmadığı iş modeli katıdır, akışkanlığı düşüktür. Kendinden başkası için bir şey düşünmeyen insan huzura ulaşamaz. Sadece para kazanmaya indirgenmiş hayat zaman içerisinde yol yorgunluğuna, tükenmişliğe, bedensel ve ruhsal rahatsızlıklara yol açar.

Geleceğin başarılı olacak girişimcileri iş modelinin içine uygun miktarda kültür sanatı, gönüllüğü koyan girişimciler olacaktır. Nasıl ki, içine bir tutam sevgi katılmamış yemek, lezzetli olmazsa, anne yemeği gibi sevilmezse, içine bir tutam kültür sanat, ahlâk ve dahi gönüllük ilave edilmemiş iş modelleri de kalıcı ve sevimli olmayacaktır.

İş insanının kültür ve sanatın hakkını vermesiyle birlikte yöneticilerine, çalışanlarına, sektörüne, ülkeye ve tüm dünyaya hatırı sayılır katkılar sağlayacaktır. Böyle kârlı bir yatırımı kim istemez ki?

İş insanı bir taraftan iş modelini, kapasitesini, pazarını büyütürken diğer taraftan da kültür ve sanat ile olan ilişkisini, sosyal sorumluluk ve gönüllük projelerini büyütmeyi hedeflemelidir. Kalıcı olmanın yolunun bu iki ayak arasında kuracağımız ahenk ve dengede saklı olduğunu düşünüyoruz.

Bizden sonrakilere daha fazla servet, daha çok fabrika bırakmak uğruna ruhumuzu, gönlümüzü, toplumumuzu, kültür ve sanatı ihmal etmeyelim. Ufak çabalarımızla, kültür sanat ile tanışmak, o ortamı solumak, kültür zekâları gelişmiş insanlarla bir arada olmak bizlere kişisel ve kurumsal anlamda maddi ve manevi pek çok faydalar sağlayacaktır.

 

KÜLTÜR VE SANAT HAKİKATE GÖTÜREN KÖPRÜDÜR.

Kültür ve sanatla ilgilenen liderlerin, yöneticilerin hayata, hakikate, dünyaya ve insana bakışları nasıl şekillenir?

Biz inanıyoruz ki, gerçek kültür sanat, hakikatli sanat, insanı Hakk’a, hakikate götüren bir köprüdür. Kültür sanat ile meşguliyetin, koleksiyonerliğin, bu eserlerin kıymeti Hakk’a, sevgiye, birliğe, hoşgörüye yaklaştırdığı oranda artar.

Dünyanın neresinde olursa olsun rahat iletişim ve işbirliği kuracağımız kültür ve sanat köprüleri ile paydaşlarımızın Hakk ve hakikate ulaşmaları, aydınlanmaları, evrensel sevgiye ulaşmaları bizleri çok mutlu ediyor. Bunun için bizler Topçu Ailesi olarak sahip olduklarımızın bir kısmını gönüllü olarak sürdürülebilir sosyal sorumluluk projesi olarak bu alana tahsis etmeyi tercih ediyoruz.

 

TOPLUMLARIN GELECEĞİNİ KÜLTÜRDEN BESLENEN DÜŞÜNCE TARZLARI BELİRLER.

Toplumların geleceğini belirleyen, kaynağını ekonomide bulan “üretim tarzı” değil, kültürden beslenen “düşünce tarzı”dır Ekonomi akılla, kültür gönülle düşünür. Ekonomide akılla aranılan kültürde gönülle bulunur.

Gözlemleyebildiğimiz kadarıyla kültür ve sanat ile ilgilenen insanlar, koleksiyonerler vermeyi, paylaşmayı, mutlu etmeyi çok seviyorlar. Kalendermeşrep oluyorlar. Hayalleri, hülyaları, rüyaları kültür ve sanatın etrafında şekillendiğinden kavga, gürültü ile pek meşgul olmuyorlar.

Kültür ve sanatla uğraşan insanların hayata, insana, eşyaya, hakikate bakışları daha insancadır, daha estetiktir, daha zariftir. Eşyaya,  insana, sanata ve sanatçıya gereği gibi değer verirler. Hayatına farklı hobileri, kültür ve sanatı yeterince dâhil edememiş insanların stres düzeyleri daha yüksektir. Yüzleri asık, öfke seviyeleri yüksektir.

Ekonomik değerler, toplumlara bilgi sunarken, kültürel, sanatsal değerler, bilgelik sunmaktadır. Bir kültürel değer, bin ekonomik değere bedeldir.

