EBRUNUN DERVİŞİ TİMUÇİN HOCA’YA VEFÂ

EBRUNUN DERVİŞİ TİMUÇİN HOCA’YA VEFÂ

Şanlıurfa, geleneksel sanatlarımıza yeni eserler ve isimler kazandıracak güzel bir projeyi; ‘Sanat Sokağı’nı hayata geçirdi. Projenin mimarı ebru ustası, Harran Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Sabuncu ile ebruculuk, 2015 yılında vefat eden üstadı Timuçin Tanarslan ve Şanlıurfa Sanat Sokağı üzerine hasbihal ettik.

Ömer Hocam öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1965 Şanlıurfa doğumluyum. İktisat ve İlahiyat Fakültelerini bitirdim. Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde İslâm Tarihi ve Sanatları Bölümü öğretim üyesi olarak görev yapıyorum. Uzun zamandır geleneksel süsleme sanatlarıyla ilgileniyorum.

İslâm Tarihi alanında Hz. Hatice, Hz. Âişe ve Hz. Safiyye analarımızın hayatlarını telif ile editörlüğünü yapmak, Prof. Dr. Adnan Demircan Hocam ile birlikte yaptığımız “Mü’minlerin Anneleri” çalışmasına emek vermek nasip oldu.

Sanatta ise, Ebru Hocam Timuçin Tanarslan’dan Ebrû İcazetnamesi; Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Türk Süsleme Sanatları Yarışmaları, Ebru Dalı “Başarı Ödülü” almak nasip oldu. Ve yine Kültür ve Turizm Bakanlığı,  “Türk Süsleme Sanatları Sanatkârı” unvanı ile  Ebru Sanatının Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde “Türkiye’nin Kültürel Mirası” olarak tescil edildiği Paris, Unesco Genel Merkezi’nde Hocam Timuçin Tanarslan ile birlikte ülkemizi temsil etmek nasibimize düştü. Allah’a hamd olsun. İslâm Tarihi ve Sanatları üzerine çalışmalarımıza devam etmekteyiz.

EbrU sanatı sizin için ne/neler ifade ediyor?

Ebru sanatı sabırdır, sebattır, sevgidir, dengedir. İnsanın halet-i ruhiyesi yansır tekneye. Başka âlemlere gider insan ebru çalışırken; problemlerini, yorgunluğunu unutur; bedeni ve ruhuyla sükûn bulur.

Ebru yapmak, renklerle ve suyla uğraşmak ruhu dinlendirir, huzur verir insana. İnsan boyaları kitre üzerine serptiği zaman manevi bir huzur duyar; yorgunluğunun gittiğini hisseder. Boyanın tekneye her düşüşünde gönlünden bir damlanın sevgiyle koptuğunu hisseder ebrucu. Bir dengedir, terapidir ebru sanatı. Belki insan bu sanatla tüm âlemde bir mizan ve intizam olduğunu keşfeder, daha güzel bakmayı öğrenir hayata ve mahlûkata.

 

EBRU İNSANIN RUHUNU DA DEĞİŞTİRİR

İnsanın huyunu da güzelleştiren bir sanattır ebru sanatı. Ebru sanatı insanı sevmeyi, çiçeği sevmeyi; kısaca gönlün sevgiyle dolu olmasını ifade eder tüm mahlûkata. Sanatın sadece ellerle değil gönülle de yapılmasını; çalışmaya, meşke sevginin katılmasını ifade eder ebru sanatı.

Bir dönem Hattat Mustafa Kaçar’dan hat dersleri aldınız. Hat sanatıyla teşrik-i mesainiz nasıl devam ediyor?

Hat sanatı ile ebru sanatı birbirini tamamlayan, ortak özellikleri olan kardeş sanatlardır. Ebru sanatında yazılı ebru yapabilmek için hat sanatı ile de haşir neşir olmak gerekiyor. Elimiz bozulmasın diye bir “Elif”, bir “Vav” yazdığımız ya da istif çalışmalarımız oluyor. Hat sanatıyla irtibatımız daha çok yazılı; akkase ebruda ön plana çıkıyor. Özellikle de vefat etmiş hattatlarımızı, eserleriyle yaşatmaya çalışırken hattı bilmek önem arz ediyor.

 

EBRU MEŞKİNDE SADECE SANAT ÖĞRETİLMEZ

Geleneksel sanatlarda hoca-talebe münasebetlerine dair neler söylemek istersiniz?

