BİR SANAT, BİR USTA: ÇİNİ-AYŞE ÖZKAN

 

BİR SANAT, BİR USTA: ÇİNİ-AYŞE ÖZKAN

Çini sanatı günümüzde usta eller marifetiyle mevcudiyetini sürdürüyor. Bu yazımızda geleneksel sanatlarımızın önemli şubelerinden çiniye ve günümüzün usta temsilcilerinden Ayşe Özkan'a icmali olarak değineceğiz.

 

ÇİNİ SANATI

 

Çini sanatının başlangıcı, yaklaşık 9 bin yıl öncesine, toprağın işlenmeye başlandığı en eski çağlara kadar dayanmaktadır.

 

İLK ÖRNEKLER ANADOLU'DA.

 

Anadolu’da ve Çatalhöyük’te bulunan çanak ve çömleklerden oluşan seramik örnekleri ilk çinicilik eserleri olarak kabul edilir.

 

Çinicilik sanatı, her uygarlığın yaşam tarzı ve inanışlarına göre, teknik bilgi, deneyim ve becerileriyle gelişme ve farklılık göstermektedir.

 

TÜRK ÇİNİ SANATI BİN YILLIK GEÇMİŞE SAHİP.

 

İlk Müslüman Türk Devleti olan Karahanlılar döneminde başlayan çini süsleme geleneği, Türk çini sanatının bin yıllık bir geçmişi olduğunu göstermektedir.

 

Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları döneminde çini süsleme geleneği devam etmiş, hizmetinde bulundukları tüm merkezlerde pek çok cami, medrese, kervansaray, saray ve türbe inşa ederek bu eserleri çinilerle bezemişlerdir.

 

Çini süsleme sanatı, çeşitli tekniklerle zenginleşerek mimarîye bağlı kalmış, ihtişamını gölgede bırakmadan mimarîye bezeme ve süsleme yoluyla farklı bir boyut kazandırmıştır.

 

Anadolu Selçukluları döneminde büyük bir gelişme göstererek varlığını günümüze kadar sürdüren çini sanatı, her dönem bir önceki dönemin teknik üstünlüğünü devam ettirmiş ve yeni renklerin uygulanması ve tekniklerin geliştirilmesiyle kendini zenginleşmiştir.

 

Anadolu Selçuklu çini sanatında en önemli yenilik, mozaik çinili mihraplardır. Mihraplar mor, lacivert ve firuze renkli çini karolar, geometrik ve bitkisel desenli kûfî yazılarla bezenmiştir. Çini mihraplara neredeyse tüm Selçuklu ibadethanelerinde rastlamak mümkündür.

 

OSMANLI CİHAN DEVLETİ'YLE BİRLİKTE ÇİNİ SÜSLEMECİLİĞİNDE YENİ BİR DÖNEM BAŞLAMIŞTIR.

 

Anadolu Selçuklu Devleti’nin ardından çini geleneği Anadolu’da kurulan Beylikler aracılığıyla devam etmiş ve Osmanlı Devleti kurulduktan sonra çini süslemeciliğinde yeni bir dönem başlamıştır. İlk Osmanlı Dönemi olarak adlandırılan döneme ait çiniler İznik Yeşil Camii minaresinde, Bursa Yeşil Camii’nde ve türbesinde, Bursa Muradiye Camii’nde, Edirne Muradiye Camii’nde, İstanbul Mahmut Paşa Türbesi’nde, Çinili Köşk’te ve Edirne’de Şah Melek Paşa Camii’nde görülmektedir.

 

MİMAR SİNAN DÖNEMİNDE ÇİNİ SANATINDA YENİ BİR ÇIĞIR AÇILMIŞTIR.

 

16'ıncı yüzyıla gelindiğinde, Osmanlı’nın klasik devir adı verilen dönemiyle birlikte pek çok sanat dalında olduğu gibi çinide de zirve eserler verilmeye başlanmıştır. Özellikle Mimar Sinan’ın, eserlerinde çiniye yer vermesiyle birlikte bu sanat dalında yeni bir çığır açılmıştır.

