NAKKAŞ’TA AÇAN TEZHİP ÇİÇEKLERİ

NAKKAŞ’TA AÇAN TEZHİP ÇİÇEKLERİ

Nakkaş Tezyini Sanatlar Merkezi’nde İstanbullu sanatseverlere merhaba diyen hat, tezhip ve kalemişi sergisini ziyaret ederek merkezin kurucularından Mimar Nakkaş Semih İrteş ile sergi ve sanat anlayışı üzerine konuştuk.

Vakıflar Haftası kutlamaları bağlamında İstanbul’da eğitimden sağlığa, sosyal yardımlardan kültür ve sanata kadar pek çok alanda hizmet etmekte olan vakıflar; sergi, konferans, panel iftar yemeği ve sağlık taraması gibi faaliyetlerle Vakıflar Haftası kutlamalarına katıldı.

Nakkaş Tezyini Sanatlar Vakfı NATSAV da VGM’nin etkinlik çağrısına karşılık vererek Üsküdar Valide Atik Camii Külliyesi’ndeki merkezinde gerçekleştirdiği numune denilmeyi hak eden öz sanatlar sergisiyle Vakıflar Haftası kutlamalarındaki yerini aldı.

Sergiyi kitap sanatları uzmanı Yüksel Yücel, koleksiyoner, yayıncı Dr. Bekir Cantemir ve editör Sibel Cantemlir ile birlikte ziyaret ederek okumakta olduğunuz haber mülakatı hazırladık.

Ülkemizin önde gelen tezyinat müsesseselerinden Nakkaş Tezyini Sanatlar Merkezi’nde 6 Mayıs Pazartesi günü açılışı yapılan hat, tezhip ve kalemişi sergisi 6 Haziran Perşembe gününe kadar ziyaret edilebilecek.

Sergi mülahazalarımıza ve Nakkaş Semih İrteş Üstad ile gerçekleştirdiğimiz sohbetin detaylarına geçmezden önce Nakkaş Sanatlar Merkezi’nin Üsküdar Valide-i Atik Külliyesi’nin tekke müştemilatındaki mekânına değinelim.

Skylife dergisinin Mayıs 2019 sayısında Nakkaş’ın da içerisinde bulunduğu Valide-i Atik Camii ve külliyesine şu satırlarla değinmiştim:

VALİDE-İ ATİK KÜLLİYESİ İSTANBUL’DA SAKLI BİR CENNET…

“Vâlide-i Atik Camii, namıdiğer Eski Vâlide Camii Mimar Sinan’ın İstanbul’un yedi tepesinin en güzelinin üzerine özene bezene inşa ettiği tarihî, ulvi ve uhrevi güzellik, saklı cennet ve yine Üsküdar semtinde…

Miladi takvimin yaprakları 1570-1579 yılları arasını gösterirken Sultan    III. Murad’ın annesi, Sultan II. Selim’in hanımı Afife Nur-Bânû Vâlide Sultan tarafından yaptırılan Vâlide-i Atik Camii İstanbul’un maneviyat odaklarından biridir.

Cami, tekke, medrese, aşevi, darüşşifa, kervansaray, sıbyan mektebi, darülhadis ve darülkurra gibi bölümlerden meydana gelen külliye, asitanenin sesinden, gürültüsünden, günlük koşturmacalardan uzakta, kendi ilahi atmosferi içinde yaşıyor. Külliyenin içinden, etrafındaki binalar gözükmüyor; bahçesinden Üsküdar’ın gökyüzünü izlemek insanı gerçekten başka bir yere taşıyor.

Yakın zamana kadar külliyenin çay ocağını işletmekte olan Dersimli derviş meşrep Haydar Amca’ya yetişenler, onun semaverinde sadece çay değil, muhabbet, Ahilik kültürü ve fütüvvet ahlâkı da demlediğini biliyor.

Selâtin camileri gönül evlerinin yufka gibi inceldiği oruç ayında geniş bahçeleri; şadırvanları, minareleri, şerefeleri, kandilleri, mahyaları, tekbir ve ezan sesleriyle İstanbulluları kubbelerinin altındaki huzura davet ediyor.”