Kültürün ana çalışma alanı, insanın içi ve dış dünyasıdır. Kültür sanat insan ruhunu besler. Kültür ve sanat ile ilgilenen liderlerin bırakın bakış açılarını, umut açıları dahi değişmektedir.

 

Sanayi ile sanat ve dahi estetik nasıl birleştirilebilir?

Geçmiş tarihimize baktığımızda bunun pekâlâ yapılabileceğinin örneklerini görmek mümkün.

 

SANAYİ, SANATIN İÇİNDE YAŞAYAN İYİ BİR SANATKÂRDIR.

Aslında sanayi çok iyi sanatkârdır. Sanatın içinde yaşamaktadır. Sanatını her gün icra etmektedir. Anladığımız kadarıyla bunun önüne güzel bir niyet ve içeriğine biraz da medeniyet, kültür, sanat, toplum vb. kavram ve değerleri ilave ettiğimizde sanayi ile sanatı birleştirmiş oluruz.

Sanayi gerçek gücüne ulaşarak gelişimini ancak sanat ile birleştiğinde sağlayabilir. Gerçek anlamda başarı sadece sanayide, sadece sanattaki çabalar ve başarılarla ile gelmiyor. Çoklu çabalar gerekiyor.

 

Bu meyanda siz neler yapıyorsunuz?

Koleksiyonumuzdaki 2000-3000 yıllık musluklara ev sahipliği yapan müzemizde sanatı barındırırken, üretim bölümünde ise sanatkârlığımızla metali işleyerek, üreterek milli sanayimizin, ülkemizin geleceğine katkı sunuyoruz.

Fabrikamızda bakır alaşımı bir metale tasarımcı arkadaşlarımız tasarımları ile şekil vererek, dökümünü yaparak, işleyerek, yeni bir kimlik kazandırdıktan sonra krom veya renkli kaplamalar ile bir ölçüde elbiselerini giydirerek iç pazara ve ihracat yaptığımız yaklaşık 40 ülkeye gönderiyoruz.

Nasıl ki dışarı çıkan çocuklarımızı yıkarız, temizleriz, düzgün insanlar olmalarına, ahlâklarına dikkat ederiz ve en güzel elbiseler giydirerek dışarı çıkarırız. Bizler de ürünlerimizde aynı hassasiyeti gösteriyoruz.

 

İhracatçılar, iş adamları aynı zamanda medeniyetimizin temsilcileri de olabilir mi?

Kültür ve medeniyet değerleri iş insanları, girişimciler ve markalar yoluyla dünyaya taşınabilmektedir. İş insanları aynı zamanda birer kültür, medeniyet elçileridir. Ürünlerini taşıdıkları her yere beraberinde medeniyet değerlerini, kültür ve sanatı da taşırlar.

 

İHRACATÇILARIMIZ MEDENİYETİMİZİN SANCAĞINI DA TAŞIYABİLİR.

İhracatçılar olarak ürünümüzle, çalışmalarımızla pazarlarına, iş âlemlerine girdiğimiz ve takdir topladığımız ülkelere ürünlerimizi, şirketimizin sancağını taşıdığımız gibi medeniyetimizin sancağını da taşıyabiliriz. Ürünlerimizle işyerlerine, hanelerine girdiğimiz gibi güzel muamelatımız, biraz ilgimiz ile gönüllerine girmemiz de mümkündür. Yeter ki biraz isteyelim, bu yönde bilinçli çabalar ortaya koyalım. Özellikle son dönemlerdeki dış işlerimizdeki büyükelçilerimizdeki, ticaret ataşelerimizdeki olumlu yaklaşım gelişiminin, TİKA, Yunus Emre Enstitüsü ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanlığı gibi uluslararası kuruluşlarımızın sevgi ve medeniyet merkezli faaliyetlerinin artmasının, devlet yöneticilerimizin dünya ölçeğinde, gönül coğrafyamızda ki daha kucaklayıcı yaklaşımları ile birleştirebilecek olan ihracatçıların ve iş adamlarının medeniyet çalışmalarının çok faydalı olacağına inanıyoruz. 

Geçmişimizde, tarihimizde şunu gördük ki, bazen iş adamları bozulmuş iki ülke ilişkilerinin yeniden kurulmasında, gelişmesinde bile anahtar rol oynayabilmektedirler.

Kültürü ihraç etmenin yolu, sermaye ihraç etmekten geçer. Sermayelerini, daha yerinde bir deyişle girişimcilerini, örgütlerini dışarıya açamayan ülkeler, ürün ve hizmetlerine dış pazarlarda yer bulamadıkları gibi, başkalarının ürün ve hizmetlerini kültürleriyle birlikte ithal etmek zorunda kalırlar. Bunun için de Anadolu inanının yönü ve gözü dışarıya çevrilmelidir.