Geleneksel sanatlar usta-çırak münasebetine dayanır. Bu sanatlarda, sadece sanat öğrenilmez; edep, ahlâk, büyüklere saygı, küçüklere ve tüm canlıya sevgi öğrenilir; sanat adabı ve terbiyesi öğrenilir. Bu sanatlar ansiklopedik bilgilerle öğrenilmez. Talebe, hocanın eline bakar, meşkini tashih etmesini dikkatle izler. Sanatın incelikleri hocanın taliminde gizlidir; sanatta derinlik bu şekilde kazanılır. Talebe, hocasına gönülden bağlı olmalı. Onun geçirmediği meşkleri kafasından yapmamalı. Çünkü meşkler, ebru çeşitleri bir sıraya, usule göre yapılır. Talebe, dersi geçirmesi için hocasını zorlamamalıdır. Burada uygun görülürse bir hatıramı da paylaşmak isterim.

Ebru sanatını yıllarca Şanlıurfa’dan Ankara’ya giderek öğrenmeye çalıştık. Bir defasında yine bir şeyler öğrenmek için gittiğimde Hocam Timuçin Tanarslan bir önceki gelişimde gösterdiği ebru çeşidini tekrar gösterdi. Hâlbuki o çeşidi daha önce meşk etmiştik. Hiçbir şey söylemedim. Bir süre Ankara’da kaldıktan sonra yeni bir şey öğrenmeden Şanlıurfa’ya döndüm. Yıllar sonra bunun bir sabır testi ve daha çok çalışmama bir işaret olduğunu anladım. Hoca-talebe münasebetinde hocanın elini iyi takip etmek, sözlerini dikkatli dinlemek ve sabırlı olmak çok önemlidir. Geleneksel sanatların gelecek nesle, kalabalık sınıf ya da kurslarda değil, hocasının dizinin dibinde oturan talebelerle; usta-çırak münasebetiyle aktarılacağına inanıyorum.

Merhum Hocanız Timuçin Tanarslan’ın ebru sanatına yaptığı katkılar nelerdir?

Ankara’da yaşlı bir dostunun “Kadim ebru sanatı Türkiye’de bitmek üzere. Bunu Üsküdar’da sadece bir kişi yapıyor. Vefat ederse ebru sanatı kaybolup gidecek.” sözleri üzerine hocamın içinden bir şeyler kopmuş ve bahsedilen hocayı, Mustafa Düzgünman Üstadı, bulup ne öğrenebilirse öğrenip bu sanatı yaşatacağına dair söz vermiş kendi kendine.

Hocam, hocası Mustafa Düzgünman Üstad ile tanıştıktan sonra Ankara’dan İstanbul’a 100 defadan fazla seyahat etmiş. 1984 yılına kadar devam etmiş bu gidiş-gelişler… Merhum Mustafa Düzgünman “Sende sabır var. Gösterdiğin sabır ve arz ettiğin gayretle iyi bir noktaya geldin.” dedikten sonra evine davet etmiş. Düzgünman Hoca, talebesi Timuçin Tanraslan’ın yaptığı ebrulardan birini beğenerek, kenarını kıvırmış ve el yazısıyla, “Bu ebru çok güzel, sen de ebrucu sayılırsın.” ibaresini yazarak üzerine tarihi koyarak imzasını atmış. Böylelikle cumhuriyet tarihinin ilk ebru icazeti ortaya çıkmış.

O günden sonra hocam bu sanatı yaşatmaya, gelecek nesle aktarmaya adamış kendini. Sadece kendini yetiştirmemiş, kabiliyetli ve sanata sevdalı gördüğü bazı kişileri de Hocası Mustafa Düzgünman’a götürerek yetişmelerini sağlamıştır.

Sizce sanatla hemhal olanların temel hedefleri neler olmalıdır?

Sanatla ilgilenen kişinin temel hedeflerinden biri bu sanatı gelecek nesle aktarmak olmalıdır. Biz de hocamızdan aldığımız icazetin hakkını vermeye, bu sanatı gelecek nesle aktarmaya çalışıyoruz. Çeşitli şehirlerde bu sanatı icra eden öğrenciler yetiştirdik. Mehmet Düzgün isimli bir öğrencimize de icazet verdik.

İcazet kime verilir?

İcazet; sevgi, sabır, bilgi, birikim ve sanat ahlâkına sahip olan öğrencilere verilir. Sanatı icra etmeye ve gelecek nesle aktarmaya bir yetkidir icazet.

Hocanızın ebru çalışmalarına dair başka neler söylemek istersiniz?   

