KUSON WUNVAVONG İLE İÇİNDEN AHŞAP GEÇEN BİR SOHBET

Kuson Wunvavong Taylandlı emekli okul müdürü bir sanatkâr. Uzun yıllar Taylandlılara eğitim sektöründe hizmet vermiş bulunan Kuson Usta için on parmağında on marifet var dersek sezadır.

Hayatı boyunca ahşap işleriyle hemhâl olan muhatabımız klasik yöntemlerle tabii malzemelerden masa, sandalye, koltuk, ahşap saksılar, su olukları yapıyor, çömlekçilikte birbirinden güzel ürünler ortaya koyuyor. Eğitim sektöründe çalıştığı yıllarda pek çok sosyal sorumluluk projesine imza atan Kuson Usta kendi elleriyle ahşap malzemeden inşa ettiği evinde sanat ve zanaat çalışmalarını sürdürüyor. Yöneticisi olduğu okulun bahçesinde bulduğu kil yatağındaki hamurlar ile çocuklara fincan, tabak gibi küçük eşyalar yapmayı öğretiyor.

Geçtiğimiz aylarda Türkiye’yi ziyaret eden Kuson Wunvavong ile Boğaziçi Üniversitesi mezunu damadı Hayrettin Çağlar’ın tercümanlığında zanaatı ve çalışmaları üzerine hasbihal ettik.

EĞİTİMLE İÇ İÇE BİR HAYAT…

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Kuson Wannawong. 16 Şubat 1956’da Tayland’ın Nakhon Phanom ilinde 7 çocuklu ailemin altıncı çocuğu olarak dünyaya geldim. Doğduğum köyde büyüdüm. Eğitimimi, üniversite kısmı hariç doğduğum şehirde tamamladım. Üniversite eğitimimi de yine aynı bölgenin bir şehri olan Maha Sarakham’da tamamladım.

Üniversite mezuniyetimden sonra komşu köyde öğretmenlik yapmaya başladım. Aynı zamanda Maha Sarakham’da yüksek lisans öğrenimimi de tamamladım.  Ve komşu köye yerleştim. Aynı okulda müdür yardımcılığı ve müdürlük yaptım. 2017 yılında emekli olduğumda aynı okuldaki ilk mezunlarımın torunlarına öğretmenlik yapıyordum. Çocuklarım da bu köyde doğup büyüdü ve onlara da öğretmenlik yapma mutluluğunu tattım. Hatta çocuklarımın annesi, aynı okulun öğretmenlerinden olan eşim Supatsri Wannawong (o zamanlar Jantawong) ile de yine bu okulda tanıştım. Yani hayatım, ailemi de kapsayan bir halde hep eğitimle iç içe oldu.

“ELİMDEN GELEN İŞLERE MUHABBET DİYORUM”

Sanat ve estetik değerlerle ünsiyetiniz nasıl başladı?

Bahçe ve çiçeklerle uğraşmak bana her zaman huzur vermiştir. Doğada gördüğüm güzelliklerin minyatürünü oluşturma fikri doğdu sonraları. Öğretmenlik yapmaya başladıktan kısa süre sonra bu ilgi alanlarıma ahşap işlemeciliği de eklendi. Yaşadığım bölgede tropik bitkiler yetişiyor. Devasa gövdeleriyle ağaçların öylece devrilip yattığını görürdüm çocukluğumdan beri. Zamanla “Bu güzelim ağaçlar neden böyle çürüyüp gitsin” diye düşünmeye başladım. Peyzaj, çiçek süsleme işleri geliyordu elimden. Bu cümleden olarak ağaca, ahşaba yakındım zaten. Bunu bir zanaata dönüştürme, bir ustalıkla bezemeye kaptırdım gönlümü. Bu, emek verilebilecek değerli bir mecra olarak göründü gözüme. Bu fikre kapıldığım için şu an çok memnunum. Zira ahşapla, çiçeklerle ve birçok bitki ile muhatap olmak beni hep dinlendirdi. Siz buna sanat diyebilirsiniz, ben muhabbet diyorum.

Tayland sanatı denilince ne/neler anlamamız gerekiyor?

