UĞUR KARATAŞ İLE MÜCEVHER TEZYİNATI ÜZERİNE…

Uğur Karataş, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları bölümü mezunu bir sanatkâr. Hattın yanında tezhip sanatında da önemli eser ve projelere imza atan Uğur Karataş ülkemizin önde gelen mücevher tezyinat ustalarından biri. Sanatçı ile mücevher tezyinatı üzerine sohbet ettik.

Geleneksel sanatlarla irtibatınız nasıl başladı?

Öncelikle bu özel sohbet için çok teşekkür ediyorum. Malum olduğu üzere her sanatkâr, sanata olan ilgisini hayatının bir döneminden başlatır. Bizim de sanata olan ilgi ve alakamız ortaokul yıllarına dayanıyor. İmam-Hatip lisesinde okurken özellikle Arapça ve edebiyat ders defterlerini güzel yazmaya özen gösterirdim. Tabii resim yapmak da ilgi alanıma giriyordu. O dönemlere ait dini mecmualar ve ciltli kitaplardaki istifli hat yazıları ayrı bir ilgimi çekmiştir. Kitap kapaklarındaki yazıların aynısını çocuk aklımla yapmaya çalışıyorum. Eski el yazmalar ve rahmetli dedemin kırık rik’a ile yazdığı not defteri benim için ilk örneklerdir ve hâlen daha saklarım.

GÜZEL YAZIYA ÖZEL İLGİM VAR

Hülasa güzel yazıya ve musikiye karşı özel bir merakım vardı. Bununla beraber hat daha ağır basıyordu. Söz konusu ilgi ve merak tamamen içgüdüsel olarak devam ediyor ve ileride bir meslek olarak yapabileceğim aklıma bile gelmiyordu. Ta ki lise sonrası üniversiteye hazırlık kataloğunda -mezun olduğum- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin hüsn-i hat bölümünü görene kadar. Gerekli hazırlıklardan sonra üniversitede tezhip bölümüne kayıt yaptırdım. Aynı zamanda hüsn-i hat bölümünde de eğitim gördüm ve hâlen de görmeye de devam ediyorum.

Bir yandan hat, diğer yandan tezhip sanatında eser üretiyorsunuz. Hat bilginiz tezhibe, tezhib uzmanlığınız hatta ne gibi ilave katma değerler üretiyor?

Her sanat dalı birbirine ihtiyaç halindedir. Hattın tezhibe ihtiyacı, mimarinin çini ve diğer tezyini unsurlara ihtiyacı olduğu gibidir. Bununla beraber bazen hat sanatıyla minyatür veya resim, bazen de resim içerisinde kullanılabilecek tezhip motifleri sanatlar arası diyaloğu sağlayıp farklı armoniler oluşturabiliyor. Bu yüzden klasik sanatlarla modern sanatları birbirinden fazla ayırt etmemeye çalışıyorum.

SANATTA BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM ÖNEMLİ

Bu sanatların hepsine ait teorik ve pratik bilgiler sizin bütüncül düşünmenize fayda sağlıyor. Bir levha veya bir obje tasarlayacağınız zaman bu sanatlara ait bilgilerle hayâl dünyanızdaki “o şeyin” üretilmiş son halini görebiliyorsunuz. Eğer tezhip ve hat bilginiz varsa hat ile meşgul olurken yazının manasından, mürekkebin renginden başlayarak etrafının nasıl süslenilmesi gerektiğini hayâl edebiliyorsunuz.

MÜCEVHERİ KLASİK SANATLARA DÂHİL ETMEYE ÇALIŞTIM

Hattan, tezhipten mücevher tezyinatına nasıl geçtiniz?

Aslında geleneksel sanatlardan, özellikle de hat sanatından mücevhere geçiş yaptım sayılmaz. Bilakis mücevheri klasik sanatlara dâhil etmeye çalıştım. Bu serüven ise,  üniversitenin son yılında minyatür hocamız Taner Alakuş’un dünyaca ünlü mücevher tasarımcısı Sevan Bıçakçı’ya bizi tavsiye etmesiyle başladı.

 

Sizden, bir tezhip sanatkârından bu bağlamda ne/neler istendi?

Özellikle yapılan ürünlerin hat, tezhip ve minyatür olarak tezyin edilmesi istendi ve sonrasında da özel tasarımlara dönüştü. Zaten mücevher sektöründe, özellikle Osmanlı’nın klasik dönemlerinden günümüze kadar geleneksel sanatlar hep kullanılmaktaydı.