Hocam Timuçin Bey sadece bu sanatın öğrenilerek-öğretilerek yaşatılmasını sağlamaya çalışmakla kalmamış bu sanat için neler yapılabileceğine de kafa yormuş bir üstad. Ebruyu birçok şey üzerine denemiş, yazılı ebruya kendine özgü bir tarz getirmiştir. Merhum Necmeddin Okyay Hoca’nın akkase ebrularından yola çıkarak en ince yazıları bile yazılı ebru yapabilecek bir usûle ulaşmıştır. Ebru sanatını kendi tarzında çini üzerinde deneyen ve başarılı olan ilk kişidir kendisi. Ayrıca cam vb. şeylere de denemiş ve sonuç almıştır. Ebru sanatıyla ilgili birçok şeyde olduğu gibi ebruyu kâğıt dışında başka zeminlere taşıyan ilk ebrucuydu.

Ebruda malzeme önemli. Malum olduğu üzere kem âletle kemâlat olmuyor. Hocanız bu noktada neler yapmış?

Pek çok şey yapmış, İbrahim Ethem Bey. Mesela ebru sanatında kullanılan toprak boyalarla ilgili araştırmalar yapmış, boyaların akmasını önlemek için şehir şehir gezerek kil ve toprak araştırmış, kimyacılarla görüşerek ebru sanatındaki boyanın akmaması, çini, cam vb. şeylerde kalıcı olması için görüşlerini almış, defalarca onlarla birlikte deneyler/denemeler yapmıştır.

Ebru sanatında kullanılan malzemelerin bulunmayışı, bulunan malzemelerle de iyi sonuç alınmadığını gören Hocam, kendi yaptığı boyaları ebruculara öğreterek hem maddi anlamda kalkınmalarına katkı sağlamış, hem de tüm dünyada geleneksel ebru malzemelerine rahatlıkla ulaşılabilmesinin yolunu açmıştır.

Kitrenin hangi yörede, hangi ilde, hangi ilçede olduğunu araştırmış, maddi imkânsızlığına rağmen oralara giderek üreticilerle görüşmüş, onlardan aldığı kitreleri ayrı ayrı deneyerek hangisinin daha olumlu netice verdiğini tespit etmiştir. Denizkadayıfı (carrageen) ve kıvam artırıcıları kitreye alternatif olarak kullanılmaya başlayınca bazı fabrikalara giderek bunların karışımları üzerinde tavsiyelerde bulunmuş; ortaya çıkan ürünü ebruda deneyerek daha iyi sonuç alınmasını sağlamıştır. Bu konudaki uğraşı vefatına bir yıl kala sonuçlanmış, beni telefonla arayarak müjdeyi vermiş ve bir miktar göndererek denememizi istemişti. Denediğimde çok iyi sonuç elde etmiştim. Hocam bunu ilgili kişilere sunmuş, onların maddeten istifade etmelerini, sanat çevresinin de daha güzel ebrular yapabilmesini sağlamıştır. Bunu yaparken de bu kişilerden gelebilecek hiçbir maddi beklenti içinde olmadığını ve hediye mukabilinde gelenleri geri çevirdiğini bilirim.

Hocanızın sair ilgi alanları nelerdi?

Hocam tespihe meraklıydı, mutad gidişlerimden birinde ona Şanlıurfa’dan çok değerli ve çok güzel bir tespih götürdüm. Aldı, baktı “Çok güzel, zahmet etmişsin.” dedi. 1-2 gün sonra ziyaretine gelen birine “Ömer çok güzel bir tespih getirmiş, bende bir tane var, bunu sen al, Ömer’i hatırlarsın.” diyerek verince doğrusu ben çok üzülmüştüm.

Hocam sığır ödünün kokusunu gidermek için çok çalışma yaptı. Herkesin kurslara gidemediğini, evde, balkonda ebru çalıştığını, öd kokusundan dolayı birçok kişinin bunu da yapamadığını söylerdi. Hocam, laboratuvarlarda uzmanlarından destek alarak yıllar sonra bir çözüm buldu ve bunu da öğrencim Mehmet Düzgün olmak üzere bazı kişilere aktardı. Mekânı cennet olsun, sayesinde kokusuz öd kullanıyoruz.

Kısaca sanat hakkında bildiklerini talebelerine aktardı, yanında götürmedi. Bu itibarla da hakkını vereceğine inandığı öğrencilerine ebru sanatının sırlarını anlatırdı. Çünkü sanatın dejenere olmasını istemiyordu. Bize; “Hak edene hak ettiği bilgiyi esirgemeyin, verin” derdi. Her öğrencisine bir hünerini aktardı, boya yapımını birine öğretti, bir diğerine özel ebru tarzlarını öğretti. Yazılı, tavusi, kumlu ve neftli ebrularda özel geliştirdiği teknikleri vardı.