 

Süleymaniye Camii, Sokullu Mehmet Paşa Camii, Kasımpaşa Piyale Paşa Camii, Eminönü Rüstem Paşa Camii, Tophane Kılıç Ali Paşa Camii, Üsküdar Atik Vâlide Camii ile Topkapı Sarayı Altınyol Panoları, III. Murat Kasrı, II. Selim ve III. Murat türbeleri, Kanuni’nin eşi Hürrem Sultan’ın türbesi, Osmanlı döneminin en seçme çinileriyle süslenmiş anıtsal yapılardan bazılarıdır.

 

ESER HAKİKATLİ USTANIN ELİNDEN ÇIKAR.

 

Eser, ustanın, hakikatli sanatkârın elinden çıkar ve asırlar sonrasında sarkaçlanır. Usta, sanatının geleneğine ve geleceğine sahip çıkar.

Mimar Sinan ustadır. Eseri Süleymaniye’dir, Selimiye’dir. Usta, Necmeddin Efendi’dir. Eseri, göz nuru döktüğü levhalardır, teknesinden çıkan ebrulardır, eseri, yetiştirdiği talebeleridir, Mustafa Düzgünman’dır, Ali Alparslan’dır.

ESERİN RUHU VARDIR.

Eserin bir ruhu vardır. O ruhu Hamid Aytaç ketebeli bir hilyeye baktığınızda ‘mim’lerin gözünde, ‘elif’lerin zülfesinde görürsünüz.

ESER ÖZGÜNDÜR.

Ustanın eseri özgündür ve eserine ruhunun güzelliklerini yansıtır. Çünkü sanat ve estetik ruhun derinliklerinde beraberdir.

Eserdeki ruhu el-ele tutuşan çinilerin mavisinde, yeşilinde, lacivertinde görürsünüz ve böylelikle hakikatli çini ustası Ayşe Özkan'ın bugünün ve gelecek neslin irfan sahiplerine yazdığı naif mektubu okur gibi olursunuz.

 

 

 

 

AYŞE ÖZKAN

 

1963 yılında Ankara’da doğan Ayşe Özkan, evli ve üç çocuk annesidir. Tahsil hayatını Ankara’da tamamlamıştır.

 

20’li yaşlarında tanıştığı geleneksel sanatlar, onu her dalıyla içine çekti. Geleneksel sanatlarda ilk tahsilini tezhip alanında, Kültür Bakanlığı çatısı altında aldı. Ardından hat, minyatür, ebru ve katı‘ dersleri aldı. Bu birikimle çiniyle tanışan sanatçı, çinide karar kıldı ve onun için bu sanat, toprağa dokunmakla eşdeğer oldu.

 

İlk kişisel sergisinin adı “Toprağa Dokunmak” olan sanatçı, ilk sergisiyle büyük ilgi gördü.

 

Yurt içi ve yurt dışında özel koleksiyonlarda eserleri olan sanatçı, replika ve klasik tasarımlar çalışmaktadır.

 

Kültür Bakanlığı sanatçısı olan Ayşe Özkan, Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığının ortak çalışmalarında görev almaktadır.

 

Geleneksel sanatlardan çininin hak ettiği değeri bulması ve yeniden ihtişamlı günlerine dönmesi için çaba sarf eden sanatçı, Geleneksel Sanatlar Lisesi Çini Bölümünde okutulacak olan çini müfredatını yazmıştır.

 

Sanatçı, Keçiören Belediyesinde 6 yıl boyunca sanat danışmanlığı görevini sürdürmüştür.

 

Yurt içi ve yurt dışında birçok kişisel ve karma sergi açan sanatçı, Ankara ve İstanbul’daki kişisel atölyelerinde sanatını ve öğrencilerini büyütmektedir.

 

 

 

İbrahim Ethem Gören

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

SİTE HARİTASI

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.