MEDRESETÜ’L-HATTÂTÎN’DEN AKADEMİ’YE GELENEKSEL TÜRK SANATLARI

Ülkemizin önde gelen sanat eğitim kurumlarından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 140. kuruluş yıldönümünü bir dizi etkinlikle kutluyor.

Miladi takvimin yaprakları 1 Ocak 1882’yi gösterirken resim, heykel, mimarlık ve hakkâklık olmak üzere dört dalda öğretim yapılması için Mekteb-i Sanâyi-i Nefîse-i Şâhâne adıyla kurulan ve bu tarihten 100 yıl sonra Mimar Sinan Üniversitesi’ne dönüşen öğretim kurumu şüphesiz ülkemizin en güzide üniversitelerinden biri. 

21 Mart Pazartesi günü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin merkez kampüsünde 140. Kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında “Medresetü’l-Hattâtîn’den Akademi’ye Geleneksel Türk Sanatları 1915-2022” serlevhalı toplantıya katılma imkânım oldu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin sanatkâr hocalarından, Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Faruk Taşkale’nin davetlisi olarak iştirak ettiğim programda tuttuğum notları hocalarımızın sunum metinleri eşliğinde değerli okuyucularımıza yazı dizisi halinde aktaracağız.

Malum olduğu üzere geleneksel Türk sanatlarımızın özgün üslup ve desenleri yüzyıllardır farklı bölge ve kültürlerin birikimiyle olgunlaşarak günümüze kadar gelmiştir. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Geleneksel Türk Sanatları bölümün amacı öğrencilerine bir yandan geleneksel Türk sanatlarını öğretirken bir yandan da arz ettiğimiz birikimi çağdaş tasarımın ilke ve yöntemleriyle özgün eserlere dönüştürebilecekleri nitelikli eğitim sunabilmektir.

“Medresetü’l-Hattâtîn’den Akademi’ye Geleneksel Türk Sanatları 1915-2022” başlıklı etkinlikte Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Geleneksel Türk Sanatları bölümleri (Hat Sanatı, Tezhip Sanatı, Cilt Sanatı, Halı-Kilim ve Geleneksel Kumaş Desenleri ile Çini Tasarımı) dünden bugüne Sedad Hakkı eldem Oditoryumu’nu dolduran öğretim üyeleri, öğrenciler ve sanatkârlara eskilerin efradını cami a’yarını mani dedikleri tarzda tanıtıldı.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Handan İnci Elçi’nin ve MSGSÜ Güzel Sanat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Sinan Niyazioğlu’nun da iştirak ettiği etkinlikte Prof. Dr. Faruk Taşkale ile, Doç. Dr. Kaya Üçer ile ve Dr. Öğretim Üyesi Ali Rıza Özcan ile hasbihal etme imkanımız oldu.

Böyle bir girişten sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Faruk Taşkale’nin Medreset’ül-Hattâtîn başlıklı sunumuna odaklanalım.

Prof. Dr. Faruk Taşkale

MSGSÜ Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı

“Üniversitemizin kuruluşunun 140. Yıldönümü nedeniyle düzenlediğimiz etkinliğimizde, Medresetü’l-Hattattin’den Akademi’ye, Geleneksel Türk Sanatları serüveninden bahsedeceğiz. Öncelikle ben,  genel olarak Medresetü’l-Hattatin’in kuruluşundan,  Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nün kuruluşuna kadar geçen süreçten bahsetmek istiyorum. Daha sonra hocalarım Anasanat Dallarının programları hakkında sizleri bilgilendirecekler.

1915-2022=107 YIL

Osmanlı İmparatorluğu’nda hüsn-i hat ve tezhib gibi görsel sanatların eğitim ve öğretimi, Saray’a bağlı Enderûn-ı Hümâyûn ve Dîvân-ı Hümâyûn gibi kurumlarda veya Saray dışında, sıbyan mektebi ve medreselerde yapılmaktaydı. Bu sanatların eğitim ve öğretimi, bu mektep ve medreseler dışında, talebelerin yetenekleri doğrultusunda usta-çırak yöntemi ile de gerçekleştirilmekteydi.