Hangi mücevher unsurları tezyin ediliyor?

Kolye, broş, küpe, kol düğmesi gibi takılar öncelikle tezyin ediliyor. Kolyelere, broşlara koruyucu ayetlerin yazılması, motiflerle tezyin edilmesi ve değerli/yarı değerli taşlarla süslenmesi gibi savaş malzemelerinde de bu tezyinat söz konusu. Biz de bundan yola çıkarak yüzük, kolye, küpe, kol düğmesi ve broş gibi günlük hayatta kullanılabilecek tasarımlarda bu minvaldeki hüsn-i hata, tezhibe ve minyatüre yer vermeye çalışıyoruz. Bunun yanında yarı değerli taşların içerisine mimari ve tezyini heykeller yaparak mücevher süslemeciliğini devam ettiriyoruz.

MÜCEVHER TEZYİNATINDA HİKÂYE ÖNEMLİ…

Mücevher tezyinatı denilince ne anlaşılması gerekiyor?

Mücevher tezyinatı denilince tasarımıyla, süslemesiyle, altınıyla, gümüşüyle, değerli/yarı değerli taşlarıyla ve işçiliğiyle bir bütün akla gelmelidir. Yani bir tablo gibi… Ve bu tezyinatın da dayandırıldığı bir de hikâyesi olmalıdır.

Adı üzerinde mücevher… Mücevher tezyinatı nasıl bir ihtiyaca binaen ortaya çıkmış olmalı?

İnsan fıtrat olarak bir koruyucuya inanır. Eski toplumlar da bu anlamda kendilerini kötülüklerden koruduklarını inandıkları nesneleri üzerlerinde taşınmayı âdet edinmişlerdir. Bu bazen renkli bir taş, bazen de diş-kemik gibi canlı varlıkların parçaları olarak karşımıza çıkmaktadır.

İslâm toplularında da bu durum ayetlerin yazıldığı objeler olarak görülmektedir. İnsanlarımız değer verdikleri nesneleri daha kıymetli hâle getirmek için kültürlerinden etkilenerek farlı şekillerde süslemişlerdir. Bu durum günümüzde de geçmişten farklı değildir. Sadece biraz daha estetik bir hâl almıştır.

Mücevher almak isteyenlerin talepleri ne yönde?

Mücevher satın almak isteyenler aldıkları ürünlerde değerli taştan üzerine yapılmış tezyinata kadar bir mânâ içermesini bekliyor. Bu yüzden üzerinde taşıdığında kendini iyi hissedeceği ürünleri tercih ediyor.

Bu alanda neler yapıyorsunuz?

İnsanların sosyal hayatlarında mücevher olarak kullanabileceği yüzük, küpe, kolye, bileklik, kol düğmesi, broş ve saat gibi objelerin tasarım sürecinde karar verilmiş bütün tezyinatını yapmaktayım. Bunların içerisinde hat, tezhip, minyatür ve yarı değerli taşların içerisine yapılan heykellerin boyanması dâhil, vitrine çıkmadan önceki son hali tarafımızdan yapılmaktadır.

Mücevher süslemesinin tasarım ve uygulama aşamalarından bahseder misiniz?

Mücevher tasarımına, “Nasıl bir şey tasarlamalıyız?” düşüncesinden sonra eskizler hazırlanarak başlanılıyor. Eskiz aşamasında en ince detaylar bile düşünülerek üretim aşamasına gelecek hâle getiriliyor. Bu detaylar ürünün büyüklüğünden; üzerinde kullanılacak değerli ve yarı değerli taşların renklerine, tezyinatından; taş içine yapılacak heykele kadar olan süreci içeriyor. Bu aşama mücevher tezyinatına da yön vermektedir. Daha sonra tezyinat uygulanacak alanın zemini gerek duyulan renklerle boyanarak eskiz kullanılmadan doğaçlama olarak uygulanmaktadır. Çünkü uygulanacak alan düz zemin olmadığından aktarılacak motifler veya yazı zihinde şekillenip öyle aktarılabilmektedir.  

Hangi malzemelerin üzerini, nelerle süslüyorsunuz?

Altın, gümüş ve yarı değerli taşların üzerine veya içine hat, tezhip, minyatür ve mikro resimlerle süslüyoruz.

Boyalarınız, malzemeleriniz neler?

