VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN OSMANLI SULTANLARINA VEFA

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN OSMANLI SULTANLARINA VEFÂ

T.C. Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü 2018 yılı takviminde vakıf belgelerindeki padişah tuğralarına yer verdi.

VGM’nin ecdada yönelik bir vefâ numunesi olan, sair kurum ve kuruluşlarca da benzer çalışmalara örneklik teşkil edecek nitelikle basılan takvimden, hizmetinde bulunduğum Boğaziçi Yöneticiler Vakfı Kurucular Kurulu Üyesi Doç. Dr. M. İbrahim Turhan’ın şahsıma hediye etmesiyle haberdar oldum. “Kıymetini siz bilirsiniz?” diyen İzmir Milletvekili Turhan’a “En kısa zamanda bu güzel takvime bir yazımda değineceğim” demiştim.

Malum olduğu üzere tuğralar Türklere has bir sanat eseri örnekliğidir. Tuğra formunun kâşifi de Türklerdir. Böylelikle asırlar boyunca hat ve tezhip sanatının en nadide örnekleri tuğralar üzerinde de temâşâ edilmiş. Hattı tezhibiyle, tezhibi hattıyla müsabaka halinde bulunan tuğralar günümüz insanının ilgisine müzelerde, özel koleksiyonlarda ve dahi VGM 2018 takviminden sesleniyor. Biz dahi bu sesi işittik.

 

TUĞRAYI EVVELEMİRDE OĞUZ TÜRKLERİ KULLANMIŞTIR

Tuğra, Uygur Türkçesindeki “Tuğrağ” kelimesinin Batı ve Güney Türkçesinde almış olduğu şekil olarak bilinir. Tuğra, Oğuz Türklerinden başlayarak Osmanlı Cihan Devleti zamanına kadar kurulan diğer Türk devletlerinde de kullanılmıştır. Oğuzhan’ın tuğrasının eğiri çekilmiş bir çizgi gibi olduğunu söyleyen tarihçiler varsa da bunun boy işareti mi yoksa tuğra mı olduğu hâlâ açıklık kazanamamıştır.

Bugünkü anlamında sultanın alameti olarak tuğrayı, Selçuklu Devleti’nde, Anadolu Selçuklularında, Anadolu ve Türk Beyliklerinde, Memluklarda ve Osmanlılarda görmekteyiz.

Osmanlılarda tuğra, sultanın yazılı alameti, nişanı, yani bir nevi imzasıdır. Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan saltanatın kaldırılmasına kadar önemini kaybetmeden çok değişik yerlerde kullanılan tuğralar, hat sanatımızın bir kolu olarak gelişmiş ve kültürümüzün bir parçası haline gelerek sanat tarihimize mâl olmuştur.

 

TUĞRALAR PADİŞAHLARIN İMZALARIDIR

Bir önceki paragrafta işaret ettiğimiz üzere “Padişahların imzaları” denilse seza olan tuğralara bakanlar Osmanlı Cihan Devleti’nin, hemen her alanda sanat ve estetik güzelliklere yer verdiğini görür, hükümet işlerinde dahi sanatkârane yazılar; ustalıklı bezemeler dikkatleri çeker.

 

“EMRİM MUCİBİNCE AMEL OLUNA!”

Tuğra metinlerinde dikkat çeken diğer bir husus ise adalete, kul hakkına, imar ve iskân hizmetlerine, vakıf hayrat eserlerine verilen önemdir. Padişahlar, tuğraların alt kısımlarına “Emrim mucibince amel oluna, kimse müdahale etmeye” ibaresini yazarak ilgililere özel mesajını sanatın cihanşümul diliyle iletir.

Tuğra belli bölümlerden meydana gelir. Padişahın kendi adıyla babasının adının bulunduğu tuğranın esasını teşkil eden ve “kürsü” yahut “sere” adı verilen kısım; buradan sola doğru uzayıp aşağıdan yukarıya doğru iç içe iki kavisten meydana gelen “beyze” ; bu beyzelerin sağa doğru uzantısı olan “kol” veya “hançerler”; sereden yukarıya doğru çıkan birbirine paralel “tuğ” veya “flama” denilen üç kol; bunların tepesinden aşağıya doğru kıvrılarak inen “zülfeler”… Ayrıca ilk devir tuğralarında bulunup sonrakilerde kaybolan ve tuğların üzerinde bulunan “vaslalar”…

 

TUĞRALAR DOĞRULAMA ALÂMETİDİR

Arapçası ‘‘tevki’’, Farsçası ‘‘nişan’’ kelimesi olan tuğra bir doğrulama ve tasvip etme alâmetidir. Resmi yazışmaların, padişah emirlerinin, fermanların, beratların baş kısmında vakıfname, kanunname ya da bir takım özel belgelerin ilk sayfalarında yer alır.

