KAZLIÇEŞME’DEN MUSTAFA HALİM EFENDİ GEÇTİ!

Kazlıçeşme Sanat Galerisi’nde 8 Ekim-31 Aralık 2021 tarihleri arasında hüsn-i hat sevdalılarının ilgisine arz edilen Hattat Halim Özyazıcı Hayatı ve Sanatı serlevhalı sergi 2021 yılının güzide saat etkinliklerinden biri olarak Zeytinburnu’ndan İstanbul tarihine nakşedildi.

Büyük bir hüsn-i hat neşesi içerisinde doya doya ziyaret ettiğimiz sergide Hattat Mustafa Halim Özyazıcı’nın yazı hayatı hemen tüm yönleriyle teşrih masasına yatırıldı.

Üç ay boyunca güzel yazı meraklılarının yoğun ilgisine mazhar olan etkinlikte bir önceki asrın yazı dehası Halim Efendi’nin hat çalışmaları; sülüs yazıları, celî sülüs cami kalıp yazı çalışmaları, cami kubbe yazı kalıpları, taslak çalışmaları, sülüs ve nesih, ta’lik, dîvânî, rik’a, kûfî, tuğra yazıları ile mezar taşı çalışmaları temâşâ edildi.

Halûk Perk Araştırma Merkezi Koleksiyonu’nda bulunan sanatkârın özel eşyaları, aile ve cemiyet fotoğraflarıyla birlikte grafik çalışmaları; kaligrafi, tabela, afiş, reklam, plak zarfı, etiket, vinyeti tayyare piyangosu, hisse senedi ve poliçe, diploma, harita, kitap, logo, isim istifi ve mühür çalışmalarından müteşekkil birbirinden âlâ keyfiyeti hâiz numune eserler sergilendi.

SANÂYİ-İ NEFÎSE MEKTEBİ’NİN GÖZDE HAT HOCASI…

Soyadının hakkını veren namlı bir kalem erbabı Mustafa Halim Efendi, hayata ve hakikate dair hemen her şeyi yazdı... Ayet-i kerimeleri, hadis-i şerifleri, güzel sözleri, kasideleri, şiirleri, marşları, cami yazılarını, tuğraları, kartvizitleri, resmî dairelerin muhtelif yazılarını...

Ve yine Halim Efendi yazmanın mümkün olduğu hemen her türlü zemin üzerinde kalem oynattı. Aharlı kâğıt, ebru kâğıdı, kuşe kâğıdı, eskiz kâğıdı, kumaş, teneke, cam ve ahşap satıhlar… Sanâyi-i Nefîse Mektebi'nin gözde hat hocası eline nasıl bir malzeme geçerse geçsin mutlaka üzerlerine meşk etti.

YAZDI, YAZDI, YAZDI…

Halim Efendi için, ‘binlerce, bir adım öte on binlerce yazı/eser yazmıştır’ desek mübalağa etmiş olmayız. Halim Efendi hayatı boyunca usanmadan yazdı. Yazdıklarını biriktirdi, bir kenara koydu. 66 yıllık hayatını tamamladığında mirasçılarına devasa bir yazı terekesi bıraktı. 1000 habbeden oluşan büyük bir zikir tesbihinin ipi koptuğunda tanelerinin her biri nasıl her bir bir tarafa dağılırsa Halim Efendi'nin yazıları da işte bu şekilde dağıldı, bir kısmı maalesef çarçur olup gitti.

Halûk Perk Koleksiyonu’nu hariç tutarak söyleyecek olursak orta halli birçok yazı sevdalısının eline bile mütevazı bir sergi açacak kadar Halim Efendi yazısı düştüyse muhatabımızın ne kadar velûd bir sanatkâr olduğunu varın siz hesap edin!