 

Bu noktada ihracatlarınızla, yurt dışı temaslarınızla medeniyetimizi nasıl temsil ediyorsunuz?

Fabrika genel müdürlüğümüzde uzun yıllara dayanan biriktirmeyle oluşan Ab-ı Hayat Anadolu Su Medeniyetleri müzemiz bulunmaktadır. Yurtdışından gelen müşterilerimizin fabrikamızı ziyaretlerinde üretimimizi, teknolojilerimizi ziyaret ettikleri gibi müzemizi de gezdiriyor ve onlara medeniyet değerlerimizi anlatıyoruz. Fabrikamızın bulunduğu İkitelli OSB müdürlüğümüze, Başakşehir Kaymakamlığımıza, KOSGEB İkitelli müdürlüğümüze gelen yabancı heyetlere, ülke iş gruplarına müzemizi, kültür ve sanat ile birlikte götürmekte olduğumuz iş modelimizi, fabrikamızı gezdiriyor ve değerlerimizi anlatıyoruz.

 

Müzemizi, yabancı ülke misafirlerine, akademisyenlere, öğrencilere açık tutuyor, ziyaretlerini severek kabul ediyoruz. Koleksiyonumuzu ve kitaplığımızı araştırmacılara açıyoruz.

ABD-Drexel Üniversitesi MBA öğrencilerinden yaklaşık 40 kişilik öğrenci grubuyla fabrikamızda yaptığımız bir günlük program ile kendilerine Ahilik iş modelini, kültür ve sanat ile birlikte yürütmüş olduğumuz iş modelimizi, müzemizi ve medeniyet değerlerimizi paylaştık.

 

MEDENİYETİMİZİ GLOBAL ÖLÇEKTE ANLATMAYI VAZİFE BİLİYORUZ.

UNESCO Dünya Su Müzeleri Birliği üyeliğimizle medeniyet değerlerimizi global ölçekte anlatmayı vazife biliyoruz.

Ülkemizin partner ülke olarak seçildiği Almanya’daki dünyanın en büyük fuarı ISH’da ülkemizi temsilen müzemiz ile katılım yaptık ve sergi açtık.

Ülkemizde düzenlenen uluslararası kongre, fuar ve konferanslarda, koleksiyonumuzdan seçme eserlerle sergiler açıyor, yabancı misafirlerimizin ziyaretine sunuyoruz. Medeniyet değerlerimizi, ecdadımızın suyla ilişkisini, gündelik yaşamında suya ait hatıralarını içeren bildiriler sunuyoruz.

İhracat yaptığımız ülkelerde o ülkedeki temsilcilerimizle ve Kültür Bakanlığımızla birlikte sergiler açmak, konferanslar ve programlar düzenlemek medeniyet değerlerimizin dünya ile buluşmasına, sevgiye, su kardeşliğimize, medeniyet mefkûremize büyük katkılar sağlayacaktır.

Mensubu bulunmaktan onur duyduğumuz Anadolu gibi derin bir medeniyetin kültür ve sanatlarını gerek yurt içinde ve gerekse dünyanın her yerinde, ihracat yaptığımız, işbirliği içinde bulunduğumuz ülke insanlarının ilgisi sunmak, saygı ve sevgilerini kazandırmak misyonumuzdur.

 

Kültür ve sanat iş modelimizin ne kadar içinde?

Adell Armatür, gerek yöneticilerinin içinde bulundukları, ailelerinden, geçmişten taşıdıkları gerekse içinde bulundukları ekosistemin kendilerini o yöne yönledirmeleri ile kültür ve sanatın içinde ciddi olarak yer almaktadır.

Sadece para kazanmaya indirgenmemiş, içinde bir tutam da kültür sanatın, sevginin yer aldığı keyifli bir iş modelimiz vardır. Sanayiyle sanatı buluşturma çabası içerisindeyiz. Yıllar itibariyle kültür sanatla, sanatseverlerle yoğrulmuş ve bütünleşmiş bir markayız. Tarihini, kültürünü, felsefesini işine yansıtan bir aile ve firma olarak daha çok çalışmamız gerektiğine, yapılabilecek çok işin, alınabilecek çok yolun olduğuna inanıyoruz.