Selçuklularda tuğra çekenlere “tuğrâî”; Osmanlılarda ise “tuğrakeş” veya “nişancı” denilmiştir. Önceleri ferman, berat, menşur, vakfiye, kanunname, hüküm, mülknâme/temlikname gibi evraklar üzerine çekilen tuğralar, daha sonraları paralarda, defter kayıtlarının başlarında, bir hanedan arması olarak bayraklarda, Osmanlı Cihan Devleti’nin son döneminde pullarda, resmi abidelerde, nişanlarda, madalyonlarda, harp gemilerinde ve binalarda kullanılmıştır.

“Yakın dönem sanatkârları arasında Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer tuğracılıkta öne çıkan isimlerin başında gelmektedir. Günümüzde pek çok hattat ve tezhipçi tuğra sanatına hizmet etmektedir” dedikten sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivlerindeki vakıf belgelerinden özenle seçilerek VGM’nin 2018 takvimine konu olan padişah tuğralarına nazar ederek yazımıza nihayet verelim.

 

FATİH SULTAN MEHMED HAN TUĞRASI

Fatih Sultan Mehmed Vakfı’na ait köylerin, arazilerin ve tarlaların tahdide muhtaç olanların hukuka uygun bir şekilde tahdidinin yapılması, hudut işaretlerinin konulması ve bu yerlerden elde edilen mahsulat ve gelirlerin alınan örfî vergilerin, öşürlerin ve mültezim elinde bulunan yerlerin cizyelerinin hukuk ve nizamnamelere uygun olarak dikkatlice toplanıp düzenli bir şekilde kaydedilmesine dair fermanın son kısmında bulunan Fatih Sultan Mehmed Han’ın tuğrasıdır. Tuğranın metninde: “Mehmed Han bin Murad Han el-muzaffer daima” yazılıdır.

 

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN HAN TUĞRASI

Kanuni Sultan Süleyman Han’ın Şam’daki akar ve hayratı, yönetimi, hayır şartları ve benzeri konuları içeren 964 (1557) tarihli vakfiyesinin kadı onay kısmı sonrasında bulunan tuğrasıdır. Tuğranın metninde “Süleyman Şah bin Selim Han el-muzaffer daima” yazılıdır.

 

SULTAN I. MAHMUD HAN TUĞRASI

Sultan Birinci Ahmed Camii, türbesi ve sair hayratlarında bulunan teberrükât ve diğer eşyalar ile hayratına akan içme suyunun miktarını gösteren defterin başındaki Sultan Birinci Mahmud Han’a ait tuğradır. Tuğra metninde “Mahmud Han bin Mustafa el-muzaffer daima” ifadesi yazılıdır.

 

SULTAN III. SELİM HAN TUĞRASI

1214 H./1799 M. tarihli olan berat üzerinde bulunan Sultan III. Selim Han’a ait tuğradır. Berat; el-Hac Mehmed’in ölümüyle boşalan Menemen civarında bulunan köylerdeki tımarı ve Foça-i Atik Kalesi Dizdarlığı’nın Uzun Mehmet Teberdar’a verilmesine ilişkindir. Tuğranın sağında minber tezyinatı içerisinde Padişahın el yazısıyla yazılmış “Mûcibince amel oluna” ibaresi yer almaktadır.

 

SULTAN II. ABDÜLHAMİD HAN TUĞRASI

Medine-i Münevvere’de Ravza-i Mutahhara’da ¼ feraşet hissesine mutasarrıf iken vefat eden Rukiye Hatun bint-i Mehmed’in yerine söz konusu feraset hissesine Sultan Abdülhamid’in Başkadını Nazikeda Kadın’ın atanmasına dair 1295 (1878) tarihli feraşet-i şerife beratının baş kısmında bulunan Sultan Abdülhamid Han-ı Sani tuğrasıdır. Tuğra metninde “Abdülhamid Han bin Abdülmecid Han el-muzaffer daima” yazılıdır.

 

İbrahim Ethem Gören

 

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • Kuveyt Türk müşterisiyim
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • Kuveyt Türk müşterisiyim
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.