KÜTAHYA “KAPI”SIYLA DA GÖZ KAMAŞTIRIYOR

KÜTAHYA “KAPI”SIYLA DA GÖZ KAMAŞTIRIYOR

İznik ile birlikte Türk çiniciliğinin önemli merkezlerinden biri olan Kütahya kent merkezinin girişlerine kadim şehrin tarihi dokusuna vurgu yapan, çini panolu kapılar inşa edildi.
Kadim şehre giriş yapanları asırların çini sanatı birikimine şahitlik eden çiniler; Kütahya çinileri karşılayacak bundan böyle. Kapıdan öte manaları zarif bünyesinde barındıran, birbirinden âlâ eserin hikâyesini ülkemizin önde gelen çini sanatkârı Mehmet Gürsoy ile konuştuk.


İZNİK ÇİNİSİ DENİLİNCE ECDADIMIZIN ÜSTÜN ZEVKLERİNİN MANZUMESİ RUMİLER AKLIMA DÜŞER

İznik ve çini kelimeleri yan yana geldiğinde sizde ne türden çağrışımlar yapıyor?


İznik ve çini kelimeleri yanyana geldiğinde ben de Bir göz musikisi oluşur ve bu musikinin notaları laleler, karanfiller, güller ve sümbüllerdir, böylelikle ecdadımızın üstün zevkler manzumesi rumiler aklıma ve gönlüme düşer. Bunların yanında kıymetli taşların; yani mücevherlerin renkleri ışıldar ruhumda... Mercan kırmızının haşmeti, zümrüt yeşilinin zerafeti, Lapis mavisindeki huzur ve asırlar boyu bu dünyada hükümranlık yapmış aziz Türk devletlerinin rengi "turkuvaz"ın gözlerimizi okşayışı… Ve düşününce derinden, böylesi muhteşem bir sanatın asaletini bize lütfeden Cenab-ı Allah'ın hikmet-i ilahiyesini görüp yeryüzünde sadece çini sanatımızda bu güzelliklerin toplandığını gönlüme nakşederim.

Çiniciliğimizin toplum, sanat ve ticaret hayatımıza yapmakta olduğu katkılar için neler söylemek istersiniz?

Çini sanatı, ülkemiz ekonomisine büyük katkılar sağlamaktadır. Bugün Kütahya ve İznik'te ağırlıkta olmak üzere yurdumuzun pek çok köşesinde irili ufaklı atölyeler çini üretmektedir.
Dumlupınar Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştığım 3 yıl içinde (1996-1999) pek çok öğrenci yetiştirdim. Bu öğrencilerimiz gerek üniversitelerin Geleneksel Sanatlar bölümlerinde, gerekse Halk Eğitim Merkezleri’nde, ayrıca belediyelerin açtığı kurslarda yüksek zevklerin manzumesi sanatımızı öğretmektedirler. Hatta bazı ceza evlerinde de çini eğitimi verilerek onların ruh sağlığına büyük hizmetler kazandırılmaktadır. Dolayısıyla on binlerce insanımız çini sanatımızla aile ekonomilerine katkıda bulunmaktadır.


ÇİNİ ESERLERİNE BAKTIĞINIZDA HUZUR BULURSUNUZ

Çiniciliğimizin alâmet-i farikası nelerdir?


Türk çini sanatının alâmeti farikası -İlk sorunuzda cevapladığım gibi- sanatın renklerinin, yani mücevher renklerinin insanlığa verdiği pozitif enerjidir. Hem izlendiğinde hem de dokunulduğunda, orjinal renkleri ve desenleri oluşturan ecdad yadigârı çiniler, bizlere pozitif enerji yüklemektedir.
Bir çini sanat eserine baktığınızda huzur bulursunuz. Gözleriniz ve ruhunuz hiçbir şekilde rahatsız olmaz. Sanatı yaparken çizdiğiniz her çizgi ve boyarken vurduğunuz her fırça darbesi en tekâmül etmiş olarak, yaratılan insanlığın gönlüne mütemadiyen Hakk’tan yana bir şeyler söyler. Hayatta bundan güzel bir hadise var mıdır?