Maddi ve kültürel zenginlik üreterek insan yaşamını kolaylaştırmayı, refah seviyesinin yükselmesine katkı sunmayı amaç edindik. Kültür sanat, iş hayatındaki başarımızı şekillendiren kurum kimliğimizin, markamızın en önemli bileşenlerinden biridir.

Ab-ı Hayat Anadolu Su Medeniyetleri koleksiyonu Adell’in kendisini ifade etmesinin aracıdır. Kültür, sanat, insanların, firmaların kendilerini ifade etmesinin bir yoludur. Medeniyet gelişmesi kültür sanat yoluyla gerçekleşmiştir.

Adell Armatür ve Vana Fabrikaları A.Ş. olarak unutulan, ihmal edilen, kaybolmakta olan su medeniyet değerlerimizle ilgili üstlenmiş olduğu misyonu ileriye taşıma kararlılığına sahibiz.

 

Kültür ve sanat hangi saiklerle gündeminizde yer ediniyor?

Niyetiniz bir taraftan koleksiyonumuzu geliştirmek, ulusal ve global platformlarda medeniyet değerlerimizi temsil etmek, her gittiğimiz ülkede ve marka sancağımızı sallandırdığımız ülkelerde, pazarda kültür ve medeniyet değerlerimizin de elçisi olmak, diğer yandan da yurt içinde ve yurt dışında iş insanlarımıza rol model olmak, iyi bir uygulama örneği teşkil ederek tüm iş insanı dostlarımıza ilham kaynağı olabilmektir.

 

ECDADIMIZA VEFA BORCUMUZU ÖDÜYORUZ.

Ecdadımıza vefa borcumuzu yerine getirmek, kaybolmaya yüz tutmuş medeniyet değerlerimizi açığa çıkarmak, geleceğe taşımak, çocuklarımıza, öğrencilerimize, 7’den 77’den tüm insanlarımıza bu medeniyet değerlerimizi anlatmak hoşumuza gidiyor. İnsanları mutlu kılıyor, bizi mutlu kılıyor. İnanıyoruz ki, ümit ediyoruz ki şanlı ecdadımızı da mutlu kılıyordur.

Kültür ve sanata gösterilecek ilgi ecdadımıza vefa borcumuzdur.

Ülkemizin ve özelikle de İstanbul’umuzun sahip olduğu kültürel miras, dünyada pek az millete sahip olacak derecede yoğun ve zengin iken maalesef yeterince koruyamıyor, kollayamıyor ve zaman zaman bazılarını kaybediyoruz. Dünya mimarlık servetine ecdadımızın hediyesi olan şahane çeşmelerden, su saraylarından, sebillerden bazıları başka amaçlar için kullanılıyor, tarihi çeşmelerimizin dudakları susuzluktan çatlamış durumda, suları akmıyor. Geçmişte gürül gürül sularıyla etrafına insanları toplayan, onları ferahlatan çeşmelerimiz bugün o kalabalıklardan uzak, dolayısıyla mahzun ve boynu büyük… Her biri yeniden ihya olmayı, insanlarla buluşmayı bekliyor.

Kültürel, sanatsal eserlerin her biri bizlere ecdad yadigârı miraslardır. Bunlara sahip çıkmak büyük dedelerimize, ecdadımıza vefâlı olmanın, onlara saygılı olmanın bir sonucudur. Ecdadımız pek çok zorluklarla yaşamış, pek çok sıkıntılara katlanmış ve bize bu kültürel mirası bırakmıştır. Bizler bunlara sahip olmaz isek vefasızlık yapmış olmaz mıyız? Vefanın ismini sadece bir muhit isminde değil gönlümüzde, kültürel varlıklarımıza sahip olarak da göstermeliyiz.

 

GAYRET BİZDEN; TEVFİK ALLAH’TAN…

Biz sanayiciliği sadece para kazanmak için yapmıyoruz. Dünyada işten, paradan başka bir şey yokmuş gibi çalışmak istemiyoruz. Sadece geçimimizi sağlamakla kalmıyor, para kazanmanın çok üstünde ulu bir iş yaptığımıza inanıyoruz. Niyetimiz bu, niyet hayır, akıbet hayır derler. Gayret bizden, tevfik Allah’tan…

 

İş âleminde ekonomi ve üretim yanında kültür ve sanat ile meşgul olmanın, hayatınıza katmanın kişisel olarak sizlere, liderlere, yöneticilere ne türden yansımaları oluyor?