 

HOCAM HEP ARAYIŞ İÇERİSİNDEYDİ

Sizce Timuçin Tanarslan Bey’in en mümeyyiz vasfı nedir?

Hocamın mümeyyiz vasıfları çoktur. Sanat anlamında düşündüğümüzde ömrünü sanata adaması, sanatta kullanılan malzemelere, ebru çeşitlerine kafa yorması ve sanatın gelecek nesle aktarılmasında verdiği emeklerdir. Hocam bazen gece yarısında kalkıp aklına gelen bir şeyi denediğini ve not ettiğini bizzat bana aktarmıştır. Hep arayış içerisindeydi.

Bizzat içinde bulunduğum iki hatıramı anlatmak istiyorum: Birincisi benim bu sanata başlamamı sağladığı hatıram. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Timuçin Tanarslan’ı, Diyarbakır, Mardin ve Şanlıurfa’ya, ebru sanatını tanıtma, sunum yapma, sergi açma adına görevlendirmişti. Timuçin Hocam, Diyarbakır ve Mardin’e gittiğinde, orada ebru sanatıyla ilgilenen fazla kimseyi bulamamış. Biraz da canı sıkılmış, morali bozulmuş. Şanlıurfa İl Kültür Müdürlüğü’nde ebru sanatıyla ilgilenen olup olmadığını sorduğunda bizi söylemişler. O zamanlar hüsn-i hat çalışıyorduk, ebru sanatında da arayış içindeydik. Timuçin Hocamın geldiğini haber verdiler, gittik. Timuçin Hocamın yaptığı ebrulara baktık. Birkaç gün Şanlıurfa’da kaldı. Bizimle sohbet etti. İzin alarak günlerce anlattıklarını kaydettik. Bu videolar bende duruyor. Hocam yayını ve fotoğrafı çok sevmezdi diye internette yayınlamadım. Hocam hiçbir zaman kendini ön plana çıkarmaya çalışmadı, şöhret peşinde koşmadı. Kendini aşmış biriydi.

Hocam, Şanlıurfa’da hiç olmazsa ebru sanatına bir ilgi olduğunu görünce, “Ömer, Ankara’ya gelirsen, hiçbir ücret almaksızın, ebru sanatını elimden geldiğince sana öğretmeye çalışırım. Evimde kalırsın; sırf Şanlıurfa’da ve doğuda bu sanat gelişsin diye.” dedi. Bu beni çok duygulandırdı. Öyle bir teklifi hocaya kendimiz bile yapamazdık. Hocam sadece Türkiye’de değil, Mısır, Çin, Amerika, Suudi Arabistan, Suriye gibi birçok ülkede de ebru sanatında Türkiye’yi temsil etmiş bir insandır. Hocamın zikrettiği teklife muhatap olunca hakikaten dünyalar benim oldu. “Hocam cana minnet! Siz deyin gel üç ay kal, üç ay kalırım.” dedim. Kısa süre sonra davet etti, gittik. İlk gidişte Mustafa Çalkayış isimli bir arkadaşımla birlikte gittik. Hocamda öyle bir aşk, şevk var ki bunu anlatamam inanın. Ben dedim herhâlde gideriz, akşama doğru oraya varırız, öbür gün öğlene kadar dinleniriz. Hoca bir şeyler anlatır öyle başlarız gibi düşündüm. Hiç öyle olmadı. Yemeğimizi yedik, çayımızı içtik. “Hadi bismillah ebruya başlıyoruz.” dedi. O günden vefatına kadar hocamla ebru çalıştım; her yıl defalarca ziyaretine gittim, ondan hiç kopmadım, yalnız yaşayan birine bir nevi sırdaş olduk.

Bir diğer hatıra ise; birlikte UNESCO Genel Merkezi’nde ebru yaparken siyahî biri sanatla çok ilgilenince hocam yıllar önce bana Şanlıurfa’da söylediğini tercüman aracılığıyla ona da söyledi ve Ankara’ya davet etti: “Gel, evimde kal, ye iç, sana sanatı da öğreteyim, git ülkende yap, bu sanatı tanıt, ayrıca para da kazanırsın.” dedi. Bana “Ömer, adresimi ve telefonumu yaz bu arkadaşa ver.” dedi ve ona bir şeyler anlattı. Bu oradaki herkesi duygulandırmıştı. Hocam Paris’te bile bu sanatın tüm dünyaya yayılması için gönülden çabalıyordu. Allah rahmet eylesin.