XIX. yüzyılda hat sanatını canlandırmak için bazı teşebbüslerde bulunulmuştur. II. Abdülhamid döneminde, Ahmed Cevad Paşa’nın himayesiyle, hat eğitim ve öğretimi için Dîvân-ı Hümâyûn’da kurulan ‘’Tâ’lîm-i Hat’’ Şûbesi, 1894’de faaliyete başlamış, ancak Ahmed Cevad Paşa’nın sadrazamlıktan azlinden sonra önemini kaybetmiştir.

XX. yüzyıl başlarında hüsn-i hat ve bu sanatla yakından ilgisi olan tezhip, ebru, cilt gibi sanat dallarında bir duraklama dönemine girilmiştir. Bu sanatların eğitim ve öğretiminin düzene sokulması ve canlandırılması için bir eğitim-öğretim kurumuna ihtiyaç duyulmuş, bir Medresetü’l Hattâtîn (Hattatlar Mektebi) kurulması fikri benimsenmiş ve medresenin kurulması için çalışmalar başlatılmıştır.

Bâbıâli karşısında bulunan ve günümüzde bir süre MEB Devlet Kitapları Müdürlüğü Cağaloğlu Yayınevi olarak kullanılan ‘’Tersane Emini Yusuf Ağa Sıbyan Mektebi’’, Medresetü’l Hattâtîn yeri olarak belirlenmiştir.

Medresetü’l Hattâtîn 20 Mayıs 1915’te, açılış konuşmasını,  kurumun müdürü Ârif Hikmet Bey’in yaptığı bir törenle açılmıştır. Mektebin ilk hoca kadrosu dönemin önemli isimlerinden oluşmaktadır. Kâmil Akdik, İsmail Hakkı Altunbezer, Hulûsi Yazgan, Ferid Bey, Mehmed Saîd Bey hat hocaları; Yeniköylü Nuri Urunay tezhip hocası; Bahaddin Tokatlıoğlu da cilt hocası olarak görevlendirilir.

Talimata göre, Ramazanlarda tatile girecek olan kurumun zemin katında, her ramazan bir hat sergisi düzenlenecektir. Bu arada 22 Mayıs 1916’da Emîrzâde Kemâleddin Bey hatt-ı kûfî ve resm-i hattî, Necmeddin Okyay ise ebru ve âhar hocası ve daha sonra mubassır olarak görevlendirilir.

Medresetü’l Hattâtîn öğretim kadrosunda zaman içerisinde bazı değişiklikler yapılır.  1918’de Yeniköylü Nûri Bey’in görevine son verilir ve yerine Bahâeddin Efendi getirilir. İranlı Hüseyin Tâhirzâde Behzad minyatür ve İran tarzı tezhib hocası olarak görev yapmaya başlar.

Hasan Rızâ Efendi’nin 1919 yılında ayrılması nedeniyle hat derslerine Hacı Nûri Korman Bey girmeye başlar. Cumhuriyet’in ilânından sonra, Tevhîd-i Tedrîsât Kânunu doğrultusunda, 3 Mart 1924 yılında, isminden dolayı kapatılan Medreset’ül-Hattâtîn, Atatürk’ün talimatıyla, Kasım 1924’te ’Hattatlar Mektebi’’ adı ile yeniden açılır. 1 Kasım 1928’de yapılan Harf İnkılâbı doğrultusunda Hattatlar Mektebi tekrar kapanır. Fakat kurum 1929 yılından sonra Şark Tezyînî San’atlar Mektebi adı altında faaliyetlerini tekrar sürdürmeye başlar. Hattatlar Mektebi öğretim elemanları da Şark Tezyînî San’atlar Mektebi’nde görevlendirilir. 1932 yılında Kâmil Akdik, yeni kurumun müdürü; Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer de tezhip hocası olarak görevlendirilir. Ancak Hulûsi Efendi, Ferid ve Nûri Korman beylerin görevlerine son verilir. Necmeddin Okyay’ın teklifi üzerine ilave edilen altın varakçılık, sedefkârlık ve hakkâklık dersleri için Hüseyin Yaldız, Vâsıf Sedef ve İsmail Yümni Sonver görevlendirilir.