Tayland sanatı denilince birçok şey geliyor aklıma. Tayland’da ipek dokumacılığı, bakır işlemeciliği, gümüş işlemeciliği, heykel oyma, ahşap oyma-işleme, vernikçilik ve çömlekçilik yaygındır. Benim ilgimi çeken ve bilgi sahibi olduklarım da ahşap, vernik ve çömlektir.

TAYLAND’DA PİRİNÇ MUHAFAZA KAPLARI DİKKAT ÇEKİYOR

Tayland’ın meşhur el sanatları ve ürünleri neler?

Tayland’ın meşhur el sanatlarına ahşap ev eşyalarını örnek gösterebilirim. Ayrıca Buda tapınaklarındaki heykel süslemeciliği de bir el becerisi ürünüdür. Ahşaptan ve taştan yapılmış birçok heykel yine el ile oyulmuş ve işlenmiştir. Çok meşhur şeylerden söz etmemi istediğinizi zannediyorum.

Eyvallah…

Medyanın ve popüler kültürün bahsini bile etmeyeceği pirinç muhafaza kapları size verebileceğim en iyi örnektir.

“AHŞAHTA HUZUR ARIYORUM”

Ahşapta, ağaçta neler arıyorsunuz?

Ahşapta elbette huzur arıyorum. Bana huzur veriyor. Ama bu işin çıkış noktasını itiraf edeyim: Eskimiş şeyleri yenilemek, yaşlananı gençleştirmek arzusu sanırım. Yaşlandım. Beni gerçekten gençleştirebilecek bir kudret olduğunu geç de olsa öğrendim. İstediğim şey buydu. Tabii ki güzel bir şey yapmak insana huzurla beraber gurur da verir. Yaptığım şeyler beni bu şekilde mutlu ediyor.

Bu alanda neler yapıyorsunuz?

Ev eşyalarımın çoğunu ellerimle yaptım. Bu yıllarımı aldı. Yani, bir hafta sonu meşguliyeti değil bu. Zamanımı aldı. Amacım sadece bir şey üretmek olmadığı için hiç acelem olmadı. Misafirlerimi ağırlayabileceğim bir koltuk takımı ürettim. Evimizin içindeki vernikli ahşap merdivenler ve tören fotoğraflarımızın bulunduğu odamızın tüm eşyası elimden çıktı. Kapımızdaki çiçeklerle süslü bahçeleri de buna ekleyebiliriz. Aslında bu soruya kısa bir cevap vermeliydim. Evim ve bahçem. Ve okulumuzdaki seramik eşyalar…

“AĞACIN DA DİLİ VARDIR”

Ağaç, ahşap size neler söylüyor?

Ağacın da dili vardır. Özellikle devrilmiş, yıkılmış, koca cüsseli ağaçların söyleyecek çok şeyi vardır. Ben onlarda yükselen bir yardım talebi görüyorum. Ellemesem belki kimseye zararı olmayacak. Ama ben yatan bir hazine görüyorum. Ve üzerime düşeni yapıyorum. Hem ağacın yardım talebine hem de birlikte huzur inşa etme fikrine katılıyorum. Tam olarak anlatabildiğimden emin değilim. Ama ağaçta, ahşapta hayat buluyorum diyebilirim.

Yaptığınız eşyalardan bahseder misiniz?

Az önce ev eşyamdan söz etmiştim. Bununla beraber peyzaj yarışması için hazırladığım ve ulusal birincilik kazanan bir süsleme-bezeme ürünü var. Ayrıca şu an derslerine girdiğim ve idaresinden sorumlu olduğum özel bir okul var ve bahçesinde kıymetli bir kil kaynağı bulduk. Bundan elde ettiğim hamurla çocuklara fincan, tabak gibi küçük eşyalar yapmayı öğretiyorum.

“SANIRIM DOĞRU YOLDAYIZ…”

Görev yaptığınız okulda sosyal sorumluluk projeleri kapsamında hediyelik ağaç işleri, küçük ürünler/eserler tasarladınız. Öğrencilerden ve öğretmenlerden ne tür geri dönüşler aldınız?