 

HOCAM ALTIN SARILI KUMLAMA EBRU TARZINI GELİŞTİRDİ

Âmin. Hocanızın teknesinden çıkan ebrularının alamet-i farikası nedir? Onlarca ebrunun arasından Timuçin Bey’in ebrularını nasıl tefrik edersiniz?

Renkler ve desenler başka ebrucularınkinden farklı olurdu çoğu zaman. Çünkü Hocam arayış içerisindeydi. Renklerin canlı ve kalıcı olması için araştırma ve denemeler yapıyor, bunları aylar sonra tekrar inceleyerek notlar alıyordu. Geriye bir şeyler bırakmak istiyordu. Birçok ebru desenini kendisi oluşturmuştu. Tavusi ebruyu, kumlu ebruyu yapmada özel tarzlar geliştirmişti. Altın sarılı kumlama ebru tarzı vardı, ben hiç kimsede görmedim. Hâlâ da yapıldığını bilmiyorum. Nerede görsek o tarzın Hocama ait olduğunu biliriz.

Timuçin Bey’in sanat camiamızda kıymeti bilinmiş midir?

Ben kıymetinin bilindiğini düşünmüyorum. Türkiye’nin ilk icazetli ebrucusu, ölümüne kadar maddi bir karşılık beklemeden bu sanata katkı sağlamaya çalışmış, sanatın gelecek nesle aktarılması çabası içinde olmuş bir insanın cenazesinde resmi makamlardan kimse yoktu. Bir avuç sanatsever katıldı. Ebru sanatında katkı sağladığı birçok kişi yoktu orada. Belki duymadılar, bilmiyorum. Vefâ denen bir şey var. Sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdür Yardımcısı Selami Yıldız ve bizimle Paris’e gelmiş olan bakanlıktan arkadaşlar beni arayıp taziyesine geldiler.

Hocamın bir Kur’an-ı Kerim projesi vardı. Ahmet Karahisari ketebeli mushafı, yazılı ebru olarak gelecek nesle aktarmak istiyordu, hangi kuruma başvurduysa Kur’an’ın tashihli kopyasını alamadı. Kendisine vefatından önce bir “Vefa Gecesi” düzenlenemedi. Başka bazı projeleri vardı, destek göremedi.

Yıllar önce Hocanız Timuçin Tanarslan’la gündeme getirdiğiniz Şanlıurfa Sanat Sokağı projeniz vardı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi bu teklifinizi yıllar süren bir çalışma sonunda hayata geçirdi. Mezkûr süreci özetler misiniz?

Hocam sürekli arayış içinde olan, sanat ve kültür adına bir şeyler yapılmasını düşünen ve yakınlarına tavsiye eden bir insandı. Ankara’ya yanına gittiğimde neler yaptığımı, bir yenilik olup olmadığını sorardı. Ebru sanatının üniversitelere müfredat olarak konulmasını söylerdi. Yıllar önce bu teklifi Harran Üniversitesi yetkililerine ilettiğimizi ve uzun bir süreçten sonra kabul gördüğü haberini Hocamla paylaştığımda çok sevinmişti. Bize ebru sanatıyla ilgili pek çok proje önerdi. Bir önerisi de Ankara’daki Hamamönü Sanat Sokağı gibi bir sokağın Şanlıurfa’ya kazandırılmasıydı. Bunu yıllar önce yetkililerle paylaşmış, olumlu geri dönüş almıştık. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Beykapısı Mahmutoğlu Kulesi yanındaki tarihî evleri restore ettirerek Sanat Sokağı olarak dizayn etti.

Sanat Sokağı, Hocamın vefat tarihi ile Şanlıurfa’nın kurtuluşu olan 11 Nisan günü hizmete açıldı.

Sanat Sokağı’nda neler yapılıyor?

Burada başta geleneksel süsleme sanatları olmak üzere birçok sanat dalında kurslar verilmektedir. Ebru, hüsn-i hat, tezhip, minyatür, katı ve çini kursları planlanmaktadır. Sanat Sokağı yedi gün boyunca sanatseverlerin ilgisine açık olacaktır.

Alakanız için teşekkür ederim.

Ben de teşekkür ederim İbrahim Ethem Bey.

 

İbrahim Ethem Gören

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • Kuveyt Türk müşterisiyim
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ DİNLİYORUZ

ÖZEL MÜŞTERİ HATTI 444 73 23

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • Kuveyt Türk müşterisiyim
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.