HATTAT RECEP MİNGA İLE KUFİ MAKİLİ YAZILAR ÜZERİNE…

HATTAT RECEP MİNGA İLE KUFİ MAKİLİ YAZILAR ÜZERİNE…

Recep Minga Kufi-Makili yazı nevilerinde uzmanlık kesbetmiş, nevişahsına münhasır kabiliyetleri olan bir sanatkârımız.

Recep Minga ile hat sanatı serencamı, Kufi Makıli yazıları ve Yeditepe Bienali üzerine hasbihal ettik.

Recep Bey sizi tanıyabilir miyiz?

Elbette, bendeniz 1976 Bursa doğumluyum. İstanbul’a 2 yaşında gelmişim. Bir aile geleneği olarak hafızlığımı tamamladıktan sonra, İmam Hatip Lisesini bitirdim. Sonrasında Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, İstatistik bölümünü okuduktan sonra Marmara Üniversitesi’nde yine İstatistik üzerine yüksek lisansımı tamamladım. Halen doktora eğitimim Yönetim ve Strateji bölümünde devam etmektedir.  11 yıl kadar matematik-geometri öğretmenliği yaptım, şu an yönetim kurulu başkanlığını yaptığım bir danışmanlık firmamız var. Aynı zamanda Medipol Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji bölümünde Öğretim üyesi olarak ders vermekteyim. Özetleyebildimse ne mutlu bana!

Çok güzel özetlediniz. Kâğıtla, kalemle, mürekkeple, hat ile ünsiyetiniz nasıl başladı?

Rahmetli babamın görev yaptığı tarihi camide çok güzel cihar yar-i güzin levhaları vardı. Bu levhalarla az konuşmadım. Bu yazıların bir yazıdan fazlası olduğunu, mutlaka yazı üzerine sa’y etmem gerektiğini düşünüyordum. Henüz 9-10 yaşlarındayken, Hüsrev Subaşı’nın Yazıya Giriş kitabını sahaflarda tesadüfen görüp aldığımı hatırlıyorum. Küçük hacimli bu kitapta yer alan tüm örnekleri - hilyeler dâhil- takliden yazdığımı hatırlıyorum, Kurşun kalemi kesik uçlu kalem gibi açarak). O yıllarda is mürekkebinin sadece efsanesini duyuyorduk tabi.

Davut Bektaş’tan sülüs-nesih; Tahsin Kurt’tan talik meşk ettiniz. Bununla birlikte sizi daha çok makıli kufi yazılarla tanıyoruz. Bu alana nasıl yöneldiniz?

Davut Bektaş hocaya gitmeden önce Sülüs ve Nesih nev’inde bir başka hattattan icazet almıştım, ama hâlâ çok yetersizdim. Davut hocada Nesih ve Sülüsü yeniden meşk ettim ve ne olduğunu, ne olmadığını öğrendim. 3 yıldır halen Kıymetli hocam Tahsin Kurt’tan talik meşk ediyorum.

Talik yazıyı da çok seviyorum tabii ki. Kufi yazı ile şöyle bir benzerliği var; yazıların en hareketlisi ve yumuşağı talik iken, en köşeli ve sert olanı da kufi yazı. Böylelikle iki aşırı ucu bir bünyede cem etmeye çalışıyoruz diyebilirim!

Kufi hattı ile serüvenimiz biraz benim geometri hocalığı yapmış olmam kaynaklı. 2001 yılında eşimle hac münasebetiyle Mescid-i Nebevi’deyken mermere işlenmiş bir kufi (makıli) istif dikkatimi çekti, o kadar zarif ve çekiciydi ki, o harfler o kare alana nasıl tam olarak yerleştirilmiş, müthiş bir matematik ve geometri aklı olmalıydı bunun arkasında. O gün karar vermiş olmama rağmen oldukça sonra eğilebildik kufi/makıli yazı stiline. (Kufi yazı çeşidinin kendi içinde çok fazla nevi var. Bizim uğraştığımız tamamen köşeli olarak yazılan hâli, ki buna makıli yazı deniyor.)

İlk olarak İstanbul Antik Sanat’ın uluslararası hilye yarışmasında kufi/makıli hilyemiz ödül alınca daha fazla bu alana yönelmiş olduk, ardın da Yeditepe Bienali’nde açtığımız ‘ilk Nokta- Kufi hilye sergisi”  geldi.