Kütahya'yı sembolize eden çinilerin kapılara işlenmesi fikri nasıl ortaya çıktı?

Kütahya’mızın giriş ve çıkış kapılarına yapılan çini uygulamaları Kütahya Belediye Başkanı Sayın Kamil Saraçoğlu Beyefendi'nin bir projesidir. Kütahya’mız "UNESCO MARKA ŞEHİRLER AĞI"na girdikten sonra, şehrin kültür ve turizm kenti imajını vermesi açısından Osmanlı'da olduğu gibi estetik ve zarafeti şehre giriş ve çıkış kapılarında uygulama projesi kapsamında gündeme gelmiştir. Bunun da en güzel şekilde çinimiz ile elde edileceğine inanan Belediye Başkanımız tarafından hayata geçirilmiştir. Bu kapılara uygulanarak çinilerinde, sanatında kendilerini kanıtlamış uluslararası alanda isim yapmış sanatkârlara verilmesi tamamen Başkan Kamil Saraçoğlu'nun özel tasarrufudur.

Kapılardaki çini motif ve panolarının tasarım unsurlarına değinir misiniz?

Kapılarda uyguladığımız desen ve motifler 16. yy. Osmanlı döneminde yapılan; camilerimizde, türbelerimizde, sivil ve dini mimari eserlerimizde ve dünya müzelerindeki Osmanlı çini koleksiyon eserlerindeki uygulamalardan esinlenerek kompoze edilmiştir.
Kapılardaki çinilerde dönemin hünkârlarının, sarayın sanatkârlarının, musiki üstadlarının ve ulemanın zevki vardır. Çünkü bu desenler saray nakkaşları tarafından çizilmiştir.

Ne kadarlık bir çalışma ve emeğin ardından tasarım ve uygulama süreçleri tamamlandı?

Kapı çinileri altı ay gece ve gündüz çalışılarak yapıldı. Sadece kompozisyonlarına iki ay emek verdim.

Kaç kişilik bir ekiple projeyi hayata geçirdiniz?

Ben dâhil toplam 9 kişilik bir ekiple bu eseri gerçekleştirdik.

Kimler vardı ekibinizde?

Ekibimde çalışanlar; oğlum İbrahim Göktuğ Gürsoy, gelinim Öznur Gürsoy ve 20 yılı aşkın bir süredir yanımda çalışan, bizzat yetiştirdiğim, Zeynep Tula, Fatma Kaba, Yasemin Kahraman, Ümmi İpek, Emine Cingöz ve Cevdet Güleç'ten oluşmaktadır. Büyük bir özveri ve sabırla projeyi hayata geçirdik.

Kütahyalılar ve şehrinize gelen misafirler, üzerinde Kütahya çiniciliğinin sanat ve estetik unsurlarını barındıran kapılardan gelip geçerken ne/neler düşünüyor? Tepkiler, geri dönüşler nasıl?

Şehrimize gelen misafirlerimiz kapıların ve üzerine nakşedilen göz nurlarının şehrin kimliğine, estetik ve zarafetine ilave katma değer oluşturduğu hususunda hemfikir. Pek çok sanatkâr, hemşerimiz ve şehrin ileri gelenleri tarafından tebrik edildik.

Desenleriniz için başlangıcı ve sonunun belli olmadığı yönünde eleştiriler var, bu hususta neler söylemek istersiniz?

Görenler, görmek isteyenler, başı da sonu da görür. Kompozisyonlar ve uygulamalar ortada... Ecdadımızın desenlerinden bahsediyoruz. Öncelikle bu türden çabaları ecdadımıza saygısızlık olarak değerlendiriyorum. Bu fakir, bu koskoca iki büyük imparatorluğun çini zevkini 43 yıldır icra etme şerefine nail olmuştur. Hamd-ü senâlar olsun Yaradanımıza... Ne kadar şükretsek azdır.