Şark Tezyini Sanatlar Mektebi’nin hocaları, 1933 yılında, Cumhuriyet’in kuruluşunun 10. yıldönümü nedeniyle, Ankara’da, şimdiki opera binası olarak kullanılan salonda bir sergi açarlar. Sergide Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer, Necmeddin Okyay, Kâmil Akdik, Muhsin Demironat, Vâsıf Sedef ve İsmail Yümni Sonver gibi hocaların eserleri sergilenir. Ankara’da çok fazla ilgi çeken sergiyi, 2 Kasım 1933’de Atatürk ziyaret eder ve sanatkârlarla ayrı ayrı ilgilenir. Atatürk bu sanatkârlara, yerlerine yeni sanatkârlar yetiştirmeleri talimatını verir ve geleneksel sanatların devamının sağlanmasını ister. Atatürk, sergi salonundan Etnografya Müzesi’ni işaret edip “o müzelere buralardan gidilir” diyerek görüşünü açıklar. Daha sonra, Atatürk’ün emri ve Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’ın talimatı üzerine, Şark Tezyini Sanatlar Mektebi, ‘’Türk Tezyini Sanatlar Şubesi’’ olarak Temmuz 1936’da Güzel Sanatlar Akademisi’ne bağlanır.

Türk Tezyinî Sanatlar Şubesi yönetmeliğine göre bölümün kısımları şunlardır:

Tezhip, Tezyini Arap yazısı, Türk ciltçiliği, Türk cilt kalıpları yapımı, Ebru ve âhar, Türk minyatürü, Türk çini nakışları, Halı nakışları, Kıymetli taşlar üzerine hâk, Altın varak imali, Sedef kakmacılığı ve Lâke.

Bölüm’e girmek isteyenler, desen ve Türkçe kompozisyondan sınava tâbi tutulurlar. Bölümün öğretim süresi sınırlı değildir; yeteneğe bağlıdır. Öğrenciler bu kısımlardan birkaçına birden devam edebilir. Atölye masrafları Akademi tarafından karşılanır. Bölümden mezun olan öğrenciler, orta öğrenimleri varsa, müze ve kütüphane memurlukları için tercih edilirler. 1939’dan itibaren, Bölüm’e ortaokul mezunları alınmaya başlanır. Bölüm’e yeni girenlerin bir sene, Resim Bölümü desen atölyesine devam etmeleri zorunlu hâle getirilir. Akademi idaresinin teklifi üzerine 1 Şubat 1956 tarihinde, Talim ve Terbiye Dairesi kararıyla, Tezyinî Sanatlar şubesi mezunlarının, Süsleme Sanatları Bölümü, yüksek kısmına devamları kabul edilir.

ÜSTADLAR GEÇİDİ…

Bölüm hocaları şunlardır: Kâmil Akdik, Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer, Mustafa Râkım Unan,  Nuri Korman ve Halim Özyazıcı hat; Vâsıf Sedef Sedef, Bahaeddin Tokatlıoğlu, Yusuf Çapanoğlu, Muhsin Demironat, Fatma Rikkat Kunt ve Mihriban Sözer Keredin Tezhip; Necmeddin Okyay Cilt; Feyzullah Dayıgil Türk Çiniciliği ve Desenleri; Prof. Dr. Süheyl Ünver ve Hüseyin Tahirzâde Behzat Minyatür; Hüseyin Yaldız Altın Varak Üretimi; İsmail Ârif Sonver  Kıymetli Taşlar Üzerine Hak…        

Bu arada hocalardan emekliye ayrılanlar olur. Hüseyin Tahirzâde ile Halim Özyazıcı’nın, 1963 yılında emekli olmalarından sonra 1966’da Muhsin Demironat’ın Yıldız Porselen Fabrikası Müdürlüğü’ne tayini ve 1968 yılında Rikkat Kunt’un emekliye ayrılmasıyla bölüm kapanır.