Halim Efendi'nin -belki- en büyük talihsizliği hat terekesinin iyi yönetilememesidir. Halim Özyazıcı merhumun terekesi haraç mezat satışa arz edildi. Yazıları, çuvallarla, el arabalarıyla müzayede salonlarına taşındı. Her bir çuvalda binlerce yazı... Sadece bir satıcı-toplayıcının Halim Bey’in Kocamustafapaşa'daki evinden 6 çuval yazı satın aldığını biliyorum.

Maalesef Halim Efendi'nin terekesi; deste deste yazıları birer, ikişer, üçer, beşer yıllık fasılalarla mezatlarda, orada, burada satıldı. Fotoğrafları, kamış kalemleri, cep saatleri, divitleri, hokka takımları, tesbihleri, enfiye kutusu ve Davudi sesler aldığı "ney"ine varıncaya kadar baha eden her neyi varsa satıldı, satıldı. Böylelikle Şevket Rado ve Emin Barın koleksiyonları örnekliğinde olduğu gibi Halim Efendi’nin terekesinin de maalesef tek bir koleksiyonda toplama imkânı olmadı.

SERGİ, HALÛK PERK ARAŞTIRMA MERKEZİ KOLEKSİYONU’NDAKİ HALİM EFENDİ ESERLERİYLE DÜZENLENDİ.

Hattat Halim Özyazıcı Hayatı ve Eserleri etkinliği Halûk Perk Araştırma Merkezi Koleksiyonu’nda bulunan eserlerle düzenlendi.

Ülkemizin önde gelen koleksiyonerlerinden Halûk Perk üstad, sergi kataloğunda Halim Efendi’nin âsârına dair şu cümleleri kuruyor: “Halim Üstad’ın eserleriyle tanıştığımda bu kadar büyük bir zenginlikle karşılaşacağımı tahmin edemezdim. Üstad öyle çeşitlilikte ve sayıda eser vermiş ki, bunları bir sergi ve kitapla anlatabilmek mümkün değil. Eserleriyle birlikte yazışmalarını, fotoğraflarını, şahsi eşyasını da koleksiyonumuza katmaya çalıştım. Dostlarımdan ve özellikle ailesinden, Necliemel Özyazıcı ve Yüksel Daniş’ten çok destek aldım. Kendilerine şükran borçluyum.

Koleksiyon için birlikte yola çıktığımız bazı arkadaşlarımızın Üstadın öntaslaklarını, kalıplarını, grafik çalışmalarını “almaya gerek olmayan çöp” diye nitelemeleri şükür ki bize engel olmadı. Bugün bu arkadaşlarımızın koleksiyonumuzun büyüklüğünde pay sahibi olduklarını iddia etmeleri karşısında gülümsemekle yetiniyoruz. Bu süreçte Üstadı ve sanatını gerçekten benimseyenlerle ondan beslenenleri ayırma fırsatımız oldu.”

DİVÂNÎ YAZI HALİM EFENDİ ÜZERİNDEN GÜNÜMÜZE ULAŞTI.

Hemen her yazı nev’inde usta olan Mustafa Halim Efendi özellikle Divânî yazıda Osmanlı Cihan Devleti ile günümüz Türkiye’si arasında köprü vazifesi gördü. Divânî yazıyı Medresetü’l-Hattâtîn’de Ferid Bey’den meş̧k ederek öğrenen Mustafa Halim Bey, harf inkılâbıyla birlikte nisyan karanlığına itilen divânî yazıyı talebesi Ali Alparslan’a öğreterek çok mühim bir vazife ifa etti. Prof. Dr. Süleyman Berk’le yaptığım bir mülakatta kıymetli hattatımızın bu konuya dair mülahazaları şöyle şekillenmişti: “Ülkemizde bugün Divânî yazı geleneği kesintisiz devam ediyorsa bunu merhûm Ali Alparslan Hoca’ya borçluyuz. Eğer Ali Hoca, Halim Hoca’dan Divânî yazıyı meşk etmese idi –Allah bilir ama- biz Divânî yazıyı bugün Arap hattatlardan öğreniyor olacaktık. Bunu bana bizzat rahmetli Ali Hoca ifade etmişti.”

