KİFAYET ÖZKUL SAHN-I SEMÂN’LA ÜSKÜDAR’DA ÇİNİ SAHNESİNDE!

Çini ve seramik sanatçısı Kifayet Özkul son dönem eserlerinden oluşan bir seçkiyle Üsküdar Bağlarbaşı Nevmekân Sanat Galerisi’nde açtığı Sahn-ı Semân serlevhalı sergiyle sanat sevdalılarına bu toprakların âvâzıyla “merhaba” dedi.

Sanatçının çini sanatında Osmanlı ve Selçuklu asırlarında temaşa edilen ihtişamlı günlerini, 60 eseriyle ana kucağı misali bir sığınma sahnesi sadedinden günümüz insanının irfanına arz ediyor.

4 Şubat Cuma günü Üsküdar Bağlarbaşı Nevmekân Sanat Galerisi’nde açılışı yapılan sergi Türk-İslâm medeniyetinin çiniye nakşedilmiş manevi değerlerine projeksiyon tutuyor.

ÜÇER HOCALAR ÖZKUL’U YALNIZ BIRAKMADI…

Soğuk bir Cuma gününün akşamında Üsküdar’da gönül ufukları haşyetullahtan yufka gibi incelmiş müezzinlerinin hicaz ve uşşak makamlarında Ezan-ı Muhammedi’yi tilavetlerinin akabinde gezdiğimiz sergide üstad sanatkârlar ile sohbet etme imkânı bulduk. Bu cümleye, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin öğretim üyesi, tezhip ve kalemişi üstadı Doç. Dr. Kaya Üçer’i, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’nın duayen hocalarından Aydan Birdevrim’i ve Ahmet Nejat Birdevrim’i ilave etmemiz vakıa mutabık olacaktır. Sergide ayrıca Üsküdar Belediyesi’nin mozaik sanatçısı küratörü Meyçem Ezengin ile sergi özelinde hasbihal ettik. Bu meyandaki notlarımıza son olarak İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Teknik Bilimler MYO hocalarından, Dr. Ögretim Üyesi Süreyya Oskay’ın da Kifayet Özkul’u yalnız bırakmadığını ekleyelim.

VE SAHN-I SEMÂN…

Sanatçı Özkul’un ifadeleriyle “Sahn-ı Seman” Fatih Sultan Mehmed Han tarafından İstanbul’da kurulan yüksek dereceli medresenin adı olup iç içe küçük medreseden oluşan bir külliyedir. Sahn-ı Seman’da talebeler için uygulanan müfredat klasik medrese geleneğinden farklı olmamakla birlikte, Sahn Medreseleri aklî ve naklî ilimlere göre planlanmıştır.

Kifayet Özkul da bir önceki paragrafta ifadesini bulan keyfiyete kendi öz asliyet ve terkip şuurunu ilave edip sanatkâr-akademisyen olarak bugün adı üniversite olan yüksek eğitim kurumlarında hem ders veriyor hem de ders alıyor. Çinici Özkul icra etmekte olduğu sanatta da aynı döngünün içerisinde bulunurken şu cümleleri kuruyor:

“Hz. Allah’ın kâinat adını verdiği en büyük medrese her türlü ilimle ve bilimle müşerref olurken, diğer taraftan da yine Yaradan’ın severek yarattığı,  “kulum” diyerek onurlandırdığı aynada gördüğümüz kendimizden başlayıp yaşam çerçevesi içerisinde bize öğreti olarak sunduğu her şeyden fezanın derinliklerine kadar var olan bütün sanatsal unsurlarla hemhal olmaktayız. Gören göz, duyan kulak, hisseden bir kalpten sonra bütün bu etkileşimler iç dünyamızın derinliklerinde şekillenerek kalemimizin ve fırçamızın ucundan malzemeye bir anlatım olarak düşüyor.

Bu medrese sisteminde; hem millî hem de dini duygular ve düşüncelerdeki gizli kelimeleri, kendi sanatsal anlayışı çerçevesinde renklerin diliyle ve fırçanın gücüyle damla damla, çizgi çizgi anlatmak derdinde olan bir meczubun iç sesidir bu sergi.”

DIŞ SES: ÖZKUL SAHN-I SEMÂN ÇİNİ SERGİSİYLE MEDENİYETİMİZİN MANEVİ KIYMETLERİNİ GÜNDEME GETİRİYOR.

‘İç ses’ten ‘dış ses’e geçelim. Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in deyimiyle ‘her akşam camlarında yancın çıkan Üsküdar!” İstanbul’un önemli kültür merkezlerinden biri olmaya aday. Üsküdar Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın faaliyetlerinde çini sanatı elçiliğini üstlenen sanatçı ve akademisyen Kifayet Özkul’un Türk-İslam sanatlarının dini ve milli öğelerini yansıttığı eserlerinden oluşan Sahn-ı Seman Çini Sergisi ile medeniyetimizin manevi kıymetlerini gündeme getiriyor.