Bu sanatı öğrenirken Prof. Muhsin Demironat ve Hocaların Hocası Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver'den feyz aldım. Hocalarım nur içerisinde yatsınlar. Kendilerinden çok tefeyyüz ettim. Ve bu konuda hâlâ feyz almaya devam ettiğim kıymetli Hocam Prof. Dr. Çiçek Derman Hanımefendi'ye de şükranlarımı ve teşekkürlerimi bu vesileyle arz etmek isterim.


KAPILAR, ECDADIMIZA OLAN SAYGININ SOMUT İFADESİ

Kapılar, Kütahya’nın misafirlerine lisan-ı haliyle neler söylüyor?


Kapılar ecdadımıza olan saygının bir ifadesi. İnsanlarımız, kapıların altından geçerken sanatkâr dedelerimizi vadediyor, onların muhteşem zevklerini hissediyor, ecdadımızın mirası karşısında estetiğin, zarafetin ve inceliğin verdiği hazzı, fırçanın ve renklerin asaletini temaşa ediyor ve böylelikle "huzura doğru" yolculuğa çıkıyor. 
Evet, tekraren söylemeliyim: Kapılardan geçenler bir nevi huzura doğru seyahate çıkıyor. Her defasında altından geçerken atalarının yüksek sanat zevki karşısında saygıyla eğiliyor. Çünkü ecdadımız yaradılıştaki altın oranı keşfetmiş ve ancak bundan sonra yola çıkmıştır. Çünkü çini bizatihi keşif sanatıdır. Bizler de onların izinden, fırçaların ucundan gönüllere doğru mükâşefe yolculuğu yapıyoruz.


ÇİNİ BİZİM ÖZ SANATIMIZDIR

Siz neler ilave etmek istersiniz?


Çini bizim öz sanatımızdır. Orta Asya’da, Uygur bölgesindeki Hitay Türklerinin ilk defa hayata geçirdiği naif bir sanattır. Selçuklu İmparatorluğu ile Anadolu'ya göçle beraber çini de bu topraklara taşınmıştır. Ve Osmanlı Cihan Devleti asırlarında büyük bir sanat izzetiyle ihtişamını tüm dünyaya göstermiştir.


ÇİNİ, USTASININ ELİNDE ATEŞİN OYUNUDUR

Çini, ustasının elinde ateşin oyunudur. Çini ateşteyken ustanın dili zikirdedir. Çünkü göz nurunuzu ateşe verir ve ateşten geriye ne kalacağını bilemezsiniz. Bu yönüyle çini aynı zamanda bir tevekkül sanatıdır. Bu sanatta "Ah teslimiyet!" vardır. Bu sanatta Yaradan'ın güzelliklerine teslimiyet, ustanın öğretişlerine saygı ve edep vardır. Çünkü hocanın önünde diz çökmeden geleneksel sanatlarımız öğrenilemez.


SANAT KUTLU BİR YOLCULUKTUR

Sanat yolculuğu kutlu bir yolculuktur. Bu uğurda halis niyetlerle yola revan olan biiznillah yoldan çıkmaz. Şeyh Sadi Şirazi “Ben doğru yolda kaybolmuş insan görmedim” der. Bizim öz sanatkârımızın gözü, gönlü ve eli terbiyelidir.

Son olarak bu hususta okuyucularımıza nasıl bir mesaj ileteceksiniz?

Son olarak söyleyeceklerim şunlardır: Çini sanatının inceliklerini öğreten ustalarımızdan Allah razı olsun. “Bir şeye âşık olduğunuz zaman her şeyi unutursunuz” diyordu, ‘Hocaların hocası’ Halil İnalcık. Ben de çiniye âşık oldum ve böylelikle kendimi karanfilin, gülün, lâlenin dibinde buldum.

 

İbrahim Ethem Gören

 

 

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • Kuveyt Türk müşterisiyim
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • Kuveyt Türk müşterisiyim
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.