Kişisel ve kurumsal enerjimizi yükseltiyor. Kültür-sanat ile meşguliyet özel yaşantımıza olumlu yansıyor, daha enerjik olmamızı, yaptıklarımızdan keyif almayı, sevdiklerinizle yaşamın her anını paylaşmayı temin ediyor bir ölçüde.  Yenilenme, şarj olma ve yeniden enerjik bir şekilde işe başlama fırsatları oluşturur.

Kültür sanat hayatımıza renk ve canlılık katıyor. Can sıkıntısının giderilmesine, iş hayatının, sosyal hayatın stresinin yönetilmesine birebir ilaç olabiliyor.

Kültür ve sanatla ilgilenen insanlar, liderler,  dünyaya ve insana, eşyaya daha insanca bakıyorlar. Sanata ve sanatçıya değer vererek sanatın gelişmesine katkı veriyor, medeniyet değerlerinin muhafaza edilmesini sağlıyor.

İş hayatına kültür ve sanatı katmak, işyerlerindeki verimlilik sanatla artıyor. İş hayatının artan yoğunluğunun yanı sıra çalışanlar tüm gün ofislerde vakit geçiriyor. Sanat eserleri, kültür ve sanat etkinlikleri ofislere canlılık katıyor, vermilliğin artmasına pozitif katkı sağlıyor.

Kültür sanat ile meşgul olmanın insanın yaşam kalitesi üzerine olumlu etkileri olduğu ve stres seviyesini düşürdüğü ilmi araştırmalarla ortaya konmuş bir gerçektir. Kültür ve sanat ile uğraşmak, gönüllülük çalışmalarına zaman ve kaynak ayırmak toplumsal yarar sağladığı gibi bir o kadar yararı da o işi yapan kişiye temin ediyor.

 

Bahsettiğiniz saiklerden toplumumuz için ne türden faydalar umuyorsunuz?

Kültür ve sanatın, iş âleminin katkısını alarak gelişmesi toplumsal anlamda pek çok faydalar sağlamaktadır.  Kültür sanata ve sanatçıya verilen değerin, toplumun her kesimine önemli bir fayda olarak geri döneceğine inanıyorum.

Gençlerimizi kültür sanata çekmeyi başardığımızda bambaşka şeyler konuşulabilecektir toplumda. Sevgi, barış, gelişim toplumun tüm katmanlarına yayılacaktır. Burada kültür endüstrisinin toplum ekonomisine katkısını konuşabiliriz. Kültür ekonomisi istihdamı ile ülkenin istihdamına büyük katkı sağlar. Kültür ekonomisi sağladığı ciro ve kârlılık payı ile ekonominin gelişmesine, büyümesine önemli katkılar sağlar.

 

TOPLUMLARIN YÖNLERİNİ KÜLTÜR VE SANAT DEĞİŞTİRİR.

Sanat toplumları bir araya getirir, bir’likten biz’liğe çıkarır. Toplumun yönünü kültür sanat değiştirebilir.

 

İş âleminde ekonomi ve üretim yanında kültür ve sanat ile meşgul olmanın şirketlere, markalara kurumsal olarak ne tür katkılar sağlıyor? Kültür sanat çalışmaları neleri tetikliyor? İş sonuçlarına, kârlılığa, sadâkate, güvene ve iş modelinin başarısına ne türden ilave katma değerler üretiyor?

Gördüğümüz kadarıyla kültür sanatı sahiplenen iş insanları, firmalar eğer diğer bileşenleri de doğru yöntemle ve zamanında yapıyorsa kazanıyor.  Kültür sanat çalışmaları iş hayatına büyük katkı sağlıyor.

 

KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜME FAKTÖRLERİDİR.

Kültür sanat, toplumların olduğu gibi şirketler için de büyüme faktörüdür. Kültür sanat şirketlere, markalara önemli bir prestij, itibar ve ayrıcalık sağlıyor. Bilinirliliği, saygınlığı artırıyor. Hem kamuoyunda hem kendi çalışanlarının ve tüm paydaşlarının nezdinde artı değer sağlıyor ve rakiplerinden farklılaştırıyor.

Kültürel faaliyetler, markanın müşteriler gözünde pozitif değer kazanmasına çok büyük katkı sağlamaktadır.

Kültür sanat bir azınlığın fantezisi değil, şirketin, markanın, ülkenin gücünü, gelirini artıracak önemli bir disiplindir.

Kültür ve sanata önem veren lider, ticari hedefleri çok daha çabuk yakalayabilir. Üstelik başarıları da daha kalıcı olabilir.

Başarılı olmuş şirketlere baktığımızda pek çoğunun kültür sanatın, eğitimin, toplumsal çalışmaların içinde yer aldıklarını, bu yönleriyle de tercih edildiklerini, müşterilerinin, tüketicilerinin gönlünde ayrı bir yere sahip olduklarını görüyoruz.