Kufi makıli yazı nevilerinde söz sahibi olmak için nasıl bir çalışma disiplinine sahip olunmalı?

Öğrenmek isteyenler için gerçekten çok fazla bu konuya açıklık getirmek hakikaten iyi olacak İbrahim Bey. Öncelikle bu yazı çeşidini öğrenmek için herhangi yazı nev’inden bir hattattan icazet almanız gerek. Yani direk bu yazıyı öğrenmeye geçmek maalesef bana göre doğru değil. Örneğin nesih hattını öğrenip, müfredat, mürekkebat, şeklinde devam eden klasik hat eğitimini tamamlayıp icazet alındıktan sonra ancak kufi makıli yazı öğrenilmelidir. Arap yazısının ve harflerin anatomisi iyi bilinmelidir, yoksa bu yazıyı yazarken oldukça fazla harf hataları yapılıyor. Yani ilk önce bir yazı nev’inden icazet almalı, sonrasında bu yazıyı öğretebilecek bir hattattan öğrenmeye başlamalılar. Kareli kâğıtta öğrenmeye başlıyoruz, zaten istifler kareli kâğıtta çalışılarak mükemmel hale getiriliyor. Daha sonra ise bilgisayar da farklı programların öğrenmesi gerekiyor. (Corel, Autocad,  Adobe İllustrator vb).

Programa hangi sâiklerle ihtiyaç duyuluyor?

Tasarlanan bir istifin milimetrik olarak el ile mükemmel hale getirilmesi çok uzun zaman alıyor. Burada bilgisayar yolumuzu çok kısaltıyor. Zaten makıli yazı dijital ortama mükemmel uyum gösteren bir yapısı olduğundan aslında çağın insanına bu nedenle de çok sıcak ve yakın geliyor.


MAKILI-KUFİ YAZI SÜRÜKLEYİCİ…

Kufi Makıli yazıların zorlukları/kolaylıkları nelerdir?

Öncelikle istifi gerçekten uğraştırıyor, hele hilye gibi bir geleneksel disiplini olan tasarım yapıyorsanız işiniz hayli zor. Ama bir o kadar sürükleyici.  Bilgisayar programlarıyla aranızın da hayli iyi olması gerekiyor. Yani tasarımı kâğıtta siz yapsanız ve bilgisayara başkası geçirse maalesef çok büyük hatalar oluyor, o nedenle hattat programı kullanmak ve kendi işini kendisi yapmak zorunda. Tasarım aşamasını aştınız diyelim, bunun geleneksel usullerle tablo olarak ortaya çıkarılması da bir o kadar emek istiyor. Bu konu da ben şanslıyım tabii ki.

Nasıl bir şanstan bahsediyorsunuz?

Eşimden bahsediyorum İbrahim Ethem Bey. Eşim tezhipçi olduğundan, doğal murakka yapımı, yazı yapıştırılması, boyama ve ahar konusunda benim süper yardımcım diyebilirim. Zaten bizim eserlerin kusursuza yakın olarak değerlendirilmesinin arkasında onun yeteneği ve gayreti var. 

Bu durumda eşiniz için de bir paragraf açalım. Tezhip sanatkârı eşinizle birlikte çalıştığınızı belirttiniz. Sanat ve estetik mesaisinde de evdeki uyum söz konusu mu?

Bu soru olmazsa olmazımız işte! Eşim Züleyha Hanım iyi bir tezhip sanatkârı.

Bence de. Züleyha Hanımın birbirinden güzel çalışmalarını Yeditepe Bienali’nde de görmüştüm.

Tabi tezhipçilerin renk bilgisi bizden çok ileri, cetvel, trilin tutmaları bizim fersah fersah ötemizde. Böyle bir tecrübeyi hazır bulmam lütfu ilahi gerçekten. Zaten nişanlıyken ilk tezhip kursuna da benim yazdırmış olmamın bugünleri düşünerek atılmış bir adım sayılabilir! İşimden eve koşa koşa geliyorum adeta. Ortak kullandığımız boğaza nazır bir atölyemiz var Beykoz’da, ikinci mesaim ve vaktimin tümü bu atölye de,   çok keyifle geçiyor. Bazen tasarımlarda kıran kırana beni eleştiriyor, adeta o onaylarsa eser üretime geçebiliyor. Sanırım arkamdaki bu güç beni başarıya ulaştırdı, kendisine çok minnettarım.

