SAKARYA MİNYATÜR SANATINI SEVDİ

Günümüz minyatür sanatının usta temsilcisi Gülçin Anmaç ikinci kişisel sergisini Sakarya’da açtı. 20 Mart Çarşamba günü sanat camiamızdan geniş bir katılımla açılışı gerçekleştirilen sergide Gülçin Anmaç’ın birbirinden âlâ 33 minyatür eseri yer alıyor.


Sakarya Belediyesi’nin himayesinde Sakarya Ofis Sanat Galerisi’nde açılışı gerçekleştirilen sergide yer alan eserleri incelediğimizde sanatçının kadim minyatür sanatına yaslanarak meydana getirmeye muvaffak kılındığı eserlerle mânâya ulaşmayı hedeflediğini görüyoruz. Söz konusu mânâ, usta nakkaşe Gülçin Anmaç’ın dilinden aşağıdaki gibi ifadesini buluyor:
 

MİNYATÜR MÂNÂYA VESİLEDİR…

“Bizim gelenekli sanatlarımız gerçeğinde derin bir soyutlama barındırır ve sonucunda oluşan şematik, stilize ve geometrik motifler yüzyıllar boyunca kumaş, halı, çini, kâğıt ve taş gibi farklı malzemelere işlenmiştir. Bu soyutlama; tezhip desenlerinin görünür halinden asıl gerçeğine yol alarak stilize edilişi, hattın kamış kalemin ucundan dökülen grift istiflerde mânâsıyla hemhal oluşu, ebrunun doğanın suya yansımış gönülle yeniden vücut buluşu şeklindedir.

NAKKAŞ, GERÇEK SANILANIN İÇİNDE DURAN ASIL GERÇEĞİ ÇİZEN KİŞİDİR

Minyatüre bu soyutlamanın yansıması ise, gözün gördüğü dünyanın dışına ruhu, tüm algıları farklı bir bakışla çizip taşımasıyla olur. Bu noktada biz, gölge, perspektif, taklit, var olanı aynı şekilde yapmaktan ayrılır ve gerçek sanılanın içinde duran asıl gerçeği çizmeye başlarız. Bunu algılayamadığımız ve/ya hissedemediğimiz noktada ise, bu iş günümüzde büyük çoğunluk tarafından yapıldığı şekli ile; dekoratif esaslı, estetik kaygılı, geçmişten çalmalı, yüzeysel yansımalı, etraftan toparlamalı, işçilik amaçlı bir hale döner. 

ÖZ SANATLAIMIZDA SOYUTLAMA OLMAZSA OLMAZDIR

Yani bu soyutlama olmaz ise olmazdır ve gerçeğinde hayat ile engin ve ruh ile derin bir ilişki kurmamızı sağlayan bu durum, nakşeden/seyreden olarak bizleri asıl “mânâ”ya ulaştıran vesiledir.”

Duayen sanatçı Anmaç’ın, “Etraftan ve geçmişten çalmalı, birebir taklid olan, ruh ve iç dünyamıza atıflar yapamayan minyatür çalışmalarına eser denilebilir mi?” şeklindeki soruma verdiği cevap şöyle oluyor:

REPDODÜKSİYON BİRE BİR AYNISINI YAPMAKTIR

“Ben öğrencilerime bizim sanatlarımızdaki teknikleri, dönemsel boyama ve çizim farklılıklarını gösterirken, anlattığım dönemin minyatürlerinden seçtiğim örnekler üzerinden çalıştırıyorum. Bu örnekleri çizip dönemine en yakın olan mürekkep, suluboya, guaj ve altın ile birebir taklid olarak çalışırken öğrenci hem o dönemi, hem çalıştığı minyatürü, hem el yazmasını, hem nakkaşını öğreniyor. Ama bu çalışmalar öğrenme amaçladır, her dönemi tanıyın ki sizler kendinize en yakın yılları, renkleri, çizim, tekniklerini bulun ve sonrasında özgün fikirlerinizi onlar üzerinden oluşturun derim. Örneğin hayvan çizimlerinin çok olduğu Kelile ve Dimne’nin farklı dönemde yapılmış minyatürlerini çalıştıktan sonra, kendi özgün hayvan tasvirlerini çalıştırırım. Böyle bir süreç sonunda, her halükârda özgün tasarımına ulaştığı bir bilgilenme yaşar öğrenci. Geçmişini ve el yazmalarını öğrendikleri bu süreçte ürettiklerimiz reprodüksiyon değil derim, taklidi çalışma diye isimlendirdim. Çünkü reprodüksiyon demek birebir aynısını yapmaktır, renklerin, çizimin tamamen aynı olduğu, boya taşmasından, çizim kusuruna kadar her şeyi ile aynı yapmanız gereken bir çalışmadır. Öğrenmek için yapılan taklid çalışmalarda amaç dönem özelliklerini anlamaktır, keza yeni sergi ve projelerimiz için ise özgün fikirler üzerinden ilerlemeliyiz ki bugünden yarına bir miras bırakabilelim.”

SAKARYA’DA İLGİ ÇOK BÜYÜKTÜ

Sanatçı Anmaç ikinci kişisel sergisinin hikâyesini ise şu cümlelerle özetliyor:

“Kişisel sergi açmak kolay değil, tüm sergi organizasyonu ve üretim sizinle ilgilidir. Sakarya Belediyesi Ofis Sanat Merkezi birimi çok güzel ve organize çalışıyor. Tüm sergi düzeni ve katalog hazırlanmasından, açılış organizasyonuna kadar çok disiplinli çalışan bir ekipleydim. Anadolu’da çok güzel sergiler düzenleyen illerimiz ve bu organizasyonlara yoğun ilgi gösteren bir sanatsever kitlesi var. Başka illerde sergi açmak benim için heyecan ve mutluluk verici. Talep gelse bile bazı şartlar oluşmayınca (ulaşım, çalışmaların transferi, güvenlik gibi) çok istememize rağmen her yerde sergi açmak mümkün olamıyor. İlgi çok büyüktü ve hem açılışa, hem tanışmaya gelenler ile güzel bir akşam geçirdik, uzun uzun sanat konuştuk. Minyatürlerimin hikâyelerini anlatarak gelen ziyaretçiler ile paylaşma şansım oldu, böyle bir şansı verdikleri için Sakarya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederim.”