Şu an görev aldığım okulun varlık sebebi başlı başına sosyal bir sorumluluk. Bu köylerden birinde doğup büyümüş ve sonrasında akademik bir kariyer yapmış olan hocamızın cömertliğiyle burada ihtiyaç sahibi çocukları ücretsiz eğitime alıyoruz.  Ahşap işleme, seramik işleri de birçok dersimiz arasından sadece birkaçı. Burada ürettiğimiz eşyayı satarak çocuklara parasal katkılar da yapıyoruz. Bu işi sevmeyen olmadı henüz. Sanırım doğru yoldayız.

Arkadaşlarınızın, çevrenizin eserlerinize yönelik ne türden değerlendirmeleri oluyor?

Gerçekten hayran kalanlar da oluyor, beğenmeyenler de... Ama mutlu olduklarında insanları gözlerinden anlayabiliyorum. İnsanlar bu işleri seviyor. Zahmetli bulanlar da oluyor ama gözler ve kalpler dinleniyor bu eserlerle. Bundan eminim.

Türk sanatlarıyla ilgili bilgileriniz neler?

Türk sanatlarıyla ilgili çok şey bilmiyorum. Camdan, gümüş ve bakırdan güzel şeyler yaptığınızı biliyorum. Damadım bakır işleme bir Osmanlı arması hediye etti bize birkaç yıl önce. Eşimin ve benim adlarımızı da yazdırmış Gaziantep Bakırcılar Çarşısı’nda. Tabi biz Gaziantep’i bilmiyorduk. “Suriye sınırındayım” dediğinde ürkmüştük. Bu güzel şeyin, o savaşların yaşandığı bir beldede işleniyor olması insana umut veriyor.

“TÜRKİYE OLDUKÇA GENİŞ BİR KÜLTÜRE SAHİP”

Türkiye’de nereleri ziyaret ettiniz?

Pamukkale’yi, Ürgüp ve Göreme’yi, Uludağ’ı, Kütahya’da Frig Vadisini, eski Yunan kalıntılarını gezip gördüm. Ayrıca, büyük camileri, müzeleri gezdim. Etkilendim. Kaç yıldır duruyor bilemediğim, aşınmış mermer basamaklar gördüm, tarihi anlatan… Bu memleket sadece bir ulusun mahsulü değildir elbette. Çok geniş bir kültür var burada.

Yaklaşık bir aydır Türkiye’desiniz. Türkiye’yi ve Türk insanını nasıl buldunuz?

Türkiye ve Türk insanı ile ilgili çok net bir fikrim var. Uzaktan mutsuz ve itici görünüyorsunuz. Yaklaştıkça ısınan, ısıtan bir yanınız var. Ama hem bu ülke hem de bu insanlar gerçekten tanınmaya değer. Şimdiye kadar Türkiye’ye gelmemiş olmama üzülüyorum. Yani, keşke gençken gelip bolca gezebilseydim.

Mutlaka etrafınızda ağaç işleri görmüşsünüzdür. Neler dikkatinizi çekti?

Dikkatimi çeken şey ahşaptan ziyade insanların hızlı ve kaygılı hayatları oldu.  İnsanların bu modern asırda hızlı yaşayıp sıradanlaşmaları beni ahşap ve peyzaja daha fazla yönlendiriyor. Sanırım gördüğüm çoğu ahşap süslemenin seri üretim mahsulü olması da bu hız ve sıradanlaşmayla ilişkilendirilebilir.

“TÜRKİYE GÜZEL İNSANLARIN ÜLKESİ”

Okuyucularımıza nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Mutlu olmak için, huzurlu olmak için sabırlı olmalarını, emek verirken cömert olmalarını tavsiye ediyorum. Kalbi güzel insanlarınızla tanıştım. Dilinizi bilmiyorum, insanınızı tanımaya yeteri kadar vaktim de olmadı. Ama gezdiğim birçok şehirde, turiste sevecen ve sıcak bakmaktan öte bir “hoş geldin” gördüm. Güzel insanların ülkesi burası. Güzel hatıralarla ayrılıyorum. Bu yüzden bu ülkenin insanlarına teşekkür ediyorum.

Ben de ilginiz için teşekkür ediyorum.

İbrahim Ethem Gören

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

SİTE HARİTASI

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.