Bir eserde nasıl bir iş bölümü yapıyorsunuz?

Tasarımlar tamamen bana ait, yazı istifleri ve genel dizaynı...  Bilgisayara geçirilmesi ve son şeklinin verilmesini de ben yapıyorum.   Eserin tablo haline getirilmesine karar verildikten sonra, kâğıt cinsi, rengi, aharlanması, gerekiyorsa boyanması eşime ait. Murakkaa birlikte geriyoruz haliyle. Eserin tabloya geçirilmesinde benim yardımlarım olsa da, cetvellerinin çekilmesi, trilinle çerçeve atılması ve boyama kısmı genelde eşime ait oluyor. Bu yüzden zaten kusursuza yakın eser ortaya çıkarabiliyoruz. Eşim kesinlikle bu konudaki en büyük şansım diyebilirim.

Ağırlıklı olarak büyük ebatlı tablolar, Hilye-i Şerif ve Esma-i Hüsna eserlerine odaklanıyorsunuz. Levhaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabii ki, müşterisi olmayan metaın bir süre sonra üretilmesi mümkün olmuyor. Bu konuda ben ve diğer sanatkâr arkadaşlar, Mehmet Çebi Bey’e şükran borçluyuz. Uzun zamandır kendisine çalışıyoruz diyebilirim. Tabii ki işlerimiz sergiler ve müzayedelerle alıcılarına ulaşabiliyor. Tabloların büyük ebatta olması da arz talep ile ilgili bir durum. Örneğin Balıkesir Karesi belediyesi hat yarışmasında 2’inci olan eserimiz sadece 40x60 ebatında. Şu an ürettiğimiz hilyeler genelde 80x150 cm ebadında oluyor talep o yönde olduğundan dolayı.


MAKILİ YAZI GÜNÜMÜZ İNSANINA HİTAP EDİYOR

Bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz?

Makıli yazının çağın insanına çok yakın gelmesine bağlıyorum. Gerçekten beyinlerimiz cep telefonları ve tabletler sayesinde tamamen dijitale uyumlu çalışır hale geldi. Dolayısıyla dijital ortama süper uyumlu yazı çeşidi kufi makıli yazı çeşididir. Olayın bir başka yüzü de şu aslında; makıli yazıyı hattatlarımız genelde tablolarında süs amaçlı, yan unsur gibi kullanıyordu. Biz eserlerde makıli yazıyı esas unsur olarak kullanıyoruz. Yani tasarladığımız hilyelerdeki yazı karakteri sadece kufi makıli yazı karakteri. Bu çok alışılmış bir durum değildi. Aslında Karahisari’nin meşhur müselsel besmelesinin bulunduğu tablo bir kufi makıli İhlâs suresi tasarımının yer aldığı tablodur. Ancak o tabloda bile ilgi hep müselsel besmelededir. Oysa en az besmele kadar İhlâs suresi istifi de mükemmeldir, görebilen için.

Makıli Kufi yazılarda estetik unsurları nelerdir?

Bu da bir başka çok önemli husus, çok teşekkür ederim bunu sorduğunuz için. Makıli kufi yazıda özellikle gereksiz uzatmalara gitmek en büyük tehlike buna çok dikkat edilmeli, bu hata çokça yapılıyor. Harflerin ana unsurları kaybedilmemeli, harfin anatomisi korunarak tasarımda kullanılmalı. Bu da en azından nesih yazı eğitiminden sonra bu yazıyı öğrenmeyi zorunlu kılan ince bir nokta. Tasarımlarda boşluk ve doluluk oranları çok önemli, gördüğünüz boşluklar bile nokta hesabıyla veriliyor, yazı kalınlığına göre. Yani tamamen matematik ve geometri üzerine kurulu bir yapıdan bahsediyoruz.

Osmanlı asırlarında celi tarzında kufi makıli hilyelere ketebe koyan hattatlarımız var mı?

Açıkçası benim bildiğim kadarıyla, -rastlamamış olabilirim-, tamamıyla Makıli kufi hattı ile yazılmış hilye tasarımı görmedim. Ancak hilye yarışmasında bizim gibi sadece kufi makıli hattı ile yazılmış 2 hilye daha vardı, hattatından imzalı olarak.