HALİM EFENDİ’NİN ESERLERİ İKİ KAPAK ARASINA ALINMALI.

Osmanlı medeniyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında hat sanatı alanında köprü vazifesi gören Halim Efendi’ye dair şimdiye kadar müstakil bir kitap yayınlanmamasına, müzayede kataloglarına düşen yüzlerce yazı fotoğrafları ve özel koleksiyonlardaki bir o kadar eseri ortadayken, cennetmekâna dair dört başı mamur bir albüm-kitap oluşturulamamasına üzülüyorum. Hattat Halim Özyazıcı Hayatı ve Eserleri sergi kataloğu bir nebze de olsa teessürümü giderdi. Devamı da gelir inşallah. Üzüldüğüm diğer bir husus da az önce de arz ettiğimiz üzere Halim Efendi’nin eserlerinin bin bir parçaya bölünmesidir.  

Halûk Perk küratörlüğünde gerçekleşen ve kanaatimce 2021 yılının hüsn-i hat sanatı alanında en mühim, hamle çapında bir hizmeti olan sergi için koleksiyoner Halûk Perk’e, Zeytinburnu Belediyesi’ne ve organizasyona emeği geçen herkese teşekkürü borç biliyorum.

RAHMET OLSUN.

Halim Efendi için yapılacak daha pek çok şey var. Evvelemirde az önce bahsini ettiğimiz Halim Efendi kitabı yayınlanabilir. Bu konuda “Üstadın eserlerini daha sonra başka yayınlarla da tanıtmayı arzu ediyoruz” mülahazasını beyan eden Hâluk Perk’i takip edeceğiz inşallah. Sair koleksiyonerlerin, toplayıcıların vb. ellerinde Hattat Mustafa Halim Özyazıcı Müzesi kurulacak kadar yazı var. (Amasya) Şeyh Hamdullah Yazı Tarihi ve Hüsn-i Hat Müzesi ile (Gölcük) Hattat Ali Vasfi İzmidî Hüsn-i Hat Müzesi misallerinde olduğu gibi Halim Efendi adına müstakil bir yazı müzesi teşkil etmek vakıa mutabık olacaktır. 

Halim Efendi’nin ismi yakın zaman önce hizmete giren Cağaloğlu Geleneksel Türk Sanatları Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne verilebilir, ayrıca IRCICA bundan sonraki hat sanatı yarışmasını Halim Efendi adına tertip edebilir.

Bu vesileyle Halim Efendi’yi hayır ve rahmetle yâd ediyorum. Mekânı cennet olsun. Hakk Teâlâ yazdığı harfler adedince muhatabımıza in’am ve ihsanda bulunsun. Âmin.

Yazımıza, Hattat Halim Özyazıcı Hayatı ve Sanatı sergisinde ziyaretçilerin irfanına arz edilen Halim Efendi’nin sanatına bakış perspektifi ve cennetmekânın kısa özgeçmişiyle nihayet verelim.

HALİM EFENDİ’NİN SANATI

“Mustafa Halim Efendi bütün hat çeşitlerini ustalıkla, çok hızlı bir biçimde ve neredeyse düzeltmesiz bir şekilde yazmakta ustadır. Necmeddin Okyay’ın söylemiyle “yazıyı yenmiş, kalemi kendisine esir etmiş” kudretli bir hattattır. Güzel yazılarını hızlı yazması sebebiyle kendisi eski deyimle “serî’ül-kalem” olarak vasıflandırılmıştır. (Halim Efendi) Değerli hat eserlerinin bozuk ve yıpranmış yerlerini asıllarından fark edilmeyecek şekilde düzeltmekte büyük hüner sahibiydi.