1976 yıllarına gelindiğinde Akademi Temsilciler Kurulu kararıyla Geleneksel Türk Sanatları Kürsüsü” kurulur. Kürsü; tezhib-minyatür, lâke, Türk çiniciliği, cilt ve ebru, eski Türk süsleme yazıları olmak üzere dört daldan oluşur. Tezhip, minyatür ve lâke için Rikkat Kunt, Muhsin Demironat, Dündar Tahsin Aykutalp; Türk çiniciliği için Prof. Kerim Silivrili, Nezihe Bilgütay Derler; cilt ve ebru için Prof. Emin Barın ve İslam Seçen; yazı-Hat için Prof. Emin Barın, Hattat Hasan Çelebi ve Ragıp Tuğtekin görevlendirilir. Ancak Rikkat Kunt, Mustafa Düzgünman ve Hasan Çelebi meşguliyetlerinden dolayı kadroda yer almazlar. Buna karşılık Hattat Mahmud Öncü, Muammer Ülker ve Bahâeddin Doğramacı kadroya ilave olurlar.

1969’da Akademi’ye 1172 sayılı Devlet Güzel Sanatlar Akademileri Kanunu’nun kabul edilmesiyle yeni bir statü getirilir ve kurum bilimsel özerkliğe kavuşturulur.

Temmuz 1982’de kurum üniversiteye dönüşerek ‘’Mimar Sinan Üniversitesi’’ olarak teşkilatlandığında Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü; Tezhip Anasanat Dalı, Hat Anasanat Dalı, Cilt Anasanat Dalı, Çini Anasanat Dalı ve Eski Kumaş Desenleri Anasanat Dalı olmak üzere 5 anasanat dalından oluşan bir bölüm olarak, Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesi içerisinde, eğitim ve öğretime devam etmeye başlar.

Mimar Sinan Üniversitesi 29 Ocak 2004 tarihinden itibaren Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi” adını alır. 3 Şubat 2011 yılında Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü adından “el” kelimesi resmî olarak kaldırılır ve Bölüm,  “Geleneksel Türk Sanatları Bölümü” adı altında eğitim ve öğretimine devam eder.

1983 yılında Prof. Emin Barın’ın emekli olması nedeniyle Bölüm Başkanlığına Prof. Kerim Silivrili, 1988 yılında Prof. İlhami Turan atanır. Daha sonra sırasıyla Prof. Dr. Sitare Turan ve Prof. Aydın Uğurlu Bölüm Başkanlığı yapmışlardır. 2012 yılından itibaren Prof. Faruk Taşkale Bölüm Başkanlığı görevini devam ettirmektedir.

Günümüzde Geleneksel Türk Sanatları Bölümü; Hat Sanatı, Tezhip Sanatı, Cilt Sanatı, Halı-Kilim ve Geleneksel Kumaş Desenleri ile Çini Tasarımı ve Onarımı olmak üzere beş anasanat dalından oluşmaktadır. Anasanat Dalları bünyesinde minyatür, kalemişi ve ebru programları da bulunmaktadır.

Gelen yoğun talep üzerine, Fakülte senatosundan oy birliği ile geçen karar sonucunda, Bölümüze Minyatür Ansanat Dalını da ilave etmek için çalışmalarımız devam etmektedir. Bölümüzde, klasik eğitime ilave olarak bilgisayar destekli tasarım programları da mevcuttur ve öğrencilerimiz klasik ve modern üretim yöntemlerini ve teknolojiyi kullanabilecek donanıma sahip olacak şekilde yetiştirilmektedir.