SAKARYA TÜRKÜSÜ MİNYATÜR SANATIYLA BULUŞTU

Sakarya Ofis Sanat Galerisi’ndeki sergide pek çok eser yer alıyor. Gülçin Hanım her birini evladı gibi gördüğü eserleri birbirinden ayırmamakla birlikte özel istirhamımız üzerine ikinci kişisel sergisinde yer alan “Sakarya Türküsü” isimli çalışmasının düşünceden kâğıda; kâğıttan boya ve fırçaya ve oradan da Sakarya’ya ulaşan serüvenini şöylece özetliyor:

“Benim tasarımlarım klasörler dolusu ve bunları yapmaya bir ömür yetmez şekilde. Bunun oluşturduğu baskı, yetmeyen zamanlar ve gerçekleşmeyen ama heyecan veren fikirler ne zaman hayata geçer bilemiyorum. Bunlardan biri Necip Fazıl Kısakürek’in “Sakarya Türküsü” idi ve bu sergi teklifi gelince hemen yoğun bir çalışmaya girerek şiiri çalıştım. “İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;  Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya…” diye başlayan dizeler, önce gönlü, sonra fikri ve en son kalemi harekete geçirdi. Sakarya’nın akışını bir turkuaz berraklığında boyayıp üzerine şiiri yerleştirdim. Su kenarını ağaçlar ile dolu ve kıvrım kıvrım tasarlamış iken, coşkun akan Sakarya nehrini kendi hikâyesi gibi dosdoğru bir akışta resmettim. Bir düşüncemin daha minyatür ile gerçekleşmesine vesile oluştuğu için mutluyum. Sakarya’da olan bir sergide, bu şiirin ruhu orada olmadan olmazdı bence.”

Minyatür çalışmalarını İstanbul’a sürdüren ve öz sanatlarımıza birbiri ardına yeni eserler ve isimler kazandıran Gülçin Anmaç geleneksel sanatlarda eser vermenin, öğrenci yetiştirmenin büyük bir sorumlulukla icra edilmesi gereken kutlu bir görev olduğunu ifade ederek bu bağlamdaki kanaatlerini de şu cümlelerle paylaşıyor:

BU TOPRAKLARA KARŞI SORUMLUYUZ

“Kendi özelimde hocalığı çok önemli görüyorum, bizim derdimiz gerçekten bu kültüre ait bilgiyi sağlıklı bir şekilde ve üzerine eklediğimiz değerler ile devretmek olmalıdır. Ben bunun öneminin farkındayım ve kendi sistemim ile bu bilgiyi elimden gelenin en iyisini yaparak vermeye çalışıyorum. Kim bilgi almak ve yardım istemek için benimle irtibata geçmiş ise elimden gelen her türlü desteği yapmışımdır, kendi yapamadığım bir şey ise yapabilen birisine yönlendirmişimdir. Aslında çok basit bir kuralı var hayatın, hepimiz ölümlüyüz ve aslolan geriye neler bırakabildiğimiz. Bildiğimiz kadar sorumluyuz yani bildiğimizi bildirmekle sorumluyuz, gelecek nesillere ve bu topraklara karşı sorumluyuz. Her sanatta değişik ekollerin ve çeşitliliğin olması, farklı tarzları olan hocaların olması, öğrenmek isteyenler için alternatiflerin olması bizim sanatlarımızı zenginleştirir. Sonuçta bu çeşitlilikten geriye ne kalacağı ise çok daha uzun bir tarihsel süreç içerisinde belli olacaktır zaten.

Gülçin Anmaç Hoca’nın yeni sergisi özelinde sanatseverlere mesajı şöyle:

“İstanbul sanatta merkez olarak görülmek ile beraber giderek birçok ilimizde sanatlarımızın eğitimi veriliyor, sergileri oluyor, bilinç gelişiyor. Bilginin arttığı yerde sahiplenmek ve sevgi artıyor. Bu keyfiyet üreten ve paylaşan olarak benim sanat adına umitvar olmamı sağlıyor. Bizler ömrümüzün sayılı süresinde bize emanet verilen zamandan sorumluyuz. O zamanı harcamanın; üretmek, güzelleştirmek, iyilik, güzellik, doğruluk, öğrenmek, öğretmek, koruduğumuz hasletler, olumlu tavırlar, iyi anılmak üzerine olması için gayrette olmak önemlidir. Bunlara ulaşma amacında ise sanat her zaman iyi bir araçtır.”

SERGİ 10 MART PAZAR GÜNÜNE KADAR AÇIK

Yurtiçi ve yurtdışında çeşitli sergilere ve uluslararası sanat festivallerine katılan minyatür sanatı hocası Gülçin Anmaç’ın seçkin eserlerinden oluşan kişisel sergisi 10 Mart Pazar gününe kadar gönlünde estetik güzelliklere açık kapılar bulunan sanat dostlarını Sakarya’ya bekliyor olacak.

Sergiyi ziyaret edenlere sanatçının ikinci kişisel sergisinde yer alan çalışmalarını içeren enfes bir katalog hediye edileceğini de sözlerimize ekleyerek yazımıza nihayet verelim.

 

İbrahim Ethem Gören

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

SİTE HARİTASI

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.