Bu iktibası biraz da Mayıs ayı başında mecmuanın yayınlandığı günlerde ebediyet âlemine sırlanan Haydar Amca’ya rahmeti vesile kılmak için yaptım. Ruhu şâd; makamı âli; mekânı Firdevs olsun. Âmin.

 

SEMİH İRTEŞ: GELENEK ASILDIR.

Şimdi, Semih İrteş Üstad’ın tezyinat anlayışına dikkat kesiliyoruz: “Geleneksel çalışma sahalarında yenilik tabii ki gerekli. Gelenek asıldır ve biçim değiştirip yeni etkileşimler, formlar kazanarak bugünden yarına ulaşır. Değişen, kadîmin özü değil, formudur, sadece motiflerin yerleri ve kullanım alanları farklılık kazanır.

İbrahim Ethem Bey, levha tasarımı Türk tezhip sanatında aslında başlı başına bir yeniliktir. Netice itibarıyla tezhip kitap süsleme sanatı olarak ortaya çıkmış, zaman içerisinde değişen estetik algılarla müstakil levha süslemesine doğru kaymıştır.

Hattatlar yeni yazı alanları, formlar geliştirmeli; tezhipçiler de bu yeni alanlarda hünerlerini göstermelidir. Yeni biçimler böylelikle ortaya çıkacaktır. Geometrinin izin verdiği kurallar bağlamında da gücünü geçmişten olan yeni tezhipler şekillenmelidir. Hâsılı, klasik tezhipte var olan biçimlerin haricinde başka alanlar oluşturularak, farklı biçimler sanatkârı yeni arayışlara götürmelidir.”

BİRBİRİNDEN ÂLÂ KEYFİYETİ HAİZ 66 ESER…

Nakkaşhane’nin tezhip sisteminde Mamure Öz’ün ve Semih İrteş’in kompozisyonları hâkim.  Sergide birbirinden âlâ keyfiyeti haiz 66 eser yer alıyor. Levhaların hatlarında Hüseyin Kutlu’nun, Fevzi Günüç’ün, Said Abuzeroğlu’nun, Hilmi Karasakal’ın, Kerim Erbilli’nin ve Firas Kerküki’nin ketebeleri mevcut. Sergiyi Semih İrteş Bey’le birlikte temâşâ ederken geçtiğimiz yıllarda ebediyet dârına sırlanan Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kurucu Dekanı Prof. Dr. Fevzi Günüç hocamıza da rahmet niyaz ettik. Hz. Allah yazdığı hurufat adedince mağfiret buyursun. Âmin.

Tarihi mekâna ayrı bir ruh, mânâ ve estetik rüzgârları üflemekte olan sergideki yazıların süslemelerinde Semih İrteş ve Mamure Öz hocalara Arzu Uzunosman, Esra Elitaş, Sevgi İrteş Yoldaş ve Handan Akbulut eşlik etmiş. Sergide ayrıca Nakkaşhane’de yetişen ve her biri usta olan tezhipçilerin ferdî tabloları da yer alıyor.

Bir önceki cümlede ifadesini bulan tabloları, sûre-i celîleler, âyet-i kerîmeler, hilye-i şerifeler, kelime-i tevhid levhaları, serlevha tezhipleri, Veda Hutbesi ve güzel sözler oluşturuyor.

SERGİ KUR’AN-I KERÎM MEDENİYETİNDEN BESLENEN RUHLARA HİTAP EDİYOR

Sergilerinin, Kur’an-ı Kerîm medeniyetinden beslenen ruhlara hitap ettiğini belirten Mimar Nakkaş Semih İrteş’le hasbıhalimiz muhatabımızın şu cümleleriyle devam ediyor: “Tezhip, klasik zevk ve bilgi ile dönüşür ve gelişir. Bu alanda yapılacak tüm yenilikler eskimez güzelliklerin üzerine inşa edilir. Klasik zevk ve bilgi ile yapılmış yeni tasarımlardan oluşan çalışmalarımıza dikkatlice bakanlar klasik tezhip anlayışındaki devamlılığı gözlemleyecektir.