Klinik psikoloji alanında üniversitede ders veriyorsunuz. Hat sanatının insan psikolojisine etkilerine dair neler söylemek istersiniz?

Hat sanatıyla uğraşmak herhangi bir hobi olarak algılanmamalı. Bu gerçekten zihni onaran, düşündüren, bazen yalnız bırakan, bazen yerinde durdurmayan bir uğraş. Bu sanatla uğraşmaya başladıktan sonra işinizden bile olabilirsiniz!  Arkasında önce yetenek, sonra sabır ve merak olan inanılmaz bir serüven. İnsanı onaran yumuşaklığı ve rikkati öğreten bir sanat. Tabii ki özünde varsa kaydını koymak lazım.  Çoğu zaman tasarımı bitirmeden yatmanız, işi yarım bırakmanız mümkün değil, bu yönüyle kendini çok da programlatmayan, biraz da zuhurata tabi bir yapıya büründüren bir sürprizler yumağı. Sürpriz; rutinden kurtulmak ve yenilenmek olduğundan,  bu da adrenalin ve seratonin arasında sizi koşturmaya sevk ediyor ki, inanılmaz bir duygu. Yaşamak isteyenler buyursunlar lütfen!

Yeditepe Bienali’ne katıldınız. Bienal konseptiniz ve eserleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Bienal bizim ilk kişisel sergimizi yapmamıza fırsat sağladı. Süleymaniye Salis Medresesi’nde daha çok geometri içeren bir konsept yapıldı “Kusursuz Tekrar” adıyla. Gerçekten tekrar gibi görünen ama kusursuz bir zıtlığın uyumunu yansıtan, farklı disiplinlere ait eserler bir arada sergilendi. Bizim sergimiz ise “İlk Nokta/Kufi Hilye Sergisi” adıyla bu konseptte yer aldı. Bir ay süreyle farklı kesimlerden dostlar edinmemize vesile olduğu için oldukça faydalı oldu bizim açımızdan.

Amasya Şeyh Hamdullah Yazı Tarihi ve Hüsn-i Hat Müzesi’ne eser bağışladınız. Müzeyi nasıl buldunuz?

Örneği olmayan bir müze tasarlamışlar, tüm emeği geçen yetkililere ve gönüllülere teşekkür ederim. Amasya Belediyesi, bizlerden şık bir metinle müzeye eser bağışlayıp bağışlayamayacağımızı sordu. Tabii ki bizler de bu çalışmada severek yer almak istediğimizi belirttik. Müzeyi gezmek oldukça değerli bir tecrübeydi, çok şey öğrendim gerçekten.

İlave etmek istediğiniz hususlar nelerdir?

Hat sanatının tüm kalemleri birbirinden keyiflidir tabii ki. Bil vesile makıli/kufi hat ile uğraşmaya başlayınca bu hattın ne kadar bu çağın insanına yakın olduğunu gördüm. Sergilerimizde çok aşırı bir ilgiyle karşılaşıyoruz,  hilyeler karşısında çok heyecanlanan, çok soru soranları gördük, hatta Bienal’de Arap misafirlerimiz de vardı, özelikle Kuveytli ziyaretçiler çok ilginç buldular ve ülkelerine davet ettiler. Nasipse orada da sergiler açmayı planlıyoruz.

İnşaallah.

Geleneksel usullerden vazgeçmeden, ama yeniliği de kullanarak üretilen bu eserler gerçekten değerini buluyor, bu yönüyle çok heyecanlıyız.

Son olarak okuyucularımıza nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Bu sanatla uğraşmak ne kadar güzelse değer vermek ve beğeni ifade etmek de o kadar güzeldir. Okuyucularımız arasında bu sanatla uğraşmak isteyenler varsa emekli olmayı beklemesinler, çünkü sanatla uğraşan, yaptığı diğer işleri de daha güzel yapmaya başlar. Doğru bakmak, güzel bakmak, fazlasını görmek, eksik görmemek, uyumu, ahengi maddemizde ve manamızda yakalamak dileği ve duasıyla…


 

İbrahim Ethem Gören

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • Kuveyt Türk müşterisiyim
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • Kuveyt Türk müşterisiyim
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.