İnce uçlu tezhip fırçaları ve su bazlı olmayan akrilik boyaları tercih ediyoruz. Bunun sebebi; tezyinatı uyguladığımız alan kuruduğu zaman cam kıvamını alan sıvı bir malzeme ile korunmaktadır. Akrilik dışındaki boyalar sıvı koruyucu ile temas ettiği zaman hemen çözülüp bozulmaktadır. Bundan dolayı akrilik boyaları tercih ediyoruz.

Oldukça küçük zeminleri tezyin ediyorsunuz. Mücevher tezyinatında usta işi bir eser hangi özellikleri haiz olmalıdır?

Bu alanda ustaca yapılmış bir iş her haliyle farklılık gösterir. Yani sizin tezyini bilginiz dışında mücevheri daha değerli hâle getirecek diğer ustalıklar da kaliteli olmalıdır. Yazdığınız bir yazıyı sâdekâr güzel kesemiyorsa, çizdiğiniz motifleri kalemkâr gümüşe ustaca işleyemiyorsa, dünyanın en önemli heykeltıraşı Ayasofya’yı büyük bir maharetle taşın içine oyup siz de onu o ustalık derecesinde renklendiremiyorsanız istediğiniz kadar dünya markası olun hiçbir değeri yoktur. Çünkü bir şeyler birbirini tamamlayamamış demektir. Kısacası tasarım dehâsı bir mücevher, her aşamasında işi bilen ustasının elinde şekillenirse ortaya devasa bir eser çıkmış olur.

Altın, gümüş, bakır üzerinde çalışmakla kâğıt zemin üzerinde çalışmak arasında ne gibi benzerlikler/farklılıklar var?

Mantık olarak bir fark yok. Ama kâğıda çalıştığınız kadar özgür değilsiniz. Kâğıda, yapmış olduğunuz eskizlerin en güzel hâlini nakşedebiliyorsunuz. Fakat bu durum metal üzerine mikro çalışırken mümkün olamıyor. Bundan dolayı tasarladığımız desenleri eskiz kullanmadan uygulanacak zemine aktarmak zorundasınız.

MÜCEVHER TEZYİNATI OSMANLI’DA ALTIN DÖNEMİNİ YAŞAMIŞTIR

Mücevher tezyinatında önceki asırlarda, Osmanlı’da neler yapılmış?

Osmanlı dönemi mücevher tezyinatı açısından zirve dönem sayılabilir. Özellikle klasik dönemden (16.yy ve sonrası) itibaren sanatın her alanında olduğu gibi mücevher tezyinatı da önemli yer almaktadır. Günlük kullanılan ziynet eşyalarının dışında murassa ciltli el yazma eserlerde, kuburlarda ve savaş malzemesi olan kılıç ve hançer gibi objelerin hem metal kısımlarında, hem de kılıflarında her türlü tezyîni unsurları görmek mümkündür. Bu objelere yakut, zümrüt gibi kıymetli taşlar kakılmıştır. Dönemin önemli hat sanatkârlarına veya müzehhiblerine bu kıymetli eşyalar süsletilmiştir. Bunun yanı sıra saray içerisinde kullanılan ayna, çatal-bıçak takımları ve hokkalar gibi günlük eşyaların da muhtelif yerleri tezyin edilmiştir.

Günümüze ulaşan mücevherler nerelerde sergilenmekte?

Topkapı Sarayı’nda ve özel koleksiyonların satışa sunulduğu müzayedelerde görmek mümkündür.

Bu vesileyle okuyucularımıza nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Sanatın herhangi bir alanıyla ilgilenen arkadaşların sanat olgusunu bir bütün olarak görmelerini tavsiye edebilirim. Yani tasarımcı demek sadece çizmekten ibaret değildir. Hangi sektörde tasarım yapıyorsanız o sektöre ait bütün teknik bilgilere de sahip olmak gerekir. Ayrıca mücevher tezyinatına yakînen tanık olmak isteyenlere kadim şehir İstanbul’un sokaklarını adım adım gezmelerini tavsiye edebilirim.

 

İbrahim Ethem Gören

{name}
{content}
+
-
{name}
{content}
+
-

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

SİZİ ARAMAMIZI İSTER MİSİNİZ?

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • Kuveyt Türk müşterisiyim
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.

İşleminiz gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyiniz...

BİZ SİZİ ARAYALIM

  • ADINIZ
  • SOYADINIZ
  • TELEFON NUMARANIZ
  • E-POSTA ADRESİNİZ
  • Kuveyt Türk müşterisiyim
  • AÇIKLAMA
  • Kişisel Verilerle İlgili Aydınlatma Metni ’ni okudum, başvuru kapsamında kişisel verilerimin işlenmesine onayım vardır.