İRTEŞ: NAKKAŞ’TA EĞİTİMCİ YETİŞTİRİYORUZ

Nakkaş’ta eğitimci yetiştiriyoruz. Maalesef öz sanatlarımıza yönelik eğitim sistemimizde problemler var. Bunlar ivedilikle ele alınmalı. Bir, iki kurs bitiren allâme oluyor, allâmelikleri de eserlerinden menkul!

Yenlik adına klasik kurguları koparıp soysuz değişiklikler yapılmamalı.  Sanatta az önce de arz ettiğim gibi klasik birikimin üzerine yeni inşa çalışmalarına gidebilir. Zaman içerisinde yapılanları toplum kabul eder ya da etmez. Kara Memi’ye bakınız, yaşadığı çağa yeni bir bakış açısı getirdi. Gelenekten beslenerek yeni tasarımlar, tezhip formları ortaya koydu. Benzer uygulamaları hat sanatında Ahmed Karahisari de yaptı. Sanat adına ortaya koydukları keşif ve ilhamlar asırlar sonra bile takdir ve gıpta ile karşılanmakta. Dolayısıyla sanatkârların önünde çok büyük alanlar var. Yeni, yepyeni tasarımlar yapmaya hayatları yetmez bir bakıma.

Sergideki amacımız geleneksel sanatlarımızı; hattı, tezhibi, kalemişi örneklerini en doğru bir şekilde topluma yansıtarak yeni biçimler içerisinde sunmaktır.

EMEĞE VE USTALIĞA SAYGI LÜTFEN!

Duvarlara “lütfen fotoğraf çekmeyiniz” levhaları astık. Tasarımlarımızı alıp tabirin en hafif olanıyla kopyalıyorlar. Mamure Hanım’ın bir Kâbe-i Muazzama tezyinatı var. Pek çok kişi formu alıp ufak tefek değişikliklerle altına kendi imzalarını attı! Emeğe ve ustalığa saygı lütfen.

Topkapı Sarayı’ndaki Kültür Bakanlığı Türk Süsleme Sanatları Kursu’nda hizmet ettiğimiz uzunca dönemde öğrencilerime verdiğim desenler var. Maalesef öğrencilerimin bazıları desenlerimi alıp kendi adlarına sosyal medyada paylaşıyorlar.”

Mimar İrteş aynı zamanda ünü ülkemiz sınırlarını aşan kalemişi ustalarından biri. İrteş’in, kalemişi tezyinat projelerini hazırladığı bazı dini mimari eserlerinin isimlerine değinmemiz vakıa mutabık olacaktır.  Ataşehir Mimar Sinan Camii, Ankara Millet Camii, Ankara Yıldırım Beyazıt Camii, Kırıkkale Nur Camii; Moskova Camii, Köln Merkez Camii, Berlin Şehitlik Camii, Çeçenistan Aymani Kadirova Camii, Washington Merkez Camii, Hollanda Utrecht Ulu Camii ve Tokyo Camii…

Güzel bir bahar gününde mevsim çiçeklerinin kokularının tablolarla ünsiyet geliştirdiği sergi ziyaretimizle ilgili intibalarımıza İrteş Hoca’nın kalemişi sanatına yönelik tesbitleriyle nihayet verelim: “Tezyini sanatlarımızdan biri olan kalemişi, günümüz gelenekli sanatlarında sosyal yaşamın içinde olan en fonksiyonel sanattır. Özellikle eski eserlerimizde dönem özelliğini taşıyan özgün kalemişlerinin korunması ve yeni kuşaklara nakledilmesi kurum olarak en çok önem verdiğimiz husustur. Babamızdan aldığımız bu kadim sanatı bugün üçüncü nesil olan çocuklarımızla devam ettirmemiz en büyük mutluluğumuzdur.”

 

İbrahim Ethem Gören

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

SİTE HARİTASI

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.