Kültür ve sanat her zaman firmaların büyümelerinin en büyük unsurlarından biri olmuştur. Firmalar, rekabetin yoğunlaştığı günümüzde, dünyamızda ürettiği ürün, hizmet ve bilgileri, kültür ve sanatla geliştirirse, kendisine sağlam bir yer tutarsa, farklılaşarak, diğer markalardan ayrışarak dünyanın saygın ve güçlü bir üyesi olur.

Kültür, sanat pek çok yerde iş adamlığının üzerinde bir prestije sahiptir.  İş insanını vasatlıktan kurtarır, ayrı bir kimlik kazandırır.

Kültür ve sanat, koleksiyonerlik, müzecilik aynı zamanda ülkemizin ve insanlığın yüceltilmesine, evrensel değerlere yaklaşmasına, toplumun öğrenme ve gelişmesine verilen büyük bir destektir.

İş insanları işini, ürününü en iyi şekilde yapmanın yanında aynı zamanda bir medeniyet, bir kültür elçisidir. Geçmişte medeniyet, kültür sanat değerleri genelde tüccarlar ve iş adamları yoluyla gelişerek dağılmıştır. Tüccarlar gittikleri yerlere ürünleriyle birlikte medeniyetlerini de taşımışlardır.

Bizler de çağımızın iş insanları, iş adamları olarak kadim medeniyetimizi, değerlerimizi, kültür ve sanatımızı tüm dünyaya taşımak zorundayız.  Her bir firmamız, iş adamımız gerek ihracat ve gerekse ithalat yoluyla pek çok dünya insanıyla ilişki halindedir.  Dolayısıyla dokunduğumuz dünya insanlarına her birimiz sevgimizin, değerlerimizin ve medeniyetimizin temsilcisi olmalıyız. Bu güzellikleri onlara taşımalıyız.

 

Gördüğüm kadarıyla yaptığınız kültür ve sanat faaliyetleri ile bir nevi yarı kamusal hizmet sunuyorsunuz. Yapmış olduğunuz koleksiyon, müze ve etkinlikler için devletimizden, yerel kuruluşlardan herhangi bir teşvik görüyor musunuz? Vergisel yönden bir avantajınız oluyor mu?

Genel itibariyle gerekse koleksiyonumuza eser temininde, gerekse etkinliklerimizde bugüne kadar gerek devlet gerekse belediyelerimizden, özel kurum ve kuruluşlardan herhangi bir destek alınmamıştır, yararlanılmamıştır diyebiliriz. Koleksiyon ve müze süreçlerimiz tamamıyla başta Dr. Ercan Topçu bey olmak üzere aile üyelerinin, çalışanlarımızın çabası ve şirket kaynakları ile finanse edilmektedir.

2010 yılında İstanbul Kalkınma Ajansı ile İstanbul Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında Türk İslam Eserleri müzesinde sergi açmış ve sergi kitabını bastırmıştık.

Devletimizden herhangi bir teşvik, bir vergisel avantaj kullanmış değiliz. Koleksiyon ve etkinlikler şirket kaynaklarımızın ayırdığımız bütçelerle yürütülmektedir. Kültür ve sanatın tabana yayılması adına müzemize girişi ücretsiz kabul ediyoruz.

Güçlü Anadolu değerlerimizi, medeniyetimizin ve kültür sanat değerlerimizin kalkınmamıza desteğinin ve etkisinin artırılması adına ümit ediyoruz ve diliyoruz ki devletimiz, özel koleksiyonlar, müzeler ve etkinlikleri konusunda daha aktif rol alır, daha fazla destek verir. Devletimizin özel sektörün, ailelerimizin ve şirketlerimizin kültür ve sanat konusundaki potansiyelini değerlendirmesi, kamu kültür sanat strateji ve politikalarına dâhil etmesi ve bütünleşik bir hale dönüştürmesi hem şirketlerimize, hem ülkemize ve hem de insanlık âlemine büyük faydalar sağlayacaktır.

 

Kültür ve sanatın iş âlemimizde daha fazla rağbet görmesi, ekonomik ve kültürel gelişmemize daha fazla katkı sunması ve dünyada söz sahibi olmamız adına neler düşünürsünüz? Bu hususta neler söylemek istersiniz?