Usta sanatçının, serlevhasını ve dahi umde ve ilhamını Sahn-ı Semân’dan aldığı sergisi, inancın Türk kültürünün üzerinde meydana getirdiği kalıcı etkileri, çini sanatının naif diliyle anlatıyor. Manevi değerlerimizi kendine has bir üslup, bir adım öte renk ve anlam tonuyla aktarma sevdasında olan sergi, İstanbulluları İslam inancının medeniyet kültürü üzerindeki tesirini çini sahnesinde gözler önüne seriyor.

Sahn-ı Semân’da Nevmekân sahnesine çıkan ve her birinde sanatkârın 20 yıllık emeği, göz nuru, alın teri, ilhas ve samimiyeti bulunan eserlerin isimlerine değinmeyi üzerime vazife biliyorum: Lâle-i İstanbul, Köklerimden Göklere, Türkiye Haritası, Eski İstanbul, Selçuklu’nun İzinde Hayat Ağacı, Geyik ve Narlı Hayat Ağacı, Doğuş ve Varoluş, Restorasyon, Varoluş, Aşk, Döngü, Aşk, Vahdaniyet, Hayat Ağacı, İstanbul Üniversitesi, Cennet, Âdem ve Havva Ağacı, Gerilik Zorlu Bir Yay Oku Fırlatmak İçin, Gece Gökte Doğar Ay Yükselip Batmak İçin, Cehennem, Tuba Ağacı, Özgün, Varoluş ve Hayat, Esmâ’ül-Hüsnâ, Gel Gör Beni Aşk Neyledi, Ayet’el-Kürsî, Ayet’el-Kürsî, Ahzab Suresi, Zaman, Nar Ağacı. Besmele, Ehl-i Beyt, Döngüsel, Bahar, Hayat, Besmele ve Mûsikî, 114, Şehitler Ölmez, Erguvan, Kuşlar, Asr Sûresi, Hû, İstanbul, Âlem, Ay-Yıldız, Besmele-Tuğra, Kutsal Belde, Nar Tanesi, Bahçe, Bahçe II, Yâle-i Kartal, Bismillah (Makıli), Penç, Nar Ailesi, Dua Bahçesi, Elhamdülillah, Küp, Lâleli Küp.

ŞEHİTLER ÖLMEZ!

Çini sanatkârı Kifayet Özkul, “Şehitler Ölmez” isimli çalışmasının çamurdan eser formunu alıncaya kadar geçen hikâyesini, daha doğrusu vakıasını şu cümlelerle anlatıyor: "İnsanın ham halinden yani çamurdan oluşan alt yapısının üzerine yapmış olduğum tasarımda selvi ağacı ve üzerinde 114 adet 15 Temmuz Hatıra Parası yerleştirdim. Selvi ağacı gökyüzüne yakın, en uzun ağaçtır. Hayat ağacı olarak da bilinir, hayat ağacı bütün dinlerde ve mitolojide Yaradan’a ulaşmanın sembolüdür.

Eserimde 114 adet 15 Temmuz Hatıra Parası’nın olması ilhamını Kur'an'ı Kerim’in 114 sûresinden almaktadır. Ben burada 15 Temmuz’da şehit olan insanlarımızın, Kur’an’ı Kerim’de tafsil edildiği üzere aslen ölmediklerini, yaşadıklarını, ilahi huzura erdiklerini, Cennet bahçelerinde Efendimize (sav) yoldaşlık ettiklerini anlatmak istedim. Eserimde ifadesini bulan gökyüzündeki bulutlar dahi onları gülümseyerek karşılamış, yollarına çiçekler serilmiştir. Şehitlerimizin hapsedildikleri beden kafeslerinden kurtulan ruhları hakiki özgürlüğe kavuşmuş, ‘En Sevgili’ye (sav)doğru yola çıkmıştır. Var mı daha ötesi!”

AYDAN BİRDEVRİM: SAHN-I SEMAN’DA SANATÇI ÖZKUL’UN KİŞİLİK UNSURLARININ YANSIMALARINI GÖRÜYORUZ.

Kifayet Hanım’ın son sergisini gezdim. Gerçekten çok başarılı. İlk sergisiyle Sahn-ı Semân arasında büyük bir fark var. Şöyle ki sanatçı arkadaşımız kendini çini alanında uzun seneler boyunca çok iyi bir şekilde geliştirdi. Bir dönem çini üzerinde çalışmıyordu. Tekrar çalışmaya başlayınca kendini çok çok geliştirdiğini gözlemledim. Her aşamada izliyorum kendisini. İlk yaptıklarıyla son yaptıklarını mukayese ettiğimde fark kendini gösteriyor.

Kifayet Özkul’un Selçuklu üzerine yoğunlaşması ve kendinden bir şeyler vererek çiniyi yorumlaması bence muhteşem.

Kifayet Hanım’la Almanya’da tanışmıştım. Almanya’da yaşıyordu. Orada yine sanatla meşgul oluyordu. Üniversiteye öğretim üyesi olarak gelmesini biz çok istedik. Çünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde bölümünü birincilikle bitirmişti. Çok yetenekli ve zeki bir öğrenciydi. Bunun dışında kişilik olarak da üstün bir kişiliğe sahip. Şöyle ki çok dobra, düzgün, yapı olarak da insanlara saygısı sonsuz olan, içinden geldiği gibi bir kişiliğe sahip biri. O yüzden bu Sahn-ı Seman sergisindeki eserlerde kişicik unsurlarının yansımalarını da görüyorsunuz.