Üstün teknik niteliklerinin yanı sıra özgün desen ve üslupları ile tüm dünyada farklı ve haklı bir üne sahip olan geleneksel Türk sanatlarımız, yüzyıllardan beri farklı bölge ve kültürlerin birikimiyle olgunlaşarak günümüze kadar gelmiştir. En başarılı ve çeşitli üretimlerin yapıldığı dönemler incelendiğinde, Türk desen ve üslup zenginliğinin tasarıma verilen önemi açıkça vurgulamakta ve uygulamaların belli ilkeler içinde geliştiği görülmektedir.  Bu veriler doğrultusunda öğrencilere, tasarımın ilke ve yöntemleri verilmekte, çağımızın ihtiyaçlarına uygun, özgün eserler meydana getirebilecek eğitimli, yaratıcı, nitelikli birer sanatçı adayı yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Mezunlar; kendi atölyelerinde, müze ve kütüphanelerde, kamu ve özel atölyelerde, arşivlerde sivil ve dini eserlerin restorasyonunda çalışmaktadır.

Bölümümüzde Üniversitemiz Güzel Sanat Enstitüsü’ne bağlı Geleneksel Türk Sanatları Anasanat Dalında, dört yıllık lisans eğitimi sonrası, iki yıl süreli yüksek lisans ile dört yıl süreli sanatta yeterlik programlarında lisansüstü eğitim verilmektedir.

Birçok üniversiteye bağlı olarak eğitim ve öğretimini sürdüren Geleneksel Türk Sanatları Bölümlerinde öğretim elemanı olarak görev yapan eğitmenlerin çoğunluğu, MSGSÜ Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nden mezun olmuş sanatçılardır. Öğrencilerimiz ve öğretim elemanlarımız ulusal ve uluslararası yarışmalarda derecelere girip, ödüller kazanmaktadırlar. Bu ödüllerin en önemlilerinden biri de Sabancı Vakfı’nın 1994 yılından bu yana, her sene Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları, Heykel ve Resim Bölümlerinin ilk üç dereceyle mezun olan öğrencilerine verdiği Sakıp Sabancı Sanat Ödülleri’dir. Ayrıca Erasmus’la gelip geleneksel sanatlar eğiti almak isteyen öğrenci sayısında da gözle görülür bir artış vardır.

MSGSÜ ÜLKEMİZDE GELENEKSEL SANATLARA YÖN VERİYOR.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü, köklü geçmişinden aldığı güç, ışık ve bilgi ile Türkiye’de sanata ve geleneksel sanatlara yön vermeye devam etmektedir.

Sözlerimi bir belgeyi paylaşarak sonlandırmak istiyorum:Atatürk, 1923 yılında Cumhurbaşkanı olduktan sonra, Hüseyin Tâhirzâde Behzad, Atatürk’ün üzerinde asker üniforması ve başında kalpağı ile bir portresini yapar ve etrafını tezhibler. Portrenin üzerinde Türk Bayrağı taşıyan melekler aynı zamanda Atatürk’ü de korumaktadır. Sanatkâr bu eseri Atatürk’e hediye eder. Bu güzel hediyeye karşı Atatürk hemen şöyle bir teşekkür mektubu yazar.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyaseti-Ankara

Hususi. 6/508

1339/5/26

Medresetül Hattatiyn tezhib muallimi Tâhir Beyefendi’ye

9 Nisan 1339 tarihli mektubunuzu aldım. Pek nefis ve kıymetdar bir eser-i sanat olan levha da geldi. Teşekkür ederim.

Tezhib ve minyatür işlerindeki yüksek kudret ve isti’dadınızın takdirhanıyım. Sanattaki maharetinizden daha şamil bir suretde istifade edilmesi için sizi mearif vekâletine de tavsiye ettim.

Temadi-i muvaffakiyetinizi temenni ederim efendim.

TBMM Reisi Başkumandan Gazi Mustafa Kemal.’’

Sanatkâr daha sonra Atatürk’ün kendi el yazısı ile yazılmış olan bu mektubu tezhipler ve üst kısmına suluboya tekniği ile Atatürk’ün bir portresini yaparak tablo haline getirir. Bugün Barın Ailesi’nde bulunan bu eser 25x33 cm. boyutlarındadır.”

 

 

İbrahim Ethem Gören/11.04.2022-Yazı No: 293 (İbrahim Ethem Gören’in 28.03.2022 tarihli İttifak Gazetesi’ndeki köşe yazısından iktibas.)

 

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

SİTE HARİTASI

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.