Ülkemiz, İstanbul’umuz, su medeniyetimiz ne yazık ki mevcut kültür potansiyelini kullanamıyor. Coğrafyamız üst üste biriktirilen, bir ebru gibi iç içe geçen kültürler, gelenekler, medeniyetler yumağı dünyanın hiçbir yerinde yok. İstanbul’umuz bir müzeler şehri, tarih ve kültürel yapısıyla bir “Dünya Kenti olmayı hak ediyor.

İnsanlığın binlerce yılı bir arada Anadolu’muzda geçmiş. Önce kendi insanımızı, sonra tüm dünyayı bu medeniyete yaklaştırmamız gerekiyor. İşte burada girişimcilere, kültür adamlarına, sanatseverlere büyük sorumluluklar düşüyor.

Girişimcilerimiz, iş adamlarımız kültür sanatla daha yakından tanışmalı, onun lezzetini tatmalı ve onunla dost olmalıdır. İnanıyorum ki, onu tanıyan, onun tozunu yutan insan hem çok mutlu olacak, hem de bir daha o iklimden ayrılmak istemeyecektir.
Bu ülkeden, bu şehirden beslenen sanayicilerimizin, iş insanlarımızın şirketini, şehrini ve ülkesini kültür ve sanat yönüyle beslemesi bir nevi zorunluluktur.

Düşlediğim bu dünyaya bizleri taşıyacak, iş âleminde kültür ve sanatın daha çok ilgi görmesi, gerçek değerini bulması açısından birkaç unsuru âcizane burada ifade etmek istiyorum izninizle…

Tabii ki buyurunuz Recep Ali Bey.

STK’larımız, iş insanları derneklerimiz, odalarımız, birliklerimiz, Organize Sanayi Müdürlüklerimiz,  kültür ve sanatı daha fazla önemsemeli, daha fazla duyarlı olmalıdır. Kültür sanat özel çalışma grupları, komisyonları oluşturulmalıdır.

“Marifet iltifata tabidir” yaklaşımından yola çıkarak sanayiyle sanatı bütünleştirmiş, kültür ve sanat konusunda iyi uygulama örneği, başarı öyküsü ortaya koymuş çalışmalar takdir ve ödül sistemlerine dahil etmelidir. İyi örneklerin çeşitli kurumlar arasında paylaşılmasına destek olunmalı ve daha yaygın şekilde paylaşılmasını sağlamalıyız.

Başta özel müzeler ve kültür merkezleri olmak üzere iş dünyasının kültür ve sanata daha fazla bütçe ayırmaları özendirilmelidir. Bu sayede yerli sanat yönetmenleri, küratörler ve editörlerin yetişmesinin hızlanmasına katkı sağlanmış olacaktır.

Ne yazık ki, iş insanlarının, şirketlerimizin elindeki çok değerli, eşsiz kültür ve sanat koleksiyonları finansal pazarda işletmenin değerleri arasında değer addedilmemekte ve kefâlet sisteminde karşılığını bulamamaktadır. İş adamlarımız ve sanayiciler eskiyen, değerini kaybeden iş makinelerini teminat olarak gösterilebilirken sahibi oldukları koleksiyonları, müzeleri teminat olarak gösterememektedir. Her gün değeri artan koleksiyon eserlerinin de sigorta bedelleri üzerinden finans kurumlarımızca kefalete alınması sağlanmalıdır. Amerikalı bir misafirimizin müzemizi ziyaretinden sonra söylediği şu ifade, bizler için önemli bir işaret olmalıdır: “Eğer sizin bu koleksiyonunuzun çok az bir kısmı Amerika’da olsa devlet, sahibine vergisel teşvikler gibi pek çok özel uygulamalar sunarak, ona ülkenin en güzel şehirlerinden, en güzel binalarından birini tahsis ederdi, onu takdir eder, ödüllendirirdi.“ 

Toplumdaki kültür sanat duyarlılığının arttırılması adına hepimize sorumluluk düşüyor.

Görsel ve yazılı basınımız kültür ve sanata, özel müzelere daha çok yer vermelidir.

Devletimiz özel müzeleri daha çok desteklemeli, iş insanlarını kendi konularında koleksiyon oluşturmaya ve müzeler açmaya özendirmelidir.

Genç girişimcilere kültür ve sanatı sevdirmek, ısındırmak için lise, üniversite döneminde kültür ve sanatla daha çok irtibat kurmasını sağlayacak etkinlikler, söyleşiler, ziyaretler planlanmalıdır. Kültür sanat duyarlılığı, bilinci ve sevgisi gibi duyguları geliştirmek için eğitim sistemi içine bu yaklaşımı yerleştirmek çocuklara ve gençlere kazandırmak büyük önem taşıyor. 

Kültür ve sanatla tanışmış girişimcilerin varlıklarının ve derinliklerinin artırılması, teşvik edilmesi, toplumda ön plana çıkarılması çok mühimdir.

 

Her bir iş adamının/sanayicinin bahsettiğiniz şekilde kültür sanatla tanışması, kendi alanında kültür ve sanat değerlerimize el vermesi, sahip çıkması, rol model olması durumunda toplumda nasıl bir dönüşüm söz konusu olacaktır?

Kültür ve sanatla tanışmış, olgunlaşmış girişimcilerin ülkemizde ve dünyamızda sayılarının artması yarınlara daha güvenle bakmamızı sağlayacaktır.

İş adamları, yöneticiler önce kendimizden başlayarak iyilikleri özendirerek, kötülükleri önleyerek, ekonomik ve kültürel hayata, hem anlam hem de değer kazandırabilir, değişim ve dönüşümü tetikleyebilir.

Daha yaşanabilir bir dünya için kültür sanata destek olmak iş insanları olarak hepimizin görevidir. Sanayiciliği, ticareti kültür ve sanat ile harmanlayarak oluşturacağımız bir iş modeli en değerli ve sürdürülebilir iş modeli olacaktır. Hepimiz çok iyi gördük ki, başarı sadece kaliteli ürün ve hizmetle değil, kültür ve sanatta, sosyal sorumlulukların yerine getirilmesiyle mümkündür. Çalışanların, ortakların, müşterilerin, tedarikçilerin ve bütün toplumun yararını gözetmek, bu yöndeki projelere ön ayak olmak, destek vermek elzemdir.

 

Sizin ilave etmek istediğiniz hususlar nelerdir?

Kültür sanatı kişisel, kurumsal olarak, ülke olarak ve insanlık âlemi olarak bir sıçrama tahtası olarak kullanabiliriz.

Dileğimiz kültür ve sanat sevgisine sahip, ahlâkî erdemleri özümsemiş ideal girişimcilerin toplumumuzda çoğalması, kültür ve sanat ile birlikte layık oldukları değeri görmesidir. Eğer dünyanın daha iyi bir yer olmasını istiyorsak, daha rahat çalışabileceğimiz, daha huzurlu yaşayabileceğimiz bir ortam istiyorsak hem bireysel, hem kurumsal olarak bizlere de sorumluluk düştüğünü bilmeliyiz.

Haydi, gelin açalım gönlümüzü, verelim, uzatalım elimizi kültüre, sanata, medeniyet değerlerimize, sektörümüzün geçmişine ve edebiyata…

Ecdadımızın hatıraları kaybolmasın. Bitmesin, kaybolmasın bu güzellikler… Ölmesin bu güzel duygular. Arkamızdan hayır dualar alalım.

Çocuklarımız, çalışanlarımız kültürden, sanattan, edebiyattan uzak yaşamasın. Kültür ve sanatın toplumumuzun tüm katmanlarında, iş âleminde, gönüllerde zihinlerde daha fazla yer almasını ümit ediyorum.

 

Son olarak okuyucularımıza nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Korona gölgesinde gerçekleşen bu söyleşimiz vesileyle gerek virüs ve gerekse başka hallerle Hakk’a yürümüş tüm kardeşlerimize Allah’tan (cc) rahmetler, tedavi altındaki hastalarımıza acil şifalar ve tüm insanlık âlemine sağlık, afiyet ve saadetler dilerim. Mevla’mızın (cc) tez elden ülkemizi ve dünyamızı sağlığa, selamete ve esenliğe kavuşturmasını niyaz eylerim.

Birlikte gönlümüzle ortaya koyduğumuz bu söyleşinin tüm su kardeşlerimize, okurlarımıza hoşluklar ve ilham taşımasını, hüsn-ü istifadelere vesile olmasını dilerim.

 

İlginiz için teşekkür ediyorum Recep Ali Bey.

Keyifle takip ettiğim değerli kültür ve sanat çalışmalarınız ve bu güzel söyleşi için size ve beraberinde hayatınıza anlam katan herkese ve kültür sanata kucak açan Kuveyt Türk Katılım Bankası’nın yöneticilerine bir kez daha can-ı gönülden teşekkür ediyorum.

İyi ki varsınız. Kaleminize, ömrünüze ve gönlünüze sağlık dilerim. Sizler, değerli okuyucularımız, her biriniz su gibi duru, su gibi coşkulu ve su gibi aziz olunuz. Hoşça bakınız zatınıza.

 

İbrahim Ethem Gören/21.04.2020

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.