(Hattat Mustafa Halim Efendi) İslâm hat sanatında topluca aklâm-ı sitte (Altı kalem) denilen sülüs, nesih, muhakkak. Reyhânî, tevkî’ ve rikaa’ dışında ta’lik, divânî ve rik’ayı da aynı kolaylıkla yazmıştır. Özellikle sülüs-nesih yazıları aşikâr bir şekilde diğer yazılarından daha güzeldir. Ta’lik yazıyla fazlaca ilgilenmemiş olmasına rağmen bu türde de kıymetli eserler vermiştir. Divânî yazıyı Divân-ı Hümâyûn’da memur olarak çalıştığı zamanda geliştirmiştir. Rik’a yazısı da görenleri kıskandıracak kadar güzeldir.

Her bir kalınlıktaki kalemi, kalem hakkını vererek, harflerin hareket ve canlılığını kaybetmeden kullanmasını bilmiştir. Harflerin canlılığı yanında, istifteki yerleri ve duruşları da ideal ölçülerdedir. Bu nedenle gubârî inceliğindeki yazılarından en kalın celîlerine kadar, bütün eserlerinde mükemmelliğe ulaşabilmiştir.

Emin Barın’ın anlattığına göre “Kompozisyonu önce kurşunkalemle çok basit şekilde tasarlar, kamış kalem kalınlığını seçer ve derhal yazıya geçer. Harf veya kompozisyondaki herhangi bir bozukluğu tashih etmektense, yeniden yazmayı tercih eder. Halim Hoca yazılarında pek az tashih yapar ve yaptığı zaman da bu hiç belli olmazdı.”

Halim Üstad yazacağı yazının tertibini zihninde tasarlıyor, kurşunkalemle kâğıda kabataslak yerleştiriyor, celî yazı kalemini eline alıp hemen yazmaya başlamasına rağmen hızı, hiçbir zaman elinden çirkin yazı çıkmasına neden olmuyordu.

Halim Efendi’nin kamış kalemdeki ustalığı kurşunkalem eskizlerinde görülmemektedir. Özensizliğinin sebebi sadece tasarımını nasıl yerleştireceğini planlamasıdır. Kurşunkaleme ait eskizlerde kesik kesik, parça parça olan çizgiler, iş, kamış kaleme geldiğinde akışkan, pürüzsüz, kendinden emin ve kararlı bir estetiğe bürünmektedir.”

HATTAT MUSTAFA HALİM ÖZYAZICI

20. yüzyılın büyük Türk hattatı Mustafa Halim Özyazıcı 14 Ocak 1898’de İstanbul’da doğdu. Aksaray Husûsî Gülşen-i Maârif Rüşdiyesinde hat muallimi Hâmit Aytaç’tan rik‘a, sülüs, nesih ve divanî yazılarını başlangıç seviyelerinde meşk etti. Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nde hâk ile resim şubelerinde eğitim aldı. Bâbıâli’de açılan Medresetü’l-hattâtîn’de (1915) eğitimine devam eden Halim Efendi, Hasan Rızâ Efendi ve Kâmil Efendi’den (Akdik) sülüs, nesih ve rik‘a, Mehmet Hulûsi Efendi’den (Yazgan) ta‘lik, tuğrakeş İsmail Hakkı Bey’den (Altunbezer) celî sülüs ve tuğra, Ferid Bey’den divanî ve celî divanî, Said Bey’den rik‘a yazılarını meşk etti. Yeniköylü Nûri Bey ve Bahâeddin Efendi’den (Tokatlıoğlu) tezyinî motifler üzerine ders aldı. Halim Efendi yazılarını meşk ederken küçük yazdıktan sonra büyüterek yazma metodunu değil, daha yazıya başlarken provasız doğrudan celî kalemle ve çok süratle meşk eder. Bu kabiliyet daha evvel Durmuşzâde Ahmed ve Yesârîzâde Mustafa İzzet efendilerle Mehmed Şefik Bey gibi kıymetli hattatlarda da görülmektedir. Fakat Halim Efendi bu noktada daha başarılı kabul edilir. 30 Eylül 1964’te vefât eden Halim Efendi, Kozlu mezarlığına defnedildi.

 

İbrahim Ethem Gören/07.01.2022-Yazı no: 277

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

SİTE HARİTASI

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.