Siyah beyaz çalışmaları muhteşem. Orada kendinden vermiş olduğu tasarımlarla birlikte çizgileri de çok farklı. Yani şöyle söyleyebilirim, İznik çinisi olsun, Kütahya çinisi olsun, bunlara ilave olarak da Selçuklu çinisi olsun hepsini kendince yorumlayıp harmanlayarak güzel bir çini sergisi hazırlamış. Ellerine sağlık diyorum. Tüm eserlerini çok beğendim.

AHMET NEJAT BİRDEVRİM: GERÇEKTEN PROESYONEL BİR SERGİ

Seramik Sanatçısı, Öğretim Görevlisi, hocaların hocası Ahmet Nejat Birdevrim de sergideki eserlere yönelik kanaatlerini şöyle özetledi: “Sergiyi çok başarılı buldum. Kifayet hanımı okula ilk girişinden bu yana tanıyorum. Kifayet Hanım bizim bir nevi kızımız gibi. Gerçekten kendini çok iyi yetiştirdi. Zaten bitirdiği okul olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden birincilikle mezun oldu.

Kifayet Hanım’ın eserlerinde benim de hep dikkat çektiğim olay İslami unsurları çok güzel bir şekilde kullanıyor olmasıdır. İslami çalışmalarında buna çok dikkat ettiğimiz için gerçekten çok başarılı.

İlk sergisiyle bu sergisini karşılaştırmak gerekirse gerçekten çok ilerleme var.  %100 demeyeyim, %500’lük bir fark söz konusu. Gerçekten profesyonel bir sergi, Çok başarılı. Başarılarının devamını da hem bir nevi babası olarak hem de hocası olarak diliyorum.

30 yıldır İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’da bilgimin zekâtını vermek amacıyla dersler verdim. Bunu herkes bilir. Dolayısıyla bir çok öğrencime iş imkânları sağladım elimden geldiğince. Öznesinde sanat olan her konuda öğrencilerimi elimden geldiğince yetiştirmeye çalıştım. Öğrencilerimiz artık bizlerin bir eseri gibi… Onların başarılarını gördüğümüz zaman gerçekten gurur duyuyoruz. Ve elimizden geldiğince de önleri açmaya çalışıyoruz. İnşallah bundan sonra gelecek öğrencilerimiz de bu başarılara imza atarlar.

Kifayet Özkul, Sahn-ı Semân’la sanat sevdalılarına şu mesajı iletiyor: “Her bireye, mutlaka bir sanat dalıyla uğraşmasını tavsiye ederim. Bu dallardan biriyle uğraşırken de köklerimizde var olan kültürel yapıları, dini hassasiyetleri öğrenerek değerlendirmeleri gerekiyor bence. Doğru eleştiriler ve doğru tasarımlar bu şekilde ortaya çıkar.

Sanat sevdalıları için de bir temennim var. Şöyle ki, kendilerine ait olan değerleri sanat anlayışları çerçevesinde yansıtmalarını, başkalarının eserlerinden kopya çekerek değil onlardan feyz alıp “üzerine ben ne koyabilirim’i” düşünerek hareket etmelerini temenni ediyorum.”

SAHN-I SEMÂN, BAĞLARBAŞI NEVMEKÂN’DA 27 ŞUBAT PAZAR GÜNÜNE KADAR ZİYARETÇİLERİNİ BEKLİYOR.

Çini sanatçısı Kifayet Özkul’un Türk-İslam medeniyetine yaslanan eserleri Nevmekân Bağlarbaşı Galeri’de 27 Şubat Pazar gününe kadar sanatseverleri bekliyor olacak.

KİFAYET ÖZKUL

1973 yılında Sivas’ta dünyaya gelen Özkul, ilk, orta ve lise eğitimini Çankırı, Konya, Erzurum ve İstanbul’da tamamladı. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nü, bölüm birincisi olarak bitirdi. 1996-2010 yılları arasında Almanya’da yaşadı ve orada sanat faaliyetlerine devam etti. 2010 yılında Türkiye’ye geri dönerek İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulunda öğretim görevlisi olarak göreve başladı. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu- El Sanatları Bölümü-Seramik Cam Çinicilik programında öğretim görevlisi olarak akademik kariyerini sürdürüyor. Mimar Sinan Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Eski Çini Onarımları programında yüksek lisansını tamamlayan Özkul, 2013 yılından beri Esenler Ortopedik Engelliler Derneği’nde engelli çocuklara çini sanatı üzerine eğitimi veriyor. 2013 yılından bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı faaliyetlerine çini sanatçısı olarak destek sunuyor. Yurt dışı ve yurt içi birçok sergide kişisel olarak ve katılımcı olarak bulunan Özkul, Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü’nde Sanatta Yeterlilik/Doktora yapıyor.

 

İbrahim Ethem Gören-09.03.2022-Yazı No:284

 

 

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

SİTE